şükela:  tümü | bugün
  • olmazsa olmaz ve de sine qua non'un zitti. (bu baglamda sine qua si onermesini kullanmak istemiyorum)
    -da ayri olacak hemserim.
    -biliyoruz da basligi biz acmadik.
    -peki.
  • bahsi gecen sey, aslinda olmasi istenen, ama olamayacagi kesinlesince degersizmis, onemsizmis gibi gostermek icin sarfedilen bir lafciktir.
  • ... ne buyurmus ferit hamdi:

    "olmasa da olacaksa, olmasa da olur.
    ne ki, olmasa da olur.
    hicbir sey olmasa da olur.
    cunku, her sey olur."

    **
  • twitter'da biri, hesabında böyle bir liste yaratmış.
    beni de takip ediyomuş [follower hesaabı] ve bu listenin içine atmış.

    bi an görünce tuhaf oldum.
    tanımadığımız etmediğimiz biri bizi twitter gibi, aslında son derece önemsiz olan [bi yere parantez içinde ünlem koycaktım, tam yerini şeyedemedim, her neyse, sanal olduğu için otomatikman önemsizleşiyor ya zaten, heheh] bir yerde okumaya, takibe başlıyor. demek ki, yazdıklarım onun için bişey ifade etti ki, takip ediyor, diye düşünüyor insan, otomatişmen. [öyle düşünüyor di mi? normali bu yani... lan yoksa?] sonra bi bakıyosun adamın hesabında yarattığı "olmasa da olurlar" listesindesin. "anaam!" diyosun, nedeeğğn, nedeeğğnn, nedeeğğğnn??? [murat soydan çok güzel çıldırırdı böyle.]

    normalde, tanımadığımız ya da az tanıdığımız herkes bizim için 'olmasa da olur'dur zaten, di mi? sevmediğimizden, kötülüğünü istediğimizden değil, sadece varlığı bizim için bişey ifade etmediğinden olmasa da olurdur. muhabbet etmiş, umumi yerlerde birbirimizi kesmiş, ağır market poşetlerime yardımcı olmuş olsa bile olmasa da olurdur. düşünmezsin ama, olmalı mı, olmamalı mı, diye.
    hatta ayıp bişi bence, "olmasa da olur" filan demek birisi için... gün içinde hiç görmediğimiz biri için olmasa da olur diye düşünmeyiz çünkü, "yenimahalledeki orhan berber'in çırağından bana ne? olmasa da olur" demeyiz yani...

    yine de, insanın "olmasam da olurum"uyla yüzleşmesi, öyle dank diye ama, hiç beklemediğin bi anda, kolay değilmiş. [ok canım, haber veririz bi dahaki sefere bi gerçekle daha yüzleşmen gerektiğinde.] anlık bir can sıkıntısı, kısa süreli surat düşmesi, dibe vurma, toparlanma, yüzeye çıkmak için çırpınma gibi süreçleri beraberinde getiriyormuş. havalı havalı yürürken bileğinin burkulması, taşa takılmaktan dolayı sendelemek gibi bişiymiş. kimsenin farketmediği karizmanda orta derinlikte çiziklere sebebiyet veriyormuş.

    [tağam, geçti, iyiyim bişi yok öhm.]

    yalnız işte bi ayrım var bu konuda ki, onu burada değerlendiremiyoruz. iyi tanıyıp, görüşmediğimiz ya da görüşmeyi istemediğimiz herkes de 'olmasaydı ne iyi olurdu'dur. tağam herkes değil tabii ki. iyi tanıyıp, artık görüşmediğimiz ama bir yerlerde karşılaşsak filan sevincimizden ölebileceğimiz insanlar da var. [bu ayrımı iyi yapmak lazım.]ancak, bu bir daha görüşmek istemediklerimizin listeleri de yapılır, duvardaki fotoğraflarına kurşun da sıkılır, gerekirse viski kadehi de fırlatılır.
    oh olur...
  • güzel önermedir. her şey için bunu diyebilmekse erdemdir.
  • yalın'ın "sen en güzelsin" albümünün 3 numaralı ve en güzel parçası.
  • yalın ın yaptığı en güzel şey.
  • bugün bir kere dinledikten sonra tekrar tekrar dinlemeye başladığım şarkı. içimden geçen kelimeleri birleştirsem belki de bu kadar net olabilirdi.

    "tam benlik birisi var bir tutam yaz gülüşü var
    kocaman egosuyla olmasa da olur olmasa da olur.. "

    onun o muhteşem egosunu besleyemeyen ben, bu sözleri nasıl içten söylemem ki?

    ama şöyle de bi sorun var : ele avuca sığmayan, başı bağlanamayan, uslu durmayan o. ve zaafımı bildiği için küs kalamadığım yine o.

    "ne yaz ne kış o tam bahar kime bahar
    bir gün yağar bir gün açar
    sevdirir kendini şeytan tüyü var
    yoksa da hayat kurur yanar."
  • siyasetçiler

    "dünyada barışı sağlamak isterseniz; politikacıları öldürün yeter, halklar anlaşır."
    g. bernard shaw

    ne güzel söylemiş