şükela:  tümü | bugün
  • olumsuz bir iş/oluş/hareketin literal anlamda gerçekleşmesi, korkulanın gerçekten başımıza gelmesi; kafada kurmalar, "olursa ne yaparım" endişeleri, tasarlanan senaryolar, ter bastıran ihtimaller kadar yormaz ve yıpratmaz kişiyi.

    mesela aldatılmaktan korkan insanı ele alalım. uykusuz geçen geceler, ulaşamayınca beliren yorucu senaryolar, tükenen umut, anda kalamamak, huzursuz bacak sendromları, tırnak yemeler, her harekete anlam yüklemeler. bu korkuyu taşıyan insan aldatıldığını belgelediğinde, o zihinsel eziyet süresi kadar kendisini yerden yere vurmayacak, muhtemelen üzerinden bir yük kalkacaktır ve bununla baş etme gücünü de içinde zaten bulacaktır. "biliyordum" demenin dayanılmaz hafifliği midir ya da artık endişe edilecek durumun sona erişinden midir bilinmez, ama varılan sonuç, süreç kadar hırpalamaz.

    işten kovulmaktan korkan biri, çalıştığı süre boyunca kafasında tokmak hissederek eli ayağına dolaşır, yaptığı işe odaklanmaz, yine anı kaçırır, çoğunlukla anlamlı ifadeler de kuramaz ve bu endişe sağlığını günden güne kemirirken etrafına da bombok bir enerji yayar zaten. ve nihai gün gelip çattığında, işten kovulan birey, bu anı beklediği kadar harap olmaz, çekmeceyi kutuya boca edip, kimseye gülücük saçmak zorunda hissetmeden orta parmak selamı çakıp iş yerini terk eder ve bununla baş edecek gücü de zaten içinde hisseder, dediğimiz gibi.

    anafikir, "ya şöyle olursa" endişesi ile veremlerden verem beğenmeye gerek yok. olduğunda düşünürüz.
  • « zincirlerimizden baska kaybedecek bir seyin » kalmamasiyla iliskilidir.
    ozgurlesmedir.
    hafifliktir.
    ruzgar nereye sen orayasindir gayrı...