şükela:  tümü | bugün
  • hassiktir
  • (ara: olmeden once)
  • plaudite, amici, comodeia finita est. (ludwig van beethoven, ölümünden önce günah çıkarttıktan sonra söylemiş. eski roma'da oyunlardan sonra oyuncular seyirciye dönüp bu cümleyi söylerlermiş: alkışlayın dostlar oyun bitti)
  • "-hepsi yalancı! ".... g.v plekhanov, rus marxisminin babası "rus halkı hakkında ne düşünüyorsunuz" sorusuna cevap verip ölmüştür...
  • "-aman tanrım" karl marx bir rivayete göre rus ekonomisiyle ilgili toparladığı kendisinden büyük iki sandık istatistiği görünce ölmüştür...
  • goethe - "ışık..daha çok ışık.."

    bu son sözü hayli meşhur olmuştur goethe'nin ve bir anlam yüklenmeye çalışılmıştır. oysa ki yatağındayken hizmetkarına perdeyi biraz daha aralamasını rica etmiş olması gerçeği hasıldır yalnızca.
  • olumu gozumde buyutmekten baska sansim yok esasen. insana bahsedilmis olan fani olus, elbette dogrunun kesilecegine delalet eder; cennet'ten kovulali beri, cenin pozisyonundan kabre gidecegi belletilir insana. montaigne'in guzel bir kelami vardir; tematik kitap yazmaya kalksa, sadece cesitli olumleri yazacagindan bahseder. bizim bilemedigimiz bir diyara (kuvvetle muhtemel olmayan bir diyara) gidince olen, bize [yasayanlar], esrari birakir sadece. yasamin ucsuz bucaksiz sularinda seyreden hayattakiler, bilinmeyenin sisle kaplanmis ucsuz bucaksizligi karsisinda hulyalara dalip, yolculuga cikmadan evvel yankilanan birkac soz kirintisinda mana arar.

    "olumden korkmak, oyle olmadigi halde insanin kendisini bilge yerine koymasindan baska bir sey degildir. cunku bu, insanin hic bilmedigi bir seyi bildigine inanmasi anlamina gelir. cunku hic kimse, olumun insanlar icin iyiliklerin en buyugu olup olmadigini bilemez; ama gene de, kotuluklerin en buyugu oldugundan kesinlikle eminmisler gibi insanlar ondan korkuyorlar... baskalarindan daha bilge oldugumu iddia etmeye kalkiyorsam, bu bilgeligim, bir sey bildigimi sanmayisimdan ibarettir."

    [platon, sokrates'in savunmasi]

    bundan birkac yil once ozenti'nin kitapliginda andre maurois'in bir kitabina rastladim: un art de vivre; kitabin sonlarina dogru tum yasamin kokusu sinmis bazi olumlerden bahsedilmekteydi. metne isinamadigimdan olacak, neredeyse tumu silindi hafizamdan. kadikoy'de, bir gecede dort kere intihar etmeye karar verdigim halde denize atlamaya usendigim gece, olum doseginde, olumu karsilayacagimin bilinciyle hangi kelimeleri zikredecegim dustu aklima. muzige dair akillica sozler edemezdim sirlarimi kendime saklamaktan ezelden beri hoslandigimdan kelli; sacmalamak da istemezdim sanirim, ne de olsa sozlerim hep boyle akseder benim haricimde kalanlara; belki -marx'in cinligine ters istikamet, tum fikirlerden arinarak- sessizlikle karsilardim canima elveda dedigim buyulu ani; bilmiyorum. dusunsenize; olumun sehvetini son climaxla bezemek! kisa sure gecince, mevzuubahis kitabi tekrar elime aldim; kitapta olumu son sozle taclandirmak hususunda yazanlardan hatirladiklarim asagidaki gibiydi:

    thomas de lagny: yasaminda, sayilarin karelelerinin hesaplanabilmesi icin kisa bir yontem bulan lagny, 1734 yilinda bilincini tumuyle yitirmis ve kendisine yoneltilen sorulara dahi cevap veremez hale gelmisti ki, yardimcilarindan biri -artik isguzarligindan midir bilinmez- kulagina dogru hafifce egilerek fisildadi: "on ikinin karesi kactir?" lagny, "yuz kirk dort" dedi kararsizliga yer vermeyen bir kesinlikle ve oldu (en azindan rivayet bu sekilde).

    halle: kalp anatomisi ustune epey kafa yormus olan halle, olmeden evvel surekli nabzini saydigini belirttikten sonra, yanindaki arkadasina bakarak konusmus: "nabzim, durdu"

    dominique bouhours: yasami boyunca analitik calkantilarin icinde dolasarak kelimelerin dogru kullanimlari ustune kelam ureten -filolog- bouhours, olmeden evvel su kelimeleri soyleyebilmis: "olmek uzereyim yahut oluyorum; ikisi de soylenebilir"

    marcel proust: kendi deyimiyle katedrali olan a la recherche du temps perdu'ya yaptigi ince bir gondermeyle (soyleyerek degil yazarak) olmus proust: forcheville.

    honore de balzac: balzac, kendi havsalasinin derinliklerinde cikartip vucuda soktugu bir karakteri, doktor olan bir karakteri cagirmis: "bianchon"

    gustav mahler: "mozart mozart!"

    jean baptiste camille corot: corot ise empresyonist fisiltilara gebe eserlerindeki renklere dair bir dilek birakmayi uygun gormus arkasinda: "umarim gokyuzunde de resim yapmak mumkundur"

    karl marx: kendisine son sozunu soran hizmetcisine (ki mevzuubahis hizmetciye soyledikleri, -benim pek isinamadigim- son sozu olarak yaftalanmistir) sert cikmis marx: "git buradan. son sozler, yeterince soz soylememis aptallar icindir"
  • hegel: ölmeden önce kendisine yakın bir öğrencisine "beni bir tek sen anladın, sen de yanlış anladın," demiştir. biz de bunun üstüne. "eğer marx'ı tanımış olsaydı belki de onu doğru anlayan kişiyi de bulmuş olacaktı" diyebiliriz.