şükela:  tümü | bugün
  • olum gibi bir sey oldu ama kimse olmedi
  • ne demiş yazar? olmak ya da olmamak,işte bütün mesele bu.
  • elindekinin kıymetini bilmeyip şımarıkça tüketmektir her anı, her güzel şeyi. hani çocukken, belki milyonlarca çocuğun sahip olamadığı bir oyuncak alındığında sana, iki oynar sıkılırdın ya, kırar atardın bir kenara, bir daha yüzüne bakmazdın. aynen o şekilde aslında deli gibi zevk alınabilecek, başkalarını mutluluktan delirtecek şeyler varken elinde, hayattan zevk almamak tribine giriyorsun. şimdi gözlerini kapat bir süre, kansere yakalandığını düşün, sağlıklı yaşadığın geçmişte karşılaştığın ve elde ettiğin şeyleri düşün, bunlar;
    - aşk olabilir,
    - güzel bir bahar sabahı yüzünü yalayan bir esinti,
    - sokakta süt verdiğin minnoş kalpli bir kedi yavrusunun cılız miyavlaması,
    - şöyle dolu dolu bakılan gökyüzünün o muhteşem mavisi,
    - doğa yürüyüşü esnasında keşfettiğin küçük bir pınardan eğilip su içmen,
    - okuduğun bir kitap, seyrettiğin film,
    - babaannenin yaptığı leziz yahni vs. olabilir. ne kadar da kıymetli ve yaşanası şeyler olurdu değil mi? bunların güzel ve keyifli olabilmeleri için kanser mi olman gerekiyor kuzum? yaşamaktan zevk almamak ne demek? şimdi elindeki klavyeyi, pc'yi, instagram'ı, facebook'u bırak, dışarı çık ve kaldır kafanı havaya bulutlara bak, güneş değsin tenine, bir anlığına unut tüm her şeyi, 13 milyar yaşındaki ucu bucağı olmayan evrende sahip olduğun küçüklüğe rağmen var oluşunun keyfini hisset taa hücrelerinde. yaşa hayatı hiç ölmeyecekmiş gibi.
  • ikisi birlikte pekala mümkündür, hatta gayet de yaygındır. hayatını bir ideal uğruna feda etmiş ya da tüm ömrünü insanlık adına bilimle uğraşmış ve zamanı yetiremeyen insanları bir kenara koyarsak ölümden en çok korkan ve en uzun yaşamak isteyenler, genel kanının aksine hayatı en iyi şekilde yaşayanlar değil, bunun tam tersidir.

    yaşadığı hayatın bir boka benzemediğini düşünen kişi çok uzun yaşamak ister, olur da şansım döner, yaşayamadığım yılların acısını çıkartırım diye.

    çaresi nedir derseniz büyük oranda şans derim. insanın başka insanlara ihtiyacı var her anlamda ve karşına iyi, kafa dengin insanların çıkması ve hayatında kalması büyük oranda şans. ama kişinin kendi kendine yapabileceği bir şey de var. bıkmadan, küçümsemeden, yeri geldiğinde sapık gibi -aldırış etmeden- küçük mutluluklar üretmeye çalışmak.
  • üstelik araftayım firardayım hastayım hattaaaaaa diyerek haykırasım geldi. tam olarak şu an içinde bulunduğum durum.
  • sonra sık sık köprünün oralarda gezmeler, gidip gelip ecza dolabını karıştırmalar, baba yadigarı silahla bakışmalar falan...
  • işte bunlar hep koynuna girip salya sümük rahatça, utanmadan ağlayabilecek bir insan olmamasından şu kodumunun hayatında.

    halbuki, "boşver lan, öleceksek de yanımda sen olacaksın" diyen bir yürek olsa yanımızda. pefff, yak abi yak zaten çok oldu ciğerleri mikeli.
  • kısaca genel olarak durumumuz bundan ibaret.
  • bugün canın çok sıkkın,
    hersey sana zor geliyor
    olabilir.
    bugün aşkın bitmiş,
    o seni terkedip gitmiş
    olabilir.
    sanki sen hiç bilmediğin
    bir kaos içindesin,
    kimbilir.

    günlerin getirdiği,
    senin yitirdiklerin.
    sanki hiç umut yok.
    çok yorgunsun.

    ne olursa olsun,
    yaşamaya mecbursun.
    ne olursa olsun,
    yaşamaya mecbursun.

    bugün duyduğun haberler
    sana utanç veriyor
    olabilir.
    bugün din ve ırk uğruna
    cinayet işleniyor
    olabilir.
    mostar köprüsü çökmüş,
    neretva ne kadar üzgün
    kimbilir.

    günlerin getirdiği,
    açlık ve gözyaşı.
    insan hep umut eder,
    biliyorsun bunu.

    ne olursa olsun,
    yaşamaya mecbursun.
    ne olursa olsun,
    yaşamaya mecbursun.

    ve

    hiçbir kere hayat bayram olmadı ya da
    her nefes alışımız bayramdı
    bir umuttu yaşatan insanı
  • türkiyenin değil dünyadaki her yerin özetidir.
    çünkü hayatın temelinde dipsiz bir manasızlık ve hiçlik yatmaktadır. aslında dünyada kim olursanız olun ve ne yaparsanız yapın hepsinin manası bu yüzden hiçtir.

    belki iyon uygarlıklarınından bu yana bir çok teknoloji geliştirip, keşif yaptık ama felsefi olarak halen aynı yerde sürünüyoruz.

    ne demiş epikür: "yaşamımızı bekleyişten bekleyişe tüketiyor ve hepimiz acı içinde ölüyoruz..."