şükela:  tümü | bugün
  • ahmet kaya'nin seslendirdigi safak turkusunde gecer.. insanin tuylerini diken diken eder, sizi alir ve taaa uzaklara goturur... hakikaten, olmek ne garip sey anne ...
  • yüzleştiğin acı tanımsızdır anne...

    erkendir her ölüm, sevdiğini uğurlarken buralardan.
    başlangıcı olup sonsuza uzanan tek şey zamandır. ve geriye kalan herşey, onun içinde kaybolmaya mahkumdur, biliyorsun.
    bunu tahmin etmemişsin işte, hiç böylesi aklına gelmemiş. düşlemiş miydin? böyle birşeyi nasıl düşlersin ki, düşlemedin elbet.
    sevdiğin hiçkimseye yakıştıramadın ki ölümü. onlar sıcaktılar, sevgi dolu. ama ölüm, içini üşütecek kadar soğuk. ellerin değil, duygularındı üşüyen şu yaz ortası.
    görememek, konuşamamak. bir gün önce yanında olandan, artık bir ömür boyu ayrı kalmak gibi yakıcı hisler kapladı heryanını.
    bu idi demek, sevdiklerinden önce gitmek isteyişinin nedeni. bunu nasıl bir bencillikle istediğin ve isteğini ne kadar geçerli nedenlere dayandırdığın aşikardı şimdi.
    ona senden yakın olanların acısını görünce, sakladın kendi acını. öncelik sırasını karıştırdın acıların. onların bu haline mi, acının asıl nedenine mi üzülüyordu için, en ilk?
    gideceğin zamanı bilerek yaşamanın verdiği ağırlığı, bir kez daha hissetmiştin.

    bu açmazda, kim daha acılıydı ki acaba?
  • bununla bir kez daha karşılaştım. kendi ölümüm benim için yok gibi bir şeyken, ailemi çok derinden etkileyecek. tıpkı onların ölümünün beni etkileyeceği gibi. babam bugün ağlamış mesela. ben daha erken öleceğim korkusu bu. oysa benim için daha erken ölmek güzel. belki yalvarsam ulaşamayacağım bir şey. herkes geriye kalmamak istiyor aslında. kimininki ise bencillik. bencil olmamak gerekiyor. hani "sıralı ölüm versin allah" derler ya. ölmek garip. hatta ölümden önce hastalıklar bile garip. ama düzenin en acaip ispat yeri ölmek. düzenin ben varım deme şekli. düzenin sizin kurallarınızdan önce benim kurallarım var deme şekli. bir gün herkesin, kendinin bile, öleceğini bilerek yaşamaktır belki de ölmek.
  • (bkz: ahmet atakan)
  • düşünüyorum bazen, salladıkları bi gaz bombası kafamı sikmiş, beynimi dağıtmış. yatıyorum hastanede. ölücem lan. böyle der miydim, yoksa kafamı skeyim, niye geldim diye. ama haklıyım lan işte. ülke benim, hak benim, haklıyız lan, yaşamak istiyoruz işte. nefes almak özgürce. sen istemez miydin annem evladın özgürce yaşasın, gülsün oynasın. şerefsizlerin, kendini allah sananların ağzının payını versin evladın, vatanını yurdunu korusun istemez misin? isterdin be canımın içi, anamsın, canımsın, vatanımsın... sikerdim anasını alayının.

    ama korkardım seni üzmekten, her şeyden çok hem de... bir sen, bir de vatanımı sevdim işte.
    ölmek ne garip şey anne.. vatanı kurtaracaktık biz, biz kalmıştık tek. kimse yoktu işte. hepsi satıyordu milleti. görmüyorladı. kömür, makarna, altın... sikerler...

    yani benim güzel annem, içim kanıyordu be. öptüğüm kızlar geliyor aklıma.

    en çok onlar seviyormuş ülkemi, biz düşmanmışız gibi amk. gözlerim doluyor inan, yıllardır ağlamadım biliyosun dimi. biz öldük lan yıllarca sizin yerinize, ene'l-hakk.

    kaç zamandır yüzüm traşlı, gözlerim şafak bekledi.
    uzarken ellerim, kulağım kirişte.
    ölümü özledim anne, yaşamak isterken delice...

    sabahın dördü. ölmek ne garip şey anne. okumadım fazla yazdıklarımı. kızmasın sen, haklıyım çünkü.

    "baba olamayacağım örneğin
    toprak olmak ne garip şey anne."

    "her kavgada ölen benim
    bayrak tutan çarpışan
    her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
    özlem benim kavga benim aşk benim
    bekle beni anne
    bir sabah çıkagelirim..."

    öldüm işte be anne...
  • ben kocaman bir yanlışım hissinin devamı. hatta keşke ölsem ve bitse.
  • bazen ölemediğin için ölürsün. nokta.

    ek: en son iki kez ben yazmış olmasam, bugün yine yazacak olduğum başlık.
  • geçen hafta ölüm haberi aldığım yerden bugün doğum haberi aldığım göre hayat o kadar feci ki ben bu şarkıya gönderim kendimi...
  • yani benim güzel annem
    ala şafağında ülkemin yıldız uçurmak varken
    oturup yıldızlar içinde kendi buruk kanımı içtim
    ne garip duygu şu ölmek?
    öptüğüm kızlar geliyor aklıma,
    bir açıklaması vardır elbet giderken darağacına...
    geride, masa üstünde boynu bükük
    kaldı kağıt kalem.
    bağışla beni güzel annem
    oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana.
    elleri değsin istemedim
    gözleri değsin istemedim
    ağlayıp kokluyacaktın
    belki bir ömür taşıyacaktın koynunda.
    yaşamak ağrısı asıldı boynuma, oysa türkü tadında yaşamak isterdim...
    ölmek ne garip şey anne!