şükela:  tümü | bugün
  • ölmek, ne garip şey anne!
    artık duvarlari kanatırcasına tırnağımla
    şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım!
    mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım,
    baba olamayacağım örneğin!
    toprak olmak ne garip şey anne...
    ölmek ne garip şey anne...

    en kötü yanı unutulmaktır dediğimdir.
  • hayattaysa, annemin bunu öğrenecek olmasıdır. gerisi hiç umrumda değil.
  • 1-annenin bunu öğrenecek olması
    2-unutulacak olman
    3-gideceğin yerin nasıl biyer olduğunu, ne yapacağını bilememek
  • arkada kalanlar. ben olumu dusundukce arkamda birakacaklarimi dusunuyorum en cok aslinda. bir de ne olcagini bilememek.
  • ölümün kötü bir yanı yoktur. ölüm gerçektir, olacaktır ve hatta olmuş haldedir. mevcut evren 13,7 milyar yıl önce başladı ve bu evren hiç şüphesiz sonlu bir evren. biz bu illüzyonu deneyimleyen nöral şablonlar olarak bu kaotik harmoninin içerisinde olduğumuz için, zaman ve mekan algısıyla bu gerçeği idrak etmekten uzaklaşıyoruz.

    ancak matematikte 2+3=5 işlemi yapılıp sonuç elde edilirken önce 2 sonra 3 sonra da 5 elde edilmez. bir öncelik ya da sonralık yoktur. 2+3 halihazırda 5'tir. sonuç her yerde her zamanda ve her mekanda bellidir. bizim evrenimiz de neden sonuç ilişkileriyle süregelen bir matematik işlemi gibi düşünülürse eğer, mevcut evrende de olup olabilecek her şey halihazırda olmuş ve bitmiştir. biz içerisinde olduğumuz için bu gerçeği idrak edemiyoruz ancak bizim boyutumuzun ve bilincimizin dışında olan kurgusal gözlemciler için evrenimizin başı ve sonu görülebilir haldedir. yani halihazırda sonu bellidir, vuku bulmuştur.

    teorik olarak yok olmuş haldeyiz. yalnızca biz değil, bildiğimiz tüm insanlar, krallar, kahramanlar, dini liderler, tarihi karakterler, tüm düşünceler, gezegenler, yıldızlar ve galaksiler, hepsi halihazırda 13,7 milyar yıl önce tekil haldeki bir noktadan infilak eden ve içine geri çökecek olan bu evrende yok olmuş haldeler.

    hayatımızı ölüm yokmuş gibi yaşayacak kadar ölümden korkuyoruz, onu görmezden geliyoruz. onu düşünmek bizi demotive ediyor. ancak varlık "ben"den ibaret değildir. biz 250 yıl önce de dünya'daydık, 250 yıl sonra da burada kalmaya devam edeceğiz. yalnızca form/biçim değiştirme söz konusu.

    ancak kendi evrenini ve varlığını "ben" kavramı ile manifesto eden zihinler için ölüm elbette bir sondur. ama varlığı "ben" ile idrak eden biz zihin için bile ölüm korkulacak bir şey değildir. "ölüm varsa ben yokum, ben varsam ölüm yok." ifadesi ile epikür bunu açıklamaya çalışmıştır.

    varlığı hayatta kalmaya çalışan bir mekanizmadan ibaret olan "ben" ile değil de daha evrensel doneler ile değerlendirmeye başlayan her zihin ölümün korkulacak bir son olmadığını anlayacaktır.
  • ölmektir. geride kalan yaşıyor ama sen ölüyorsun. zaten ölmüş insan geride kalanı nasıl düşünecek?
  • ben ölümü doğum gibi düşünüyorum. doğduğumuz anı, hatta bırakın doğduğumuz anı, ilk 3-5 seneyi hatırlamıyoruz bile. ölüm de öyle olacak. o an gelecek ve bitecek. sonrası nedir, ne değildir bilemem ama doğmaktan bir farkı olmayacaktır. ha tanım yapmak gerekirse benim için ölmenin en kötü yanı, bir daha futbol maçı seyredememek olurdu sanırım.
  • sonrasini bilmemek.

    belki de en guzel yanidir.
  • geri dönüp yaptıklarını temizleme fırsatının asla olmayacak olmasıdır.
  • aklıma "seni tanıyan son kişi de öldüğünde hiç doğmamış olacaksın" lafını getirten.

    (bkz: #62700162)