şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: nys sn ölmşsn glb bn ytyrm ii gclr .s.s)

    edit: başlık başa.
  • dünyanın en kötü hislerinden biri bunu yapınca duyulan "aradığınız kişiye şu an ulaşılamamaktadır. lütfen daha sonra tekrar deneyiniz." otomatik mesajı sanırım. bazen otomatik mesaj canlanacak da bana "artık unut, o yok, boşuna arama." diyecek gibi gelirdi. bir de "ya telefonu açarsa, o zaman ne diyeceğim?" diye düşünürdüm. öyle işte.
  • hasret sehnsucht filminde de geçen durum.
    asıl sorun şudur ki, aradığınız ölü şahsın, müteveffanın size yanıt veriyor ve konuşuyor oluşu...
  • bazen ölümü kabullenemeyişin bir dışavurumudur. annemi kaybettikten sonra yıllarca rehberimden numarasını silemedim. öldükten sonra da bir kaç defa arayıp o aptal telesekreter mesajını dinledim. hiçbir zaman telefon açılacak umudu taşımıyordum elbette ama onun hala bizimle olduğunu ya da unutmadığımızı gösterir bir anıydı o numara benim için. bir süre sonra aramaktan vazgeçtim, bir ya da iki yıl sonra da rehberimden sildim numarasını.
  • ailesinden birini gözyaşlarına boğmanıza neden olabilen durum.

    doktorcuğumu aradığımda babası açmış ve "tonyukuk'u bir kazada kaybettik evladım." demişti.

    bana da ölümünü haber vermeye gerek görmeyen ortak arkadaşımıza küfretmek düşmüştü.
  • black mirror 2. sezon 1. bölümde farklı bir bakış açısıyla işlenmiştir.
    (bkz: be right back)
  • sabahın köründe işe gitmeye hazırlanırken acele etmemin de verdiği dikkatsizlikle elimde turan telefonda yanlışlıkla birini aradığımı fark ettim. bu saatte kimi aradım çok ayıp olacak diye düşünürken telefonda onun adını gördüm. 3 sene önce kaybettiğim ve adı hala hızlı arama listesinde bulunan canım arkadaşımın adını. arkada telesektreterin belli belirsiz sesini duyarken panikle kapattım telefonu. çok kısa da olsa bir an sanki yakınımdaymış gibi hissettim. bir bağ kurulmuş; bir an da olsa beni görmüş, duymuş gibi.
  • lisedeyken yaşlı bi kadından özel ders alıyordum. kadın baya yaşlıydı. ama içkisini sigarasını eksik etmezdi. öksüre öksüre tüttürmeye devam ederdi. bi sabah öğlen olan dersimi hatırlatmak için aradım. telefonu bi erkek açtı. bi an durdum ursula hanımı aramıştım ama yanlış mı oldu dedim. yok dedi ben oğluyum. hala durumu anlamamıştım telefonu ona vermesini bekliyordum. annem geçen akşam vefat etti dedi. o an ne yapacağımı bilememiştim hani beklemiyordum çünkü. daha uç bi durum olamazdı herhalde.
    bi an sustum, adam da sustu. tamam o zaman dedim iyi günler deyip telefonu kapamıştım. o an olanları algılayamamıştım. her şey çok hızlı, ani, soğuk gerçekleşmişti. telefonda kaldığım her saniye yavaş yavaş donduğumu hissediyordum.
    bi daha arayamadım tabi o numarayı. ilk önce olanları anneme söyledim ve başsağlığı bile dileyemediğimi anlattım. annem aradı ve durumu izah etmişti falan.
    zamanın akıp geçtiğini ve yolcu misali insanların veda edemeden dünyadan aniden ayrıldıklarını liseli aklımla o gün anlamıştım.
    bir de dedemin vefatında cep telefonunu arayan insanlara durumu anlatma görevi bana verilmişti de o da başka bi entry'e artık.