şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: irvin yalom)
  • ölümden sonra yaşam inancina sahip olanlarda olmayan bir anksiyete.

    (bkz: sonsuz hiclik)
  • bir nedeni de narsizm olan anksiyetedir.
    "nasil olur da benim gibi ulvi, kusursuz bir varligin sonu gelebilir, ben nasil olur da olurum" sorusu hasil edebilir bu endiseli hali.
    oysa kisi kendisini gercekci bicimde bir karincadan farksiz, bir agactan farksiz, bir cirkinden eksikten, yahut bir kusurludan, diger insanlardan farksiz kurgulasaydi var olmayacak anksiyetedir.
  • kişisel gözlemlerime göre, hayatını bir yerde donduran, akışın dışında kalmak için direnen insanlarda daha çok ortaya çıkıyor.
    insan içeride, ilerlemek için bir seçim yapmaya direnip hayat içinde 'hareketsiz' kalırken, onu itekleyen içgüdülerini de dış dünyayı da susturmaya, bastırmaya çalışıyor. ikisi de susunca derin bir sessizlik hali, ölüm sessizliği.
    içeride, hayatın bir noktasında donmuş, sanki bir savaşın ortasında küçük bir dolaba sığınmış gibi, orada öylece dururken, dışarıda zaman ve hayat akıyor. çocuklar büyüyor, insanlar ölüyor. kıpırdamadan bekleyen tek kişi içeride.
    ruh hayattayken bir yere kapanıp ölüm sessizliğine bürünürse, korku ve ölümün ayak sesinden başka ne duyabilir ki?
    bakışlar ölüme dönük olsa da, bakan gözün derdi yaşamakla... bu yüzden hayat anksiyetesi demek daha doğru olur belki.
  • eskiden her an ölümü hissederdim. geceleri korku ile uyandığımı hatırlarım. zamanla geçti, ölümlü olduğumu bu kadar korkunun hayatı gerçekleştirememekten kaynaklandığını fark ettim. ne zaman ki hayatımı değiştirmeye başladım ( yeni şeyler öğrenmek, yalnız kalıp kendini dinlemek) işte o zaman ölüm daha az aklıma gelmeye başladı. hayatı değiştirip ama önce kendin değişip suyun akışına bırakınca kendini anksiyete azalıyor. arada sadece yokluyor o kadar.

    ancak hala sevdiklerimin özellikle annem ve babamın bir gün öleceği fikrini kabul edemedim. bazen onlar konuşurken seslerini duymayıp sadece izliyorum. sanki sesiz film izler gibi. hüzünleniyorum yapmak isteyip de yapamadıkları ne çok şey vardı belki, küçük şeylerle mutlu olmaya alışmak nasıl bir olgunluk ve birbirlerini nasıl hala bu kadar seviyorlar. sonra aklıma onlarsız bir hayat geliyor, kötü oluyorum. dayanacağımı da sanmıyorum. ne onların çekeceği acılara ( allah korusun ) ne de onlarsız olmaya.

    allah, evren, enerji vs uzun ama çok uzun ve mutlu bir hayat versin. gerçekten hakkediyorsunuz. sizi seviyorum.

    özellikle uzak kalıp sizi gördüğümde tekrar tekrar hissediyorum.
  • (bkz: panik atak)