şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: idam)
  • bir yaptırım olarak (bkz: idam cezası)
    bir infaz olarak (bkz: idam)
  • geri dönüşü imkansız olması sebebiyle kesinlikle karşı olunması gereken ceza şekli. diğer cezaların da geri dönüşü yok elbet ama telafi edilemeyecek tek şey ölüm. ne olursa olsun, bir insanın gerçekten "suçlu" olduğundan yüzde yüz emin olamayız.
  • bir değil, binbir çeşit pratiği olan müeyyide. giorgio agamben, bu cezanın uygulanma biçimine eski roma'dan bir örnek verir. 'poena cullei' derlermiş buna. mahkûm, başına bir kurt derisi sarıldıktan ve içinde bir köpeğin, bir horozun ve yılanların bulunduğu bir çuvala konduktan sonra suya atılırmış.
  • ölüm cezası herşeyden önce siyasi bir karardır. çünkü bir ülkede bazı ağır suçların (cinayet, vatana ihanet, tecavüz...) karşılığının ölüm mü yoksa müebbet hapis mi olacağını siyasi erk belirler. eğer siyasi erk ölüm cezasını serbest kılmışsa o ülkenin adli makamları da inisyatif kullanarak bazı suçları ölümle cezalandırabilir.

    ilk paragraftan da kolaylıkla anlaşılacağı gibi bazı ağır suçların cezası bazı ülkelerde ağır hapis/müebbet olurken aynı suçun cezası bir başka ülkede ölüm olabilmektedir. o halde ya bu suçu işleyen insanı öldüren ülke hatalı davranıp bir cana kıyıyor, ya da aynı suçu işleyen insanı öldürmeyip ömür boyu hapse tıkan (besleyen) ülke hata yapıyordur.

    bence hata yapan, özellikle de türkiye gibi kısa zaman öncesine dek ölüm cezasını bile keyfi nedenlerle uygulayan, "her astığımız solcuya karşın bir de sağcı astık" diyecek kadar işin bokunu çıkaran insanlar tarafından yönetilen ülkelerde ölüm cezası olmamalıdır. çünkü türkiye gibi adalet çarkının topal olduğu ülkelerde ölüm cezasına çarptırılacaklar suçluların en iflah olmaz ve azılıları değil en garibanları olacaktır.
  • (bkz: ölüm cezası) almanin nasil bir duygu olduğunu hissetmek için üstat victorun (bkz: bir idam mahkumunun son günü) adli eseri okuyabilir ve kitap bitince birkaç gün o berbat ruh haliyle ortalikta dolasabilirsiniz
  • özellikle çocuklara yapılan, adlî açıdan tartışmasızca kanıtlanmış ve geri dönülmez zararlar vermiş suçlar için birçok gelişmiş ülkede* uygulanan cezâ türüdür. öte yandan başka birçok gelişmiş ülkede* ise bu ceza kaldırılmıştır.

    benim görüşüme göre bu konuyu tartışmak için doğal haklar kavramını iyi añlamak gerekiyor.

    hukukî bakarsak; doğal haklar (yaşam hakkı, özgürlük hakkı ve mutluluğu arama hakkı), tamamen engellenemez değildir. eğer başkasınıñ doğal bir hakkına engel oluyorsañız hukukî olarak o hakkıñızdan mahrum bırakılırsıñız. örneğin biriniñ seyehat özgürlüğünü kısıtlarsanız mahkeme sizi hapse koyarak seyehat özgürlüğünüzü kısıtlar.

    işte bu mantıkla hareket eden birçok ülke, başkasınıñ yaşam hakkını alan kişileriñ -belli koşullarda- yaşam hakkını almayı doğru bulmuş ve bu yüzden ölüm cezasını yasalarına eklemiş durumda.

    öte yandan hukukuñ çalışmadığı bir ülkede bu tür bir cezanıñ olması, daha fazla hak ihlâlini doğuracağı için birçok kişi bu mantığı kursa bile türkiye gibi ülkeler için bu cezayı getirmekten cayıyor.

    örneğin türkiye'deki liberal demokrat parti, çocuklara yapılan geri dönülmez (ölümcül) suçlarda ölüm cezasını geri getirmeyi programına koymuş ancak başkanı dahil neredeyse tüm parti yöneticileri türkiye'deki bugünkü hukuk düzeninde bu maddeyi askıya alacaklarını ve yasalaştırmayacaklarını beyan etmişlerdir. bir diğer örnek de hepardır. onuñ programında ise sadece terör örgütü kuran ve yönetenler için ölüm cezasının getirileceği kaydedilmiştir.

    yani evet, ölüm cezası caydırıcı olsa da tehlikeli bir ceza türü. devlet denen mekanizmaya emanet edilmemeli.

    ayrıca ahlâkî olarak bir sorunu var bence.

    diyelim x kişisi birini hunharca öldürdü ve kesin olarak kanıtlandı (kameralarıñ önünde yaptı falan). bu kişiye ölüm cezâsı verildiğinde bu cezâyı uygulamakla devlet veya cellat da yeni bir suç işlemiş oluyor: biriniñ yaşam hakkını elinden alıyor. o ne olacak?

    belki ileride ölüm cezası yerine "beyni sıfırlama" cezası ortaya çıkar. hunharca toplu katliamlar yapan duygusuz birinin beynini sıfırlamak belki daha iyi bir ceza türüdür. bu konuyu ahlakî açıdan düşünmek lazım. bir de seri katilleriñ beyinlerindeki amigdala adlı bölgeniñ küçük olduğu gözlenmiş, belki bu bölge büyütülerek tedâvî edilir, o zaman suçlularıñ rehabiltasyonu söz konusu olur. böylece suçluları ne asarız ne de besleriz, onarırız.
  • ölüm cezası olmamalıdır, insanların yaşayıp yaşamayacağının kararını vermek hakimlere kalmamıştır. öldürülen insan suçlu dahi olsa bu katilliktir. üstelik her zaman her ülkede yargılamada hatalar olabilir, düşünün birini idam ettiniz ve 5 sene sonra aslında suçlu olmadığına dair kanıt çıktı, ailesine ne anlatacaksınız yargı ve devlet olarak? halbuki müebbet verseydiniz 5 seneyle ilgili tazminat alıp çıkardı suçsuz kişi. ağırlaştırılmış müebbet verin idam yerine ne bileyim hücrede geçirsin ya da müebbeti.

    en başta dediğim gibi kimin yaşayıp kimin öleceğine kimse karar veremez. tanrıcılık oynamayın.

    birleşmiş milletler üyesi 195 devletten 103'ü ölüm cezasını tamamıyla kaldırmıştır, 6 tanesinde özel durumlar dışında ölüm cezası yoktur, 50 tanesinde ise uygulamada yoktur (son 10 yıl içinde uygulanmamış). abd dışında insan hakları açısından gelişmiş bir tane dahi ülke yoktur ki idam cezası uygulasın. belarus belki diyebiliriz ekstradan.
    kaynak
  • tarihteki uygulamalarına baktığımız zaman bakın hangi sebeplerle de verilmiş:

    (bkz: dildo/@mimiko)
  • ölüm bir ceza değil yok ediştir. ceza olması için bir süreç gerekir. ölümün devamının nasıl olduğunu bilmediğimiz için hakkında ceza ya da ödül gibi bir yorum yapabilmemiz doğru olmaz.

    insanları öldüren insanları öldürürsek bu insanlar için de kötü bir örnek olur. ve bu sefer insanlar kendi başlarına cezalandırmaya çalışır. mantıklı olan katilleri kazanmak hastalar ise onları tedavi etmeye çalışmaktır.

    katilleri veya suçluluarı yine aynı yöntemlerle cezalandırmak yeni bir bakış açısı veya bir gelişme sağlamak yerine, yerinde saymaya neden olur. arap ülkelerinde taşlama, idam vs cezalarına bakın bir de norveçte onlarca kişiyi katleden adamı 5 yıldızlı otel seviyesindeki hapishaneye koyan zihniyete. hangi ülke daha ileride tartışmaya gerek bile yok sanırım.

    öldürmek en kolay yoldur,insanları anlamak onları tedavi etmek, eğitmek ise zor olandır.