şükela:  tümü | bugün
  • yaşamsal fonksiyonlarının kısa bir süre içinde durmasından emin olunan bireyin, son zamanlarını geçirdigi, genellikle sırt üstü yatış pozisyonunda bulundugu yatak tipi.

    (bkz: ölmek)
  • mirasyediler için en önemli mekan olsa gerek.

    (bkz: yata$)
  • yattığın zaman kalkamayacağın döşek tipi.
  • hasta dilinde kanepe. orn: "ben burda olum dosegindeyim sen internete giriyosun!!1". (sozel yakinmada dahi yazim hatasi yapabiliyor, hastalik baya ilerlemis)
  • ingilizcesi de death beddir.
  • (bkz: sekerat)
  • hiç rahat değildir orası kesin.
  • sanki yatakla aynı seviyeye gelmiş gibi yatar ihtiyar insan.üzerinde yorgan vardır ama ilk bakışta yorganın altında birinin olduğunu anlamak kolay olmaz.senelerin yorgunluğu heybetli vücudunu erite erite bir yorgan inceliği haline getirmiştir adeta.başı devamlı surette yandaki duvara çevrilidir.bizim gördüğümüzle onun gördüğünün aynı olduğu şüphelidir yalnız.ara sıra,incecik derisinin altından damarları dışarı çıkacak gibi duran ellerini,sanki bir şeye uzanıyor gibi yukarı kaldırmaya çalışır.bir şey sorulmazsa,ağzından kendiliğinden çıkan tek kelime su'dur.birazcık su verin.o kadar uzun yaşayınca insan,acaba bu yatakta geçen günlerinde,hangi an'lara döner,hangi hatıralarını yaşar gözlerinde bilinmez.

    bazen de tam 60 sene önce 25 yaşındayken veremden ölen kızkardeşini görüp ağlar.uyuyup uyumadığı tam anlaşılamadığı için,rüyasında mı yoksa gözleri açıkken mi gördüğünü bilemeyiz.bir insanın gözleri nasıl bu kadar içeri göçer? takma dişleri ağzını acıttığından takılmaz artık.böylece dudakları da tamamen geriye çekilmiş,çenesi iyice sivrilmiştir.yüzüne iyice yaklaşıp seslenince,evet dönüp size bakar ama sizi tanıdığına dair hiçbir belirti yoktur bakışlarında.geçmişte bir dağ gibi görüp korktuğunuz insanı,bir yatakta böyle tam anlamıyla çaresiz yatarken görmek çok garip gelir.altını açmak için mümkün olduğu kadar yavaş davranarak sağa sola kıpırdattığınızda,belli belirsiz sesi çıkar: "allahım kurtar artık".

    odayı ne kadar havalandırsanız da,çok kısa bir süre içinde yine kendine has kokusuyla ağırlaşır hava.şairin "bu benim kendi ölüm,bu benim kendi ölüm/bana geldiği zaman,böyle gelecek ölüm!" dediği gibi,siz de bu benim kendi ihtiyarlığım diye düşünürsünüz ister istemez.tüm ailesinin ve hayatta kendine yakın hissettiği kim varsa,tamamının ölümünü görmüştür küçücük gözleri.yanındayken zaman o kadar ağır akar ki,sessizce oturup kalbinizin sesini dinleyebilirsiniz.hayat dediğimiz şeyin ne kadar farklı şekilleri olduğunu düşünür insan.şimdi bu ihtiyarcık canlı evet nefes alıyor,peki hayatta denilebilir mi?

    ölüm döşeği aslında bir insanın kendisidir tamamen.