şükela:  tümü | bugün
  • miras bırakanın ölümünden sonra sonuç doğuracak arzu ve emirlerini kapsayan hukuki işlemler nedeni ise miras bırakanın ölümünden sonra mal varlığının, daha doğru ve teknik bir deyimle, terekesinin akıbetini düzenleyebilmesi ölüme bağlı tasarruflarla mümkün olmasidir
  • şekli ve maddi anlamda olmak üzere ikiye ayrılır. medeni kanuna göre, şekli anlamda ölüme bağlı tasarruf ancak vasiyetname veya miras sözleşmesi şeklinde yapılabilir.kanunda sınırlı sayıda sayılmış olduğundan, bunların dışında bir ölüme bağlı tasarruf şekli yapılamaz. maddi anlamdakiler ise, vasiyetname veya miras sözleşmesinin içindeki tasarruflardır. mirasçı atama ve belirli mal vasiyeti uygulamada en çok karşımıza çıkanlardır.
  • doktrindeki hâkim fikre göre, "ölüme bağlı hukukî işlem" şeklinde anlaşılmalıdır. çünkü muris vasiyetname veya miras sözleşmesiyle her zaman tereke üzerinde tasarrufta bulunmaz. meselâ vasiyeti yerine getirme görevlisi de atayabilir.*
  • muris tarafından vasiyetname veya miras sözleşmesi şeklinde yapılan, hükümlerini ve sonuçlarını tasarrufu yapan murisin ölümünden sonra doğuran hukuki işlemlerdir.
  • gerçek kişilerin, ölümünden sonra hukuki etki ve hükümler doğurmak üzere yapmış olduğu hukuki işlem.
  • 1. genel
    ------------
    ölüme bağlı tasarruf, mirasbırakanın, ölümünden sonra gerçekleşmesini arzu ettiği hususlara ilişkin her türlü irade açıklamasını ifade eder. bu konuda ilk akla gelen örnek mirasbırakanın bir kişiyi kendisine mirasçı olarak atamasıdır. belirli bir kişi ya da kişiler lehine vasiyet alacağı yaratılması da sık görülen örneklerdendir.

    2. çeşitleri
    ------------
    ölüme bağlı tasarruflar, şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar ve maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar olmak üzere ikiye ayrılır.

    şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar, mirasbırakanın irade açıklamasında bulunurken seçtiği yani mirasbırakanın irade açıklamasının büründüğü kalıbı ifade eder. şekli anlamda ölüme bağlı tasarrufun vasiyet ve miras sözleşmesi olmak üzere iki türü vardır.

    vasiyet tek taraflı bir hukuki işlemdir. yani, geçerli bir vasiyetin doğması için sadece mirasbırakanın irade açıklamasında bulunması yeterlidir. dolayısıyla lehine vasiyet yapılan kişinin de irade açıklamasında bulunması zorunluluğu yoktur. bu nedenle, mirasbırakan tek yönlü irade açıklamasıyla vasiyetinden her zaman dönebilir. vasiyetin resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetname olmak üzere üç ayrı türü vardır. mirasbırakan, şartlarına uymak kaydıyla, resmi vasiyetname veya el yazısıyla vasiyetnameden birini seçmekte özgürdür. sözlü vasiyetname ise, sadece olağanüstü bir hal yüzünden diğerleri kullanılamadığı takdirde başvurulabilecek bir yöntemdir.

    miras sözleşmesi, vasiyetin aksine iki taraflı bir hukuki işlemdir. dolayısıyla, miras sözleşmesinin kurulabilmesi için, tarafların, hukuk düzeninin öngördüğü esaslar çerçevesinde karşılıklı ve birbirine uygun şekilde irade açıklamasında bulunmaları gerekir. bu durum, yani miras sözleşmesinin tek yönlü bir irade açıklamasıyla kurulamaması, mirasbırakanın istediği zaman dönebilmesini engeller.

    eğer bir kişi ölümünden sonraki arzularını dile getirmek istiyorsa yukarıda saymış olduğumuz iki şekilden bir tanesini tercih etmek zorundadır. çünkü, ölüme bağlı tasarruflar sınırlı sayıdadır ve yukarıda sayılanlardan ibarettir. taraflar özgür iradeleriyle yeni bir ölüme bağlı tasarruf türü yaratamaz.

    ölüme bağlı tasarrufların ikinci türü olan maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar ise şekli anlamda ölüme bağlı tasarruglarını içeriğini, yani miras bırakanın ölümünden sonra gerçekleşmesini arzu ettiği hususları ifade eder. maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar; mirasçı atama, belirlii mal bırakma, vasiyeti yerine getirme görevlisi tayin etme, mirasçılıktan çıkarma, vakıf kurma, evlilik dışı çocuğu tanıma ve mirastan feragat şeklinde ortaya çıkabilir. şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflardan farklı olarak, bu konuda herhangi bir sayı sınırlamasının bulunmadığı ifade edilir.

    3. ölüme bağlı tasarruf ehliyeti
    ------------
    ölüme bağlı tasarrufta bulunma özgürlüğü, kişiler hukuku anlamında hak ehliyetinin miras hukukundaki görünümüdür. her gerçek kişinin böyle bir hakkı mevcuttur. ancak, ölüme bağlı tasarrufta bulunma hakkı sahibine sıkı şekilde bağlı haklardandır. bu nedenle bu hak bizzat sahibi tarafından kullanılmalıdır; temsilci aracılığıyla kullanılamaz. yani, mirasbırakan, atayacağı bir temsilci marifetiyle vasiyet yapamayacağı gibi, kısıtlı ise, veli veya vasi de onun hesabına böyle bir işlemi yapamaz. miras sözleşmesinin de mirasbırakan tarafından bizzat yapılması şarttır.

    ölüme bağlı tasarrufta bulunma ehliyeti, kişiler hukukundaki fiil ehliyetinin miras hukukundaki karşılığıdır. fiil ehliyetinin aranacağı an ölüme bağlı tasarrufun yapıldığı andır.

    vasiyet yapma ehliyetini özel olarak irdelemek gerekmektedir. türk medeni kanunu’nun 502. maddesine göre, bir kişinin geçerli bir şekilde vasiyet yapabilmesi için ayırt etme gücüne sahip olması ve onbeş yaşını doldurmuş olması şarttır. dolayısıyla vasiyet yapma ehliyeti açısından sadece iki şart söz konusudur i) ayırt etme gücüne sahip olmak, ii) 15 yaşını doldurmuş olmak. burada ayırt etme gücünden maksat, yapılmak istenen ölüme bağlı tasarrufun yarar ve sakıncalarını sağlıklı bir şekilde değerlendirebilme gücüdür. bir kişinin ayırt etme gücü yoksa, bu kişinin vasiyet yapması mümkün değildir. yukarıda da belirtildiği gibi, bu durumda kişi bu ölüme bağlı tasarrufu temsilcisi aracılığıyla dahi yaptıramaz. ayırt etme gücü vasiyetin yapıldığı anda aranmaktadır. buna bağlı olarak, bir kişi vasiyetini yaptıktan sonra ayırt etme gücünü yitirirse bu vasiyet geçersiz hale gelmez. yahut bunun tam aksine, bir kişi vasiyetini yaparken ayırt etme gücüne sahip olmamakla birlikte vasiyetini yaptıktan sonraki süreçte ayırt etme gücünü kazanırsa, bu durum geçersiz halde olan vasiyeti geçerli hale getirmez. tüm bu durumlar 15 yaşın doldurulması açısından da geçerlidir.

    miras sözleşmesi yapma ehliyetini de özel olarak irdelemek gerekmektedir. türk medeni kanunu’nun 503. maddesine göre, miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmak, kısıtlı bulunmamak gerekir.” bu bağlamda erginliğin 18 yaşın doldurulmasıyla, mahkeme kararıyla veya evlenme sonucu kazanılması arasında bir fark yoktur.

    kaynak
    ayan, mehmet; miras hukuku, seçkin yayınları, 2016.