şükela:  tümü | bugün
  • "eninde sonunda öleceksek bu hayatın bir anlamı kalıyor mu?"

    çoğu insan bu soruyla karşılaştığı zaman hayatın anlamsızlığından dem vurup bir an önce ölümün gelip onları almalarını ister. onlara göre bu hayat türlü olumsuzluklar ve sorunlar içinde yüzmekten başka bir şey değildir.
    ancak şunu unutuyorlar ki ölüm olmasaydı, insan sınırlı bir hayata sahip olmasaydı, işte o zaman anlamsızlıklar silsilesi peş peşe gelecekti. hayatımızı hep ertelemek üzerine kuracak, görev bilincinden uzaklaşıp amaçsız bir şekilde yaşatacaktı.
    işte tam bu noktada kısıtlı bir zamana sahip olmamızın ne kadar değerli olduğunu anlıyoruz. çünkü hayat hiç gelmeyecek bir otobüsü beklemektense son durağa kadar yürüyen insanların çabasıdır.

    bu sınırlı hayat bizim eyleme geçmemize ve durağanlığa karşı çıkmamıza yardımcı olur. böylece hayat bir şekilde anlam kazanır; yapılacak işlerimiz, tamamlanacak hayallerimiz vardır artık. ölüme son sürat giderken gündelik hayattan aldığımız zevkin ertelenmesine ise tahammülümüz yoktur.
  • bazı zamanlar, ölümün hayatı anlamsız kıldığına inanan insanlar görüyorum. özellikle "eninde sonunda öleceksek bu kadar çabanın ne anlamı var ki?" düşüncesi hakim bu insanlara. gelgelelim bardağın boş tarafına bakarken dolu olan tarafın ne kadar değerli olduğunu gözden kaçırıyorlar..

    sonu olan, tükenmesi an meselesi olan, hemen her şeyin bir değeri vardır. insan, sonsuza kadar var olacak hiçbir şeye değer vermez. tüketir, sıkılır ve bir köşeye atar. gelgelelim kendi hayatımızda bu kural geçerli değildir. bizim hayatımızın bir sonu var. onu değerli kılan ise eninde sonunda karşılacağımız ölümdür. nasıl ki kuraklık suyu değerli yapıyorsa, ölüm de bu hayata bir anlam katar.
    o gelip hayatımızı elimizden almadan önce varoluşumuza bir anlam katmalı ve insan olmanın gerekliliklerini yerine getirmeliyiz.