şükela:  tümü | bugün
  • beni bir çıkmaza sürükleyen ve çevremdeki kişilerin bana uzaylı gibi bakmasına neden olan düşünce.

    ölüm, en azından dünya hayatı için, mutlak bir son. bunu hepimiz biliyoruz. günün birinde yok olduğumuz an bu dünyada yaptıklarımızın, başarı ya da başarısızlıkların, mutluluğun ve acının, iyinin ve kötünün hiçbir anlamı kalmayacak.
    yani yaşadığımız her an tamamen boş.

    tüm hayatımız bitip gidecek bir ömrü doldurmak ve can sıkıntısından bunalmamak için yapılan türlü keşiflerden ibaret.

    buna ister nihilizm, ister varoluşçu bir yaklaşım deyin ama benim inandığım gerçek budur.
    ben asıl hayatın ve önemli detayların ölümden sonra yaşanacağına inanmaya başladım. sebebi hakkında hiçbir fikrim yok.
  • elektriklerin en sevdiğin filmin ortasında gitmesi , her yerin karanlığa bürünmesi , bi kaç dakika önce ki havanın tamamen silinmesi gibi bi şey ... var böyle bi sürü örneklerim.
  • rahat batmasıdır.

    zamanında yüzde yüz düşünce gücü adında bir kitap okumuştum. kitabı bitirdiğimde tam anlamıyla ağzıma sıçılmıştı ve yaklaşık 2 ay her an ölücem olum ben diye paranoyak bir şekilde yaşamıştım.işte o dönem ölüme öylesine odaklanıp, ölmeyi öylesine beklemiştim ki hayati diğer her şeyi elimin tersiyle itmiştim.bir boktan keyif almayan, her şeyi anlamsız hale getiren baya saçma bir tipe dönüşmüştüm. sonrasında hayat böyle geçmez hacı bak ölen eden de yok işte, çok düşünme hem zaten sorgulama eylemi de çok bir bok değil deyip toparlamıştım kendimi ama zordu yani tatsız bir dönemdi, diyeceğim o ki hiç gerek yok felsefe kasıp da sorgulamaya, çok da şeetmeyin yani.gönlünüzce yaşayın gitsin işte. hepimizin sonu zaten belli:)

    edit: ben o kitabı yazanın da basanın da kafasına tüküreyim. hayatımla oynuyordunuz lan
  • sebebi arada kalmışlıktır. ne sağlam bir inançla diğer taraf için, ne özgürce yaşayıp bu dünya için uğraşmıyoruz. bencillik, boşvermişlik ve duygusuzlukla sürüklenip gidiyoruz.
  • her gun yasiyoruz, sadece bir gun olecegiz. ıkiyuzluluk yapmayalim.
  • kimimizi de asıl korkutan ölüm değil de ayrılıktır. yani ölünce ne olacağına dair endişelere sarıp sarmalanmış o tuhaf merak ayrı, sevdiğimiz ve alıştığımız her şeyi, kurduğumuz düzeni, onca planı ve umudu geride bırakmak ayrı dert.

    (bkz: ölüm allah'ın emri ayrılık olmasaydı)

    bir gün adımız, dünyada birilerinin iki dudağı arasından son kez çıkacak ve tabutun son çivisi de o gün vurulmuş olacak.

    insanca yaşamak gerek. bunun tanımını yapmak kolay değil elbette, çoğu zaman kişi kendini iyi insan olarak tanımladığı için mevzu biraz karışık. fakat hayattaki vakti dünyaya ve canlılara zarar vermekten kaçınarak, hayatlara olumlu şekilde dokunarak geçirmek gerek.
  • tersi de doğrudur. ölüm yaşamımızı anlamlı kılar. sınırsız bir yaşam da sevgiyi, aşkı, kariyer edinmeyi, çalışıp çabalamayı anlamsız kılardı. misal: tom cruise'un şu vampirli filmi vardı. ona bi bakın. (interview with the vampire)