şükela:  tümü | bugün
  • bir gelenek*. ayrıca hijyen kaygısı da var. kişi öldükten sonra, özellikle evde bekletilirken, bedenin şişmemesi için karnına bıçak, demir, vs. metal eşya konulur. türkiye'nin -sanırım- tüm bölgelerinde görülen bir uygulamadır.
  • bazen bıçağın yerini makas almaktadır bu adette.
  • olu soyuculardan, olunun kendisini korumasi icin yapilan eylemdir. artik yerini lazerli alarma birakmistir.
  • gerçekleştirenin, kendisini kurban bayramında sandığını anladığımız eylemidir.
    bıçağın ucunu da kıbleye doğru çevirmişse, işte asıl o zaman gözümüze girer.
  • sol frame de gecenin köründe aniden rastlayıp, şahit olduğum bir "ölünün üzerine bıçak koymak" görüntüsünü hatırlayınca arkadan biri aniden omuza dokunmuşçasına irkilten eylem.

    aralık bir kapı, yanmakta olan floresan ışıklar, birkaç ağlayan kadın ve yatakta duran şişkin bir *örtü, üzerinde siyah saplı, mutfakta kullanılanlardan, eski model bir bıçak.

    herşey bir yana, o çocuk hafızamda gerilimler meydana gelmesinin en büyük sebebi, bembeyaz örtünün üzerinde floresan ışığın da etkisiyle yüksek kontrast oluşturan bıçaktı.

    fakat üzerine konulan demirin cesedin şişmesinde ne gibi bir gecikmeye yok açtığını hala idrak edmemiş bulunuyorum,

    ayrıca cesedimin üzerine konulmadıkça da inanmam...
  • bir ölünün gözlerine bozuk para koymakla birleştirince güzel doğu batı sentezi örneklerinden birini gerçekleştirebileceğiniz eylem.
  • aileden birinin ölümünde görüldüğü an unutulmamak üzerere hafızaya çakılan görüntü.
  • çok çok çok eskilere dayanan bir şaman-türk geleneğidir.

    efendim, bilindiği gbi eski türkler'in yaşadıkları bölgelerde oldukça fazla demir yatağı vardır. hatta buralarda yaşayan türkler'e ''altay'ın demircileri' denirmiş o vakitlerde. bu nedenle demir, şaman türkler tarafından kutsal bellenmiştir. demirciler, demir dövenler, silah yapanlar toplum tarafından derin saygı görmüşlerdir. aynı zamanda demirin, kötü ruhları, düşmanları kovduğuna inanılmaktaydı. bu yüzden ölmüş kişinin üstüne kılıç veya bıçak koyarlardı ki, ruhu ülgen'e kazasız belasız, kötü ruhlar musallat olmadan erişebilsin.
  • 4-5 yaşlarındayken bire bir şahit olduğum olay. bakıcımın yaşlı bir annesi vardı koridorun sonundaki odada yatardı hep. bakıcım o odaya gider yemek falan yedirirdi. benim aklımda kalanlar aradan dereden gördüğüm bir kaç fotoğraf karesi.
    ve bir gün o kadın öldü. salonun ortasında bembeyaz örtü örtülmüştü üstüne ve bir de bıçak konmuştu.
    sonra eve geldim ben ve evde anlatıp durmuşum ''bıçak koydular, bıçak koydular karnına'' diye. o olayı net hatırlıyorum ama eve gelip anlatıp durduğumu hatırlamıyorum. psikolojimden bahsetmeme gerek yok sanırım. tamam koyacaksan koy bıçağı da o yaştaki çocuğun gözü önünde olur mu o iş! çocuk anlamaz falan değil kim bilir bilinçaltımda neler yer etti o olaydan sonra.
  • türk-şaman geleneğinin kalıntısıdır. ölen kişinin ruhunun çıktığı yolda demir onu orman ruhlarından ve diğer kötü ruhlardan koruyacaktır.