şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ölü-sevicilik'ten farkı var. ölü-sevicilik ölüyü sever. ben bunda yanlış bir şey göremiyorum. misal şehit cenazesi bağlamında bizim sol dünyasında ölü-sevicilik diye eleştiriliyor. çok net ayırdına varamadım neden ölü-sevme'nin lanetlendiğini. dert orada ölüyü sevme değil, canlıdan nefret etme bahanesi edilmesi gibi geliyor bana. ha yok, cinsel bağlamı üzerinden bir yiğrendirme operasyonuysa bilemiyorum. kötü bir inkişaf olur, zaman ve hamle kaybettirir.

    neyse...ne diyordum ben? ölü-sevicilikten farkı şu: ölü-sevici ölü'yü sever. ölü'ye yöneltir sevgisini. ölmüşü, kaybettikleri olan herkesin bir yere kadar ''e ne var bunda götüm?'' diyeceği bir şey ölü-sevicilik'e getirilen bilindik eleştiri. canlıyken de seviyorduk. ya bir dakika. ölü-sevicilikten farkını diyecektim.

    ölüsevicilik, cansız, inançsız, ruhsuz bir sevgi ile sevmedir. ölüsevicilik, ''ölmüş bir sevgi ile, alışkanlık-refleks olarak sevmek, sevgiden anlaşılan pratikleri, dışsal olarak robotik bir şekilde yerine getirmek'' olarak ifade edilebilir. bu açıdan çevremizde, bilhassa evli çiftlerde, ölüsevicilik çok yaygın. ama ölünün hatırasına hörmeten midir nedir, bilemiyorum, o sevicilik bir süre devam ettiriliyor.

    canlı canlı, inanmış, coşkun sevicilik yokken ölüsevsin, farzını kılsın yeter de deniyor olabilir. sevgisizliğe alternatif olarak ölüsevicilik iyidir, koşar.
  • (bkz: nekrofili)
  • turklerin en iyi yaptigi sey. bir olum haberi bulamazsalar, mutlaka birinin olumyildonumu olur yine gunu kurtarirlar.