şükela:  tümü | bugün
  • unutus, nisyan
  • biçimi ve biçemiyle türk şiirinde dönüm noktası olmuş bir şiirdir.
  • isp. unuturum.
    (bkz: olvidar)
  • (bkz: unutuş)
  • unutuşa ne güzel seslenir. keşke unutuş sadece gamları alsa bizden. sonra kapasa pencerelerini...
  • hava kararınca çöken aşk acısını ve ondan kurtulma çabasını daha güzel anlatan bir şiir daha yoktur.
  • olvido olarak yazıldığında "unuturum", olvidó olarak yazıldığında ise "o unuttu" anlamına gelen ispanyolca sözcük.

    isim olarak (el ovido) kullanıldığında ise unutulmuşluk, meçhullük, yitiklik (obscurity) manalarına denk gelir.
  • cemal süreya'ya göre, dıranas'ın şiirleri arasında baudelaire karamsarlığının ve iç sıkıntısının en çok hisedildiği şiirdir olvido.
  • edip cansever'in en sevdiği şiirlerden biridir. bunun hakkında yazısı vardır hatta. gül dönüyor avucumda isimli kitabında yer alır.
  • "olvido şiiri dıranas'ın kısa şiirlerinden biridir. kısa görünmesine karşın uzundur da. burada bir çelişkiye düştüğümü sanmıyorum. nedeni şu: "olvido"nun uzunluğu, benzersiz duyarlıklar üreten, doğurgan bir şiir olmasında aranmalıdır. ustalıklarını, inceliklerini görmezlikten gelemesek de, kendi söz anıtını aşan bir şiirdir, bence.

    ilk bakışta geçmişle "şimdi"nin bir alaşımıdır "olvido". ne var ki, bu somut alaşım, kaotik zamanın saldırısına uğrar yer yer. ister istemez soyutlaşır, bir edilgenliğe dönüşür hemen. gene de zamansal içeriği bakımından bir kitle diyebilirsek, duygusallık bakımından bir eriyiktir. ya da tam tersine. insana bakıştaki sertlikle yumuşaklık zorunlu olarak kaynaşmış, doğal bir akış kazandırmıştır şiire. ne deniz dibi kayaları gibi yalnızca kaya görünümündedir, ne de deniz dibi suları gibi yalnızca suya benzer. bu doğallık şunu düşündürebilir bize: "olvido" şiiri ne zaman yazılmıştır acaba? bu soru hiç önemli değil, bence. ya şairin doğduğu gün ya da çok sonraları. ya yazılmış ya da kendini yazmış olabilir. çünkü yalnız dıranas için değil, türk şiirir için de gerekliliğini korumaktadır bu şiir. nedir ki, hiçbir zaman şairin ilk şiirlerinden biri izlenimini bırakmaz bizde. sona doğru bir yaklaşım da değildir söz konusu olan. bildiğim tek şey, yaşlanmayan bir şiirdir "olvido", türk şiirinin başyapıtlarından biridir.

    "işte böyle kendime hayatımı anlatıyorum," diyen nietzsche, ekler gibidir: "fısıldanan sözlerdir fırtınayı getiren; güvercin ayaklarıyla gelen düşünceler yönetir dünyayı." bu sözleri bir an için şiire uygulayabilirsek, karşımıza sık sık çıkacak şiirlerden biri de "olvido"dur, diyebilirim. gerçekten de bütün dizeler güvercin ayaklarıyla doluşuyor şiire: usul usul, sokulgan, biraz da ürkek. ama bir toz ve tüy karışımını havalandırıyor gene de. sessizliğin katılığı, sessizliğin yumuşaklığı bu. sonra? başlıyor yaşamını anlatmaya. kime? kime olacak, kendi yaşamını kendine. dış dünya ile bir diyalog kurmuyor dıranas. kurmasın! nasıl olsa fısıltılarla gelen o ürpertili monoloğu duyuyoruz biz. ölüsüne iççeken, yasını içine akıtan bir tragedya kişisi gibi konuşuyor kendi kendisiyle. adı olmayan bir mevsimin içinde sanki, haziransız, eylülsüz... öyledir, ölüm de, anılar da birer mevsimdir tragedya kişileri için.

    alçakgönüllü bir şiirdir "olvido". şiirin alçakgönüllülüğü şuradan gelir biraz da: bir içki saati gibi, bir yolculuğa birlikte isteklenmek gibi, sevdiği nice vakitleri bölüşmek gibidir şair bizimle. buysa dışa dönük yanıdır dıranas'ın. belki de sevecenliğinin kaynağını burdan alır, burdan dağıtır bizlere. özentisiz bir yalnızlığı vardır; durgunlaştırır kişiyi, suskunlaştırır da. tersi de olabilir, dumanlar içinde kaybolan ve hemen geri dönen bir mutluluk sarkacı da işleyebilir içimizde. bir büyüteç altına yatırılmış gibi; büyüyen, çoğalan, birleşen yüzler gibi, daha çağdaş bir anlamın, insanları olmakta inatlaşabiliriz de. her büyük şiir gibi "olvido" da özgür bırakır bizi."*

    edip cansever