şükela:  tümü | bugün
  • 2004 yılında üniversiteden mezun olduğumuz yaz, validelerimiz mezuniyet hediyesi yüklü bir para verdiydi. biz de kankamla, güzel bir tatile çıkalım dedik. ama nereye gideceğimize karar veremiyoruz. yol bizi nereye götürürse diye yola çıktık. o sıralar leman, lombak çizerleri olympos'u övüp duruyor. olympos'a giden bir kaç arkadaşı aradık, on numara şahane diye tepkiler aldık, nerede kalalım diye sorduğumuzda kadir'in ağaç evleri cevabını aldık.

    gece yarısı olympos'a vardığımızda, resepsiyonda kadir abi vardı. benim kanka o esnada meclis'te danışmanlık yaptığı ve sükseyi, itibarı çok sevdiği için, kendini meclis hukuk komisyonu üyesi, beni de kaymakam adayı diye tanıttı.

    şimdi düşünüyorum da, la olm kadir'in ağaç evlerine gitmişin, millet öküz barda ateşin etrafında ot çekiyo, her türlü ortam mevcut, kızlar bikiniyle ateşin etrafında ter atıyo, biz kendimizi hukukçu ve kaymakam diye tanıtmışız, göte sürülcek akıl yok yeminle.

    bu dalyar bizi devlet adamı diye tanıttıktan sonra, çalışanlar filan bize sıkıntıyla yaklaşıyor, sabahları kadir abi mutlaka bizi bulup hal hatır soruyor, bi sıkıntı var mı, canınızı sıkan bir şey var mı diye soruyor? herkes temkinli mekanda.

    işin ilginç yanı, hiç oda kalmamış bize balayı odasını vermişler, iki sap balayı ağacında yatıyoz. kapımızda kocaman honeymoon yazıyo, sabahları ağaçtan inerken bütün kızlar bize pis pis gülüo. gay avukatla kaymakam diye adımız çıktı camiada.

    bi akşam çıktık gölge bar'a gittik, süleyman bağcıoğlu'nun grup çıkıyo o zamanlar. efsane çalıyo süleyman abi, ben o gece rock'n roll tutkusuyla zil zurna sarhoş oldum, millet beni sırtında balayı odasına taşıdı. ertesi günü kumsalda kusarak ve inleyerek geçirdim. bizim dalyar kanka'nın da canı sıkılmış, dağı tepeyi gezmeye çıkmış, sotede sevişenleri dikizleyim diye. bu bi geldi yüzü gözü kan içinde, dağdan yuvarlanmış.

    en yakın sağlık ocağı adrasan'daymış, apar topar adrasan'a gittik. bunun başını sardılar, dikiş attılar. neyse olympos'a dönüyoruz, bu bana dedi ki;

    - aga bizde kesin nazar var, sen içince böyle olmazdın, bak benim kafa yarıldı, kızlar da bakmıyor.

    - napcaz oğlum?

    - akşam camiye gidip yatsı namazı kılalım.

    biz o akşam, olymposla adrasan arasında terkedilmiş bi cami bulduk, imam kaçmış. bizim kanka cübbeyi, kavuğu giydi, kafasında bandaj olduğu için kavuk düzgün durmuyo, o esnada caminin ışığını gören dedeler, ışığa gelen sinek gibi camiye doluştu, bizim kanka cemaate yatsı namazını kıldırdı. hiç kimse de bu kafası bandajlı manyak kim bize niye namaz kıldırıyo die sormadı aga, biat kültürü buymuş demek ki dedim. cemaat olaysızca dağıldı. film karesi gibiydi o gece. olympos'a karı kız düşürürüz diye tatile gidip, yatsı namazı kılmış mallarız biz, anlatsam inanmazlar. ( inanmayın olm valla inanmayın )

    sonra biz balayı odamıza döndük, battaniyeleri aldık, kumsala güneşin doğuşunu izlemeye gittik, yolda giderken kumsala inmeye çalışan sarhoş bir kız grubuyla karşılaştık, elimizde fener olduğu için bize yanaştılar, beraber kumsala inene kadar can ciğer olduk kızlarla.

    battaniyeleri serdik, ben gitarı çıkardım, romantik bi şarkı çalıyorum, kızlardan en sarhoş olanı benim çaldığım ağır ritmli şarkıda yıldız tilbe gibi dans etmeye başladı, aynı zamanda soyunuyor. işte o an kankayla göz göze geldik, kanka titreyerek kulağıma fısıldadı;

    - sadıç bu hatun çıplak galiba!

    ortalık zifiri karanlık olduğu için, götlerimizi usul usul avına yaklaşan aslan titizliğinde kıza doğru yanaştırmaya başladık, çekik gözlerim faltaşı gibi o esnada, annem görse bu benim oğlumun gözleri değil der, eşşek gibi kıza kitlendim, sonra bizim kankaya döndüm;

    - hacı, kızın altında bikini var, ten rengiymiş ya la.

    sonra kızlar denize girip, ayılıp yanımızdan ayrıldılar, biz iki sap battaniyenin altında koyun koyuna güneşin doğuşunu bekledik;

    - kanka çok pis osurdum oğlum battaniyeyi sakın açma!

    - hacıı! süleyman bağcıoğlu'nun grup da kumsala inmiş, aaa gırnatacı değil mi o! ne güzel öttürüyo ( saksafon çalan abi'den bahsediyo )

    - olm o hatun soyunurken çok fena oldum lan!

    - yine mi osurdun pis herif!

    olympos'ta güneşin doğuşunu izleyin diye anlattım bütün bunları.

    edit: o sabaha karşı kumsalda çaldığım şarkı tüm roman kahramanlarına gelsin

    [http://youtu.be/_eazxzea6h8 http://youtu.be/_eazxzea6h8]
  • en son iki sene once gittigimde olympos'un bozulmasindan cok toplumun bozulmasina tanik oldugumu hatirliyorum.
    sahilde gece gunduz adim basi telefonuna hoparlor baglayip muzik yayini yapan "alternatif" salaklar vardi. poi ceviriyor, tribal dovmeleri var ve istiyor ki herkes ona baksin, gozlerini cezbedemezse muzikle kafalari cevirecek. cunku ozgur ruh o, ama ozgurlugunun toplum gozunde onaylanmasi lazim. hippi goruntu var, ama hal ve tavirlar havuz basi animasyonu. ve bir suru var bundan. daha yaz basinda kazi ekibi bitki temizligi yaparken bu yapmacik "olimpos benim evim, doga, cicekler ve evren"ci tayfadan bir pislik gencecik bir arkeologu bicaklayarak oldurdu.

    ozgur ruh taklidi yapan nihan dogan'lar memleketi artik...

    bkz editi: (bkz: olimpos)
  • "nerede eski olympos? olympos sonradan çok bozdu." gibi soruların muhattabı tatil kasabası. gerçekten eski tadı pek yok denilebilir. kadir'in ağaç evlerinde kırmız marlboro, zippo ve araba anahtarı üçlemesiyle boy veren kot pantolon beyaz gömlekli abiden sonra benim de iştahım kaçtı biraz. ama olympos aslında hala aynı olympos. tercihlerinizi en popüler yerden yana kullanırsanız antik çağlara değil modern dönemlere tatile çıkarsınız.

    "yok aga, ben olympos'u seviyorum yine de" derseniz koala bungalow diye yeni bir yer açılmış. kedi, köpek, keçi, tavuk, at var. çocuk gürültüsü yok. oldukça sakin, sevimli bir yer. olympos'ta olduğunu hissediyorsun yani. facebook sayfalarına da şuradan bakınabilirsiniz, turizme katkımız olsun.

    at yok bu arada. kedi, köpek, tavuk filan var ama.
  • ondört yıl aradan sonra bu bayram tatilinde yeniden gidebildiğim yer. olmadı işte, bir sürü sebepten tatil falan yapamadım, başka yere de gidemedim hiç..

    backpacker'lar gitmiş,
    aylaklığın kutsandığı yer gitmiş,
    bohem gitmiş,
    özgürlük gitmiş,
    başkalarına saygı gitmiş,

    suretler gelmiş,
    özenti, abartılı rahatlık gelmiş,
    salaşlık ile pis olmayı birbirine karıştıranlar gelmiş,
    üçkağıtçı ve fırsatçı işletmeciler gelmiş,
    görgüsüzlük gelmiş,
    cahillik gelmiş,
    ...

    iyi şey yok mu, var tabi; antik kentte yapılan kazılar övgüyü hakediyor, müthiş işler yapılmış or'da, kent, her şeyiyle ortaya çıkmaya başlamış.
  • burada türkmenin ağaç evlerinin önünde karanlık bi kısım var. bildiğin ışıksız bi yol. o kısacık yol bazen yıllardır yürüyomuşsunuz hissi veriyor.

    tecrübeyle sabittir.
  • zeusun zirvesinde oturup kafasi kizdiginda asagi simsekler yagdirdigi dag diger tanrilarda orada yasar. [tabi bizimki degil antik yunanliliarinki :))]
  • olympos = huzur
    (bkz: manu chao)
  • antik lykianın batısında bir kent. antik çağda aynı isimle anılan 20 dağdan biri, kuş uçumu 20km. kuzeyde bir dağ, tahtalı dağı yada olymposdan almış ismini. 1.yy.'da korsanlar tarafından işgal edilmiş ve uzun yıllar korsanların karargahları halinde kalmış.
    hephaistos ya da vulcan, yani ates tanrısı kentin baş tanrısı ve çıralı da ki kalıntılarında ona ait bir sunağa ait olduğu düşünülüyor.
    kent bir nehrin iki kıyısına kurulmuş ve nehir yatağı düzenli taşlarla örülerek kanal haline getirilmiştir. rıhtım duvarlarını hala görmek mümkündür. en etkileyici ve önemli kalıntı ise sadece kapı geçidi ayakta kalmış bir tapınaktır. yapım tarihi muhtemelen 2.yy. kentin nekropoli güneydeki tepenin yamacına yayılmış bazıları kayaya oyulmuş, bazırları lahit şeklindeki 200 den fazla mezarıyla dikkat çeker. kalıntılar arasında bir roma devri tiyatrosu bulunmaktadır.
    korsanlığın yeniden başladığı 3. yy da kent yine saldırı ve yağma sonrasında önemini yitirmeye başlamış, ceneviz ve rodos şövalyeleri döneminde etkinleşse de 15.yy sonundan başlayarak terkedilmiş bir kent kimliğine bürünmüştür.son günlerinden kalan ise derenin kuzeyindeki kayalığın üzerinde bulunan ortaçağ kalesidir.
    tüm bunların içinde kaybolmanın keyfi..
    (bkz: hamak)
  • ultima online serveri acmis kurulus, snn'den iyi olmasini bekliyip tasinma hazirliklarina başlıyoruz.. (bkz: fallen crows)