şükela:  tümü | bugün
  • şiveler türkçesi'nde sığır topuk kemiği, bel kemiği, sırt kemiği; vikisözlük'te türkmence uyluk, but, kol kemiği karşılığı olarak geçmiş, kökünün omega ve/veya om olduğuna neredeyse bahse girebileceğim sözcük. evrensel ve şekilsel mi diyeceğiz; yoksa yunanca, iyonca mı diyeceğiz?

    bizim köyde mizahlı bir de kullanımı vardı(r):
    askerde köylümüzün biri onbaşıdan acayip dayak yiyor. sessizce dayak yemek çok zor olduğundan adamımız sürekli "omaçam kendine gel, omaçam kendine gel!" nakaratına tutunuyor. aslında onbaşının vicdanına seslenmekte, ama direk isyan veya kendini ifade olgunluğu, erginliğinde değil. onbaşı dövedursun, sen ne diyorsun diye ayrıca sorguya da çekiyor. asker köylümüz açıklamak zorunda: "bizde omaça boyun kemiği, sırt kemiği anlamına gelir. ben dayağa iyi dirensin, katlansın diye oralarıma sesleniyorum."

    dayak altındaki (emir altındaki de diyebilirdik) askerimiz omaça-onbaşı ses benzerliğini kullanıyor. veya aynı öyküyü sahibinden duyan öteki yerlimiz, oturduğu yerden aktarırken ses benzerliğini öyküye yerleştiriyor.

    (bkz: omuz), çiğin, omurga, om, ombaşı
    (bkz: omca)
    (bkz: rütbe/@ibisile)
    (bkz: kandıralı/@ibisile)
    (bkz: arslan asker şvayk)
    (bkz: komtanım)