şükela:  tümü | bugün
  • iksaren (insanlığa karşı suçlar araştırma enstitüsü) başkanı emekli büyükelçi.
  • 2015'e doğru diaspora ve ermenistan yoğun hazırlık içine girdi

    ermeni diasporası soykırım iddialarının 100. yılı çerçevesinde 2015’e doğru yoğun hazırlıklar içine girmiştir. asıl amaçları türkiye’ye soykırımı tanıtmak ve buna bağlı olarak türkiye’den tazminat ve toprak almak olan soykırım iddialarının destekçisi olan bu gruplar, türkiye’yi uluslararası alanda psikolojik baskı altına alarak tazminat ve toprak taleplerini elde etmek için yürüttükleri faaliyetleri arttırmışlardır. bu bağlamda 1 soru 1 cevap köşemizde konunun uzmanı emekli büyükelçi ve avim’in ( avrasya incelemeleri merkezi) başkanı sayın ömer engin lütem’e diasporanın 2015’e yönelik faaliyetlerini sorduk:

    ppd: 2015 için türkiye de birtakım hazırlıklar yapma gereği duymaktadır. türkiye’yi “tedbir” almaya yönlendiren ermeni diasporasının faaliyetleri nelerdir?

    ömer engin lütem: geçen sene ermenistan’da diaspora bakanlığı çerçevesinde 2015 hazırlık komitesi kuruldu. bunun başına doğrudan doğruya cumhurbaşkanı serj sarkisyan geçti. bunun yanı sıra başpiskopos, başpatrik gibi önemli isimler de bu komitede yer alıyor. bu ermenistan’ın konuyu en üst düzeyde ele aldığını gösterdiği için çok önemli bir gelişme ve anlaşılıyor ki birtakım fonlar bu iş için ayrılmış. ama yine bu komite içinde veya bu komitenin dışında diasporanın çok büyük faaliyetlerde bulunacağı anlaşılıyor. diasporada özellikle şöyle bir anlayış hakim: 2015’te o kadar çok faaliyet yapılacak ki türkiye bunun etkisinde kalacak. muhtemelen amerika birleşik devletleri de soykırımla ilgili bir karar alacak, onun hemen arkasında ingiltere, ki bugüne kadar hiç böyle bir karar almamıştır, karar alacak sonra da israil soykırımı tanıma kararı alacak gibi biraz da “wishful thinking” tarzında bir anlayış var. sonra da türkiye bunlardan esinlenerek ve etkilenerek en son soykırımı tanıma kararı alacak. herkes türkiye’nin üstüne çok gelecek. türkiye de soykırımla ilgili şu veya bu şekilde bir tanıma yapacak, arkasından tazminat verecek diye düşünüyorlar. bunun tabii son derece iyimser ve hayalperest bir yaklaşım olduğunu söylemek lazım. peki komite ne yapacak? komitenin ne yapacağı şu ana kadar açıklanmış değil. ancak neler yapmak istediği aşağı yukarı belli. genelde arşiv belgelerinden oluşan büyük bir yayın faaliyeti, geniş çaplı konferanslar düşünülüyor. bunların pek mahsuru yok, bunlar zaten yapılıyordu. bu arada ilginç olabilecek tek şey büyük bir film yapımı. ermenilerin konulu filmde kötü tecrübeleri var. bu zaman kadar üç tane konulu film yaptılar. bir tanesi, en iyisi odur, mayrig ismini taşır ve 1992’de meşhur ermeni kökenli fransız rejisör henri verneuil (achod malakian) tarafından yapılmıştır. mayrig, bildiğiniz gibi, ermenicede “anne” anlamına geliyor. filmin ilk on dakikasında soykırım hikayesi işleniyor, sonrasında tehcir sırasında fransa’ya gelen bir ermeni ailesinin fransa’da hayatlarını sürdürebilmek için verdikleri mücadele anlatılıyor. ikincisi 2002’de gösterime giren, yönetmenliğini atom egoyan’ın yaptığı ararat filmidir. ancak bu film de maliyetini karşılayacak sayıda izleyici tarafından izlenmedi. filmin iyi mi kötü mü olduğu tartışması bir tarafa, film için harcanan 15 milyon doların 6-7 milyon doları ancak çıkarıldı. üçüncü film ise ermeni kökenli italyan bir yazar olan antonia arslan’ın skylark farm (tarlakuşu çiftliği) adlı kitabın sinemaya uyarlanışıdır. bu filmde de müthiş bir soykırım propagandası var. fakat tarlakuşu çiftliği filmi de hiç tutmamıştır. bu filmden çok büyük beklentileri vardı, cannes’da, berlin altın ayı’da ödüller almasını umuyorlardı. ancak sadece cannes’da bir kesitinin gösterilmesi dışında hiçbir beklenti gerçekleşmedi. şimdi ise doğrudan doğruya soykırım üzerinden gitmektense dolaylı bir anlatımla bu işi ortaya koymayı düşündüklerini anlıyorum. bu sıralar sıkça konuşulan proje musa dağı’nda kırk gün kitabının film haline çevrilmesi. bu hikayede anlatılan olay yarı doğrudur. musa dağı’nda kırk gün’de olay kısaca şudur: 1915 tehcirinden önce hatay’daki musa dağı’nın eteğinde bir ermeni köyü varmış. tehcir için jandarmalar gelmiş. herhalde az sayıda jandarma olacak ki ermeniler jandarmalara silahla direnmiş. fakat tam o sırada orada bulunan küçük bir fransız savaş filosu ermenileri oradan kurtarmış ve mısır’a götürmüş. bu doğru. bu hikaye alman yahudi’si olan franz werfel’in 1930’lu yıllardaki best-seller’ıdır. türkçesi ise 2007 yılında belge yayınları tarafından basıldı. bu kitabın filmi çok daha epik olacak. savaş sahneleri vs. ile çok daha fazla dikkat çeken ve seyredilebilir bir film olması için çalışılacak. ama bunun da kararı henüz alınmış değil. epik bir film yapmanın birtakım koşulları vardır. bir kere epik filmler çok pahalıya mal olur. yani en az elli milyon dolara yapılır. daha az bir bütçeyle de yapılır ama çok dikkat çekmez. mesela vizyona yeni giren battleship adlı film için iki yüz milyon dolar harcadılar. epik filmler böyle yüksek maliyetlidir. bu filmi de steven spielberg’e çektirmek gibi bir girişimleri var. ama spielberg’in bunu kabul edip etmeyeceği belli değil. spielberg’in sözcüsü spielberg atatürk’ün hayatını çekmeyi arzu eder gibi birtakım laflar söyledi. bunu aman ne iyi diye düşünmek mümkünken müşteriyi kızıştırmak için atılan bir adım gibi değerlendirmek de mümkün. ancak her halükarda bu iş için çok ciddi bir gayret içinde olacaklarını anlıyoruz.

    ppd: değerli zamanınızı bize ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

    röportaj: gözde firidinoğlu

    kaynak: http://www.ppd.org.tr/…istanyogunhazirlikicinegirdi
  • bugün vefat ettiği duyurulan türk diplomat. özellikle ermeni sorunu konusunda uzman bir isimdi. allah rahmet eylesin...

    https://www.turkishnews.com/…ine-sabir-dileriz/amp/