şükela:  tümü | bugün
  • elveda üsküdar adlı kitabın yazarı. kitabından edindiğim bilgilere göre 1975 istanbul kadıköy doğumlu imiş. elveda üsküdar adlı kitabında kendi deyimiyle önsöz niyetiyle yazdığı yazısından bir kısım:

    "bu adam hayatı boyunca yağmurlarla ıslandı. bu adam'ın yıllarca süren ekmek kavgasında omuzları çöktü. bu adam bir ömür boyu en işlek caddede açtığı yer tezgahının başında oldu her sabah. bu adam ne tatil bildi, ne bayram, ne yılbaşı, ne savaş, ne terör, ne yağmur, ne de kar. bu adam hayatı boyunnca bir müzenin kapısından içeri girmedi, bu adam hayatı boyunca bir resim, bir fotoğraf sergisi gezmedi, bu adam tabiatıyla resim ve fotoğraf üzerine ahkam kesmedi. gazetelerin futbol sayfalarından başka bir yerini okumadu, kitap, dergi zaten eline almadı. bu adam kütüphanelerin yolunu bilmez hala. ve bu adam bir gün olsun başını çevirip de bakmadı unkapanı'ndaki muhteşem su kemerlerine yahut tophane'deki harikulade mimar sinan eseri camiye. o bir tek alışverişten anladı. gelsin müşteri, gitsin müşteri. al gülüm ver gülüm. kafası hiçbirşeye basmadı bu adamın. şu adam hayatı boyunca bu adamı seyretti durdu. onun da bu amansız şehrin sokaklarını arşınlamaktan tabanları şişti. şu adam müzelerden çıkmadı, sergiler gezdi, kitaplar okudu değişik konularda, tarihi çok sevdi, geçmişi çok sevdi, sevdi sevmesine ama bu defa bugünden nefret etti. şu adam parayı çok sevdi, hatta belki de bu adamın bu adamdan da çok sevdi. ama kahretsin, hep yürüdüğü yollarda karşısına bu adam çıktı. çok nadiren bu adamın boynuna sarılmak geldi şu adamın içinden. dolu dolu günlerin ardından gelen yağmurlara karıştı gözyaşları şu adamın. şu adam, yağmurdan kaçmak için aceleci adımlarla yürüdüğü anlarda bu adam'ın tezgahının üstünü naylonla örttüğünü gördü. bir zaman düşündü, niye bizler bu şehrin muhteşem tarihine yakışmayan fikri kıt, estetik yoksunu kimseleriz diye. sizlere kısaca bu adam ve şu adamdan bahsettim. bu adamlar ve kadınlar bu ülkede ok adar çok ki. ama şu adamlara ve şu kadınlara rastlamak o kadar zor ki. bendeniz de naçizane şu adamlardan biri olarak..." diye devam ediyor.

    elveda üsküdar, lamure yayınları, syf. 7, 2008.

    diyeceğim o ki, işte güzel ülkemde isteyen herkesin bir kitap yazabildiğinin örneği. yazabiliyor ki yazmakta serbest olduğu ve hakkı olduğu aşikardır. ve yine güzel ülkemde böyle bir ön yazıya sahip kitap basılabiliyor. okuduğum o kadar kitap arasında böyle bir önyazıya daha önce hiç rastlamamıştım dehşetim ondandır.

    siz kalkın kendi kendinizi bir nevi aydın ilan edin ve toplumu ikiye ayırın. birinci kısmına sizin deyiminizle istanbul'un güzelliklerinden zevk alan kesimi koyun diğer kısma ise memleket şartlarında ayakta durabilmek adına saydığınız onca şeyi feda ederek çoluğuna çocuğuna ekmek parası kazanmayı amaç edinmiş insanlara kafası basmadı hiçbirşeye deyiverin.

    "bu adam" diye nitelediklerinizin, o anlattığınız tezgahın başında soğuktan dondukları halde bir yere ekmek parası için kıpırdayamadıklarını biliyor muydunuz?

    sizin gidip gezdiğin ve onu örnek göstererek aşağıladığınız müzelere, sergilere gitmenin onlara kafası basmadığı için değil de güzel ülkemin ekonomik ve sosyal şartlarının onları bu yöne itmesi sayesinde olduğunu biliyor muydunuz?

    insanların konumlarını değerlendirirken neden bu insanlar böyle zor durumdalar ve neden siz yağmur yağdığında sıcak evine kaçtığınız halde onlar tezgahlarının üzerini naylonla örtüyorlar da sizin gibi sıcak evlerine gidemiyorlar diye düşündünüz mü?

    işte sizin gibi insanlar geçerler daktilolarının başına ve halkın en temiz kesimi hakkında aşağılamaya başvurarak ülkenin neden böyle olduğundan dem vururlar. bu kişilerin içindeki yazma ruhu okunmak için değildir, kendi egolarını tatmin etmek içindir, bakınız ben de kitap yazdım diyebilmek içindir. ama inanın suç sizin de değil. zaten farkında olup kendinize bir dışarıdan bakabilseydiniz eminim siz de böyle düşüncelere sahip olmak istemezdiniz.

    ben kim miyim?

    "bu adam"ın oğluyum.

    ama sizin tabir ettiğiniz "bu adam"ın değil, güzelliklerini göremediğiniz, tertemiz kalmış ve böyle bir yazıyı okuyunca dahi gülüp geçebilen erdeme sahip bir "bu adam"ın oğluyum.
  • trt turk'te pazar gunleri yayinlanan vapurda cay simit sohbet programini hazirlayip sunan arkadas.
  • trt türk'de denk geldiğim sohbeti tatlı ve hoş bir abimiz. sitesinde hoş bi selamı var.
    http://www.omermedya.com/selam.html
  • kimse değinmemiş ama bu adam yıllar önce bbg yarışmacılarından biriydi. en son cnr'da düzenlenen pet show fuarında bizzat yakından görmüştüm. arada vapurda sunduğu programına denk geliyorum hala aynı hiç değişmemiş.
  • az önce yayınlanan vapurda çay simit sohbet adlı anti-canan karatay karakteri gösteren programında (yapılan daveti isminden dolayı kabul etmediği belirtilmiştir bir programda şakayla karışık) konuk sinan özen'e ekşiden entryler okuyarak soru sormuş kişi.
  • televizyonda görüldüğünün aksine egosundan geçilmeyen, kendisinden başka doğru bilmeyen geçimsiz kişilik.

    bbg'den sonraki ününün kaybını çalışanlarından çıkarması da çabası.
  • haluk tolga ilhan'ı anımsatıyor bana.