şükela:  tümü | bugün
  • odtu jeoloji muhendisligi bolumunun guzide ogretim uyelerinden. cok iyi niyetli, caliskan ve komiktir.
  • bekir küçükayla beraber yaptıkları ardıçtandır kuyuların kovası (bkz: zeybek) bence oldukça içli olmuş.
  • opera sanatçısıydı evet ama trabzonlu olmasının da etkisi olsa gerek ondan türkü dinlemenin tadi bir başkaydı..hem tuncer tercan'la olan türkü konserleri hem yer aldığı operalarda gerçekten çok başarılıydı.. eşsiz bir sesi vardı..neşeli, hoşsohbet, aydın, güzel bi insandı.. ama hastalığa yenik düştü..çok erken ayrıldı.. hem de çok erken.. artık bilmem şu feleğin bende nesi var o kadar güzel söylenemeyecek..
  • opera kitapcigini acip da kadroda adini gordugumde beni en cok sevindiren tenorlardan biriydi omer yilmaz.. kac mukemmel rolde o harika sesini dinledim, izledim.. bu gece ise madama butterfly oncesinde yapilan duyuruda yine onun ismi geciyordu.. herkesin bogazina bir seyler dugumlendi, belki butterfly bile bu gece daha fazla izleyiciyi aglatti.. daha cok genctiniz.. nicin ama..
  • az önce bir emailden vefat ettiğini öğrendim, benim de çok bir eserini bilmesem de türkü yorumlarını beğendiğim bir müzisyendi.
    özellikle ardıçtandır guyuların govası'nı senelerdir, taşınabilir müzik çalarımın içinde taşırım. dinlerim
    gözlerim doldu.
  • yıl 1994... ankara batıkentten sıhhiyedeki dtcf'ye gidilecek... her sabah olduğu gibi otostop çekilmektedir. bir araba durur... lada samara* arabanın açık camından yavuz bingöl kaseti görünmektedir. anlaşılır ki yol arkadaşımız türkü severdir. türkü sevmesinin hatrına bir durak fazladan yürümek pahasına binilir operaya giden arabaya... yolda türkü üzerine konuşulur... sürücü, bir başka türkü kaseti koyar... harika bir tenor zülüf söylemektedir... yol boyunca bu kaset dinlenir... ömer yılmaz - bekir küçükay imzalı sevda türküleridir bu albüm... yol hızla geçer... operaya gelinir... inmek üzereyken sorulur; bu albüm bulunur mu heryerde diye... kaset teypten çıkarılır, kasetin kapağı "tetrapond'a hoş bir sürprizin anısına" yazarak imzalanır... ömer yılmazdır... o şaşkınlığın içinde, bir de arabanın içinde, aygız söylenir beraber... şimdiyse, öldüğü öğrenilir... yine aygız söylenir, yalnız ama bu defa... allah rahmet eylesin...
  • an itibarıyla devlet opera ve balesi resmi web sitesinde, küçücük bir bilgilendirme veya başsağlığı mesajı olmaması üzüntüyü katlamıştır
  • --- spoiler ---

    ölümsüz sanatçi ömer yilmaz

    bana kulak ver sayın yeni kültür bakanı! ses sanatçısını ölümsüz kılan şey ses kaydıdır. ömer yilmaz’ın sesini şimdi istesen de duyamazsın! o artık “boş kubbede hoş bir seda”.

    camiamızın acısını sana saygıyla iletiyorum. lütfen bir şeyler yap. ses kaydı yapamayan opera bale kurumlarımızın 17. yüzyılda temsil veren kurumlardan hiçbir farkı olmadığını bil! opera kurumlarımızı 21. yüzyıla taşıyarak gönlümüzde esaslı bir yer kazan. atatürk’ün bize verdiği operacılık, balecilik görevini yaşadığımız çağın gereklerine göre yapabilmemizi sağlamış ol. türkiye sana şükran duysun. bu görevi sen yapmazsan bir dahaki seçimlerde milletvekilliğine adaylağımı koyup kültür bakanı olarak bizzat ben yapacağım. ama bu işi sen yap ve bana izin ver ki, siyasete girmeyeyim de birkaç opera bale daha besteleyerek ülkeme yeni iftihar vesileleri yaratayım bu dünyadan ayrılmadan!

    büyük ustamız tenor ömer yilmaz’ımız otuz beş sene nice operanın baş rollerini söyledi. söyledi ama cd yapabilecek, gelecek nesillere aktarabilecek, ve en önemlisi türkiye’nin opera sanatında kendini batı’da ispatlayabilmesini sağlayacak ve ülkemize dünya çapında sanatsal itibar kazandıracak, iftihar ettiğimiz bu sesi, (bu konuyu geçmişten beri dikkate almadıkları için) operaların cd’lerini gerçekleştirmeyen kültür bakanları ve opera genel müdürleri yüzünden ebediyen kaybettik!

    türkiye, ömer yilmaz’a olan borcunu hiçbir konuda ödeyemedi. umarım bu acı kaybımızdan bu sefer gerekli ders çıkarılır ve yeni kültür bakanı sayın attila koç gereken yatırımları derhal, hemen, ivedilikle, acilen, mutlaka yapar, beş opera bale kurumumuzda çağdaş ses kayıt donanımlarını kurar, türk operaları ve operacıları nihayet dünyaya açılır. atalet biter!

    tanrı türk operasını cezalandırdı. şoktan çıkamıyorum. sesin kulağımda ömer’im. kafamda “keops’un aryası” ’nı söylüyorsun... “ölümsüzsün sen, ölmezsin sen!”

    sayın siyasilerimizin empati yapabileceği dille ifade etmek gerekirse futbol millî takımımızın santrforunu kaybettik. “türk ulusal opera hareketi” ‘nin en önemli savaşçısını yitirdik. ömer ustamızı, canımızı, umutlarımızı uğurladık.

    sanatçı, hele ömer yılmaz gibi büyük bir sanatçı gücünü devletinden almaz! bilakis devlet, gücünü büyük sanatçıdan alır, gururlanır! büyük sanatçılar kendisini yetiştiren devletine borcunu sanatçılığının ilk yıllarında çabucak öder. ama devlet, sanatçıya borcunu hiçbir zaman ödeyemez.

    ses sanatı kaydedilmedikçe daima yok olur. türk opera ve balesinin kuruluş tarihi olan 1949’dan beri seslerimiz hep yok olmuştur! leyla gencer, aydın gün, belkıs aran, saadet ikesus, orhan günek, ihsan şenol, ferhan onat, suna korat, ayhan baran, erol uras, mete uğur, zehra yıldız, nüzhet öyken, cemalettin kurugüllü ve daha nice seslerimiz sadece onları opera temsillerinde dinleyenlerin hafızalarında! ama devlet yöneticilerimiz operaların ses kaydını yapmanın önemini idrak edebilselerdi bu benzersiz sesler şimdi dünyada da bilinecek ve yaşayacaktı. bu umursamazlık ülkemizin, devletimizin, milletimizin en büyük kayıplarından biridir.

    ömer yilmaz’ımız unutulmayacak. operalarda söylediği aryalardan radyo ve tv kayıtlarından derleyerek ona mutlaka bir cd yapılması gerekiyor. kendi gayretleriyle gerçekleştirdiği birkaç türkü kaydı da var.

    onu hak ettiği üstün yerde yaşatacağımıza eminim. gelecek kuşaklara aktaracağız. ve her kuşak onu bir sonraki kuşağa mutlaka aktaracak. türkiye, bu suretle kalkınacak, ömer yilmaz yaşadıkça da varolacak.

    selman ada
    orkestra şefi, besteci, piyanist, pedagog, yazar,
    bağımsız kültür sanat sen. genel başkanı
    --- spoiler ---

    söylenmesi gereken herşey söylenmiştir, peki bir etkisi olacakmıdır?inanmak istiyorum ama inanamıyorum,
  • konservatuar okumamasına rağmen kendi imkanlarıyla sesini geliştirerek türkiye'nin en iyi lirik tenor larından biri olmuştu. o tatlı sesinden mozart , donizetti operaları dinlemek büyük bir zevkti.

    5-6 ay önce bilkent konser salonunda dünya çapında, olağanüstü una furtiva lagrima yorumunu dinlerken onu son kez dinlediğimi bilmiyordum. artık meleklerle düet yapacak, ruhu şad olsun.
  • devlet opera ve balesinin güçlü bir sesi, aydınlık bir yüzüydü. severek dinlediğimiz napolitenlerinin yanı sıra, ülke kültürünün önemli bir yansıması olan yıllanmış türküleri de zaman zaman arya tad ve kıvamında seslendirirdi. hatta ihsan ekber ve şenol talınlı ile üç tenor adı altında ankara bilkentte halk türkülerini seslendirdikleri konser uzun süre dillerden düşmedi. ancak her ne kadar bir usta sanatçı olsa da, içinde yaşamak zorunda bırakıldığımız cilalı imaj çağının sanatçı tanımına giremediği için yüzbinler tarafından hiç bir zaman bilinemedi, tanınamadı. boyalı medyamız her zaman ne idüğü belirsiz, konuşma özürlü, ar namusu kırık yaratıkları sanatçı olarak bir gecede şöhret etmeyi, manşetlere taşımayı marifet bildiği için ömer yılmaz gibi nice sanat emekçileri, bir ömür boyu süren çalışmalarının sonunda devletten aldıkları üç kuruşla geçinmeye çalıştılar. karın tokluğuna çıktıkları yurt içi ve yurt dışı turnelerde tüm dünya kendilerine hayran olurken, burada öz memleketlerinde hak ettikleri saygıyı ve sahiplenmeyi bulamadılar. bugün ömer yılmazın sesini tekrar dinlemek isteseniz ancak 2-3 tane cd bulabilirsiniz. o da piyasadan değil, birkaç özel kuruluştan rica ile istenebilir. başka da yok. çünkü bugüne kadar tüm ömrünü adadığı kurum da dahil olmak üzere hiç kimse kıymet veripte bu zahmete katlanmamış. inanılır gibi değil ama gerçek. bu olay sırf ömer yılmaza özgü de değil, elbette başka tenorlarımız, operacılarımız da var ama onlarında ömer yılmazdan farkı yok. yarın onlarda ölüp gittiklerinde yahu sesi de pek güzeldi niye bir cdsi yokmuş ki denecek. yani bir düşünün, saraydan kız kaçırmadan sihirli flüte, don giovanniden cosi fan tutteye, sevil berberine, prens igora, carmina buranaya ve daha bunun on katı adını sayamacağım pek çok eserlere kadar ömer yılmazın o güzel sesi hep hava i nesimiye karışmış, yok olmuş, bir kez daha dinlemek mümkün değil artık. çünkü kurum arşivlerinde bile bunların düzgün bir kayıtları yok.

    belki bu yıllar önce böyle bir ölüm haberi karşısında bir ömer yılmaz gider bin tanesi gelir, cumhuriyet yetiştirir denebilirdi. ama artık denemiyor. giden gidiyor ve yenisi de gelmiyor. bu hal boyalı medyanın el attığı tüm sanat alanlarında böyle. hele hele ses sanatçılığı hiç bir zaman bu dönemdeki kadar ucuzlamadı. görsel ve yazılı medya erdemsizlik abidesi gibi oldu. artık ülke gündeminde yer alabilen bir sanatçı olmak için ibne yada çingene olmaktan başka çare kalmadı. son yıllarda herkesin her şeyi küçümsediği bir garip döneme girdik. adam beş kuruşluk emek harcamamış, gelmiş yılların tiyatrocusuna senin yaptığını bende yaparım diyebiliyor yada plastik sanatlarda artık dünya çapında ismini kabul ettirmiş bir sanatçının yaptığı iş için iki boya iki taş bunda bir şey yok yorumunu yapabiliyor. sonuçta birileri reyting adına, prime time adına, özetle beş kuruşluk kişisel menfaatleri uğruna koskoca bir ülkeyi zennelerle, polat alemdarlar arasına sıkıştırmaya çalışıyor. haggaden çok yazık.