şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: yargıtay'ın tüm takılar kadına aittir kararı) başlığındaki yazarın verdiği erkeksenevlenme.com adlı sitede, mağdurların hikayeleri bulunuyor. bir tanesi çok dikkatimi çekti kamuoyuna durumu anlatması için örnek olduğunu düşünüyorum ve paylaşıyorum;

    1979 yılında konya’da doğdum. 2002 yılında evlendim ve 2008 yılında işlerimin kötü gitmesi sebebiyle boşandım. bu evlikten 2003 ve 2007 doğumlu 2 tane erkek çocuğumuz vardı. boşanmadan önce evliliğim devam ederken eşime sigorta yaptım. her ay ödedim. ilerde onun da bir emekliliği olsun diye düşünüyordum. mahkeme çocukların velayetini anneye verdi. bana da aylık 700 tl nafaka cezasına çarptırdı. ayda sadece 1 hafta sonu görebilecektim. çocuklarımı da düşünerek tapusu babama ait olan oturduğumuz evden ben ayrıldım. çocuklarım rahat etsin istedim. mahkemenin ayda 1 kere hafta sonu görme izni vermesine rağmen ben her hafta görüyordum çocuklarımı. her hafta çocuklara harçlıklarını verdiğim gibi, annelerine de çocuklarla para gönderdim. hiç aklıma gelmedi bankaya yatırmak yada benim ona tanıdığım imtiyazlardan dolayı nafakasını almadım diyemezdi. 2012 yılına kadar bu devam etti. sonra ben bankaya yatırmaya başladım. iş için şehir dışına çok gittiğimden, her hafta bankamatikten para yatırmaya başladım. beni en çok çocukları göremediğim üzüyordu. 2015 yılında evlenip ayrılmış 1 çocuklu bir kadınla tanıştım. aynı yıl evlendik. eski eşinden nafaka almıyordu. sadece çocuğu için 175 tl alıyordu.

    2.evliliğimden sonra eski eşim beni nafakalarımı almadım ve 60.000 tl tazminat istiyorum diye mahkemeye vermiş. mahkemeye çıktım, nafakayı yatırdığımı, eski eşimin babama ait evde kira vermeden oturduğunu, söyledim. hakim; o benim işim değil, gideceksin ayrı bir dava açacaksın, dedi. eski eşin hesabına yatırdığım paralar için dosyayı bilirkişiye gönderdiler. bilirkişi incelemiş, benim de iyi halimi göz önünde bulundurup toplamda 52.000 tl’ye indirdiler. bunun için evime haciz de geldi.

    2. evliliğimde sorunlar yavaş yavaş başladı. hem evimde oturmaları hem de aldığı nafaka her zaman evde mevzu oluyordu. 2016’nın ramazan ayında 2. eşimle umreye gittim. geri döndüğümde beni havaalanından polisler aldı. nafaka hükümlerine uymamaktan! beni şikayet edip nafakamı almadım demiş. gittik adliyeye ve bana 10 gün süre verdiler. hatta katip bayan “sen bunu ödemezsen 11. gün direkt cezaevine gönderirim seni” dedi. yatırdım dedim. hepsini ödedim dedim o zaman getir makbuzları dedi. bir hafta sonra gittim adliyeye ve icra dairesini buldum bankamatik dekontlarını gösterdim. senin gerekçeli kararın yazılmış ödeyeceksin derdiler. katip genç bana dedi ki” abi bak bunu sana yaptılarsa başka icra dairesine de şikayet etmişlerdir. burada 4 tane icra dairesi var. git sor hepsine başka şikayetleri de olabilir dedi.

    gittim, araştırdım, 4 tane olan icra dairesinin 3 tanesinde ayrı ayrı gerçekten şikayet edilmişim. bir tanesinin hakimi ile bizzat görüştüm. hakim sağ olsun dekontlara baktı ve aynen şu cümleyi kullandı “evladım sen bu paraları ödemişsin, yalnız hiç birinin altına hangi ayın nafakası olduğunu yazmamışsın. buna benim yapabileceğim bir şey yok “ dedi. sayın hakım nasıl olur deyince “bak oğlum ben sana gerçekten inanıyorum ödemişsin yalnız bunu ben ödemiş saysam benim karşıma geliyorlar, ‘bunun bize borcu vardı, borcunu ödedi’, dediler mi elimizden bir şey gelmiyor” dedi. sana ancak şunu yapabilirim, senin buradaki mahkemene 1 ay var, bu mahkemeyi ben 2 ay daha uzatabilirim. sen de toplamda 3 aylık sürede bunu hallet öde dedi. 3 ayrı icra dairesine ve her birinde 3 er aylık nafaka şikayeti her biri 2.100 tl ve aynı zamanda her icra dairesine şikayetinden dolayı avukatına da 6000 tl borçlanmış oluyormuşum. ödediğim paraları tekrar ödemek zorunda kaldım. bunlardan haberi olan 2. eşimle de yavaş yavaş aramız bozulmaya başladı.

    2017’nin temmuz ayında iş seyahatine gittiğim bartın’da gece saat 12.30 da jandarma kaldığım otele gelip “hakkınızda yakalama kararı var” deyip beni tutukladı. suçumu sordum, nafaka hükümlerine uymamak, dedi. savcıya götüreceklerini söyledi. beni koridora iki askerin arasına oturtan astsubay evraklarla ilgilenmeye başladı. daha sonra beni getiren astsubaya sordum “beni ne savcı, ne hakim kimse çağırmıyor. neler oluyor, neden beni kimse çağırmıyor”. astsubay bana dedi ki “sizin cezaevine gidiş belgenizi hazırlıyorlar. 2016 aralık, 2017 ocak, 2017 şubat nafaka borcunuz varmış ve ödememişsiniz” dedi. astsubaya rica ettim, beni savcıyla görüştürün diye. odasına girer girmez savcı, “dur orada, ne söyleyeceksen oradan söyle”, dedi. ben sayın savcım, bana isnat edilen nafakayı ben ödedim, bana mühlet verin ibraz edebilirim, bir yanlış anlaşılma var, dedim. bana verdiği cevap “çık dışarı, biz tahsilatçı mıyız” oldu. ne yapacağımı bilemez halde çaresiz etrafa bakıyor, bir yandan da iki askerin arasında, iş yaptığımız müşterilerden kimse görmesin diye dua ediyordum. astsubaydan rica edip avukatımı aradım. sakin olmamı, prosedür gereği bana süre vereceklerini söyledi. bu arada astsubay geldi ve “sizin cezaevine gidiş belgeniz yazıldı, ne yapacaksanız bir an evvel yapın yoksa ceza evine götüreceğiz” dedi. katip hanımla görüşmek üzere odasına girdim.

    ben; “katibe hanım, ben ödedim bu parayı, yalnız bunu geçelim, benim üzerimdeki para, borcumdan çok fazla, ben bu borcu hemen buradan yatırayım ve işime gücüme bakayım” dedim.
    katip; “kardeşim ben devletin askerini polisini senin için bekletemem kusura bakma. hem bu paranın konya’dan yatması lazım” dedi
    ben; “nasıl olur? farz edin ki bu dünyada benim kimsem yok, kim konya’dan para yatıracak? ” dediysem de laf anlamadılar. hemen avukatıma tekrar telefon açıp durumu söyledim. o da dedikleri dosyaya parayı yatırdı ve dekontu bana whatsapp’ tan gönderdi. katip hanıma hemen gösterdim. “ben bunu bilmem kardeşim, yazıya bakarım, yazı gelecek” dedi. astsubay acıyan bir bakışla bana “gitmek zorundayız, kusura bakma” dedi ve ilk önce hastaneye kontrole gittik. o hastanede kimsenin görmemesi için dua ederken bir yandan insanların gözlerinin ucuyla beni izlediğini, avuçlarıyla ağızlarını kapatıp birbirlerine bir şeyler demeleri, hakkımda konuştuklarının kanıtı gibiydi. kimse bilmiyordu, bir kadının günü gününe aldığı nafakayı sonradan almadım deyip seni şikayet ettiğini.

    ceza evine geldik, gardiyanlar içeriye aldılar. ellerindeki dosyada bartın ceza infaz kurumu giriş tarihi 26/07/2017 çıkış tarihi 24/ 10/2017 yazıyor ve 3 ay tazyik hapsi diyordu. üzerimden çıkan şirketin paraları evraklar hepsini kağıda ayrı ayrı doküman yapıyorlar, bir yandan savcıya “seni neden buraya gönderiyor, adamın tipinden belli, cebindeki paradan belli, hiç mi bakmadın, hiç mi anlamadın” diye homurdanıyorlardı. başgardiyan bana “oğlum sen buradan akşama çıkarsın, sana yatak döşek vermeyeceğim” dedi. neticede aksam saat 6 gibi çıktım, ama o saate kadar ne zaman geçiyor, ne ben yerimde durabiliyordum. bana isnat edilen nafakanın hepsinin dekontları hepsi ekte mevcuttur. çalıştığım şirketin bu durumumdan haberi yok, olsa zaten anında çıkışımı vermişlerdi benim.

    bu yaşadığım berbat günü eşime bile söyleyemedim. kimse duymadı zaten. aramızda günden güne bu nafakadan dolayı tartışmalar eksik olmuyor, eski eşimi babamın evinden çıkarmamı istiyordu. ben “2 tane çocuğum var” desem de artık yavaş yavaş birbirimizden kopuyorduk. “benimki çocuk değil mi” diyordu.

    bir gün yine evde tartışırken “defol git artık, bitti, seni görmek istemiyorum giiit!” diye bağırmaya başladı. valizimi kapının önüne koydu. karşılık vermedim. valizimi alıp babamlara geldim. çok şaşırdılar gecenin bir vakti bir şey diyemediler. ertesi gün annem, 2. eşimin annesini de çağırdı köyden ve eve gittik. akşamına, babam diyor ki, “kızım döver mi seni, hayır, kızım eve bakar mı, evet, kızım içkisi kumarı var mı, hayır, annene babana akrabalarına küfreder mi, hayır, kızım sen ne istiyorsun ya?” dedi. onun cevabı “senin oğlunda bunların olmaması, oğlunun dört dörtlük olduğu anlamına gelmez” dedi. babam üstüne diyecek bir kelime bulamadı. dondu kaldı. tamam, dedi. haydi kalk gidelim hanım, dedi. hep beraber kalktık gittik.

    sonrasında nafaka için haram diyen kadın telefonda mesajlar çekip tacız etmelere başladı. nafaka ve tazminat istemeler, çalıştığım şirkete gelip seni rezil edeceğim, demeler. şimdi 08/03/2018 de boşanma davamız var.

    şimdi annemin yanında duramıyorum, çünkü annem beni ne zaman görse ağlıyor. oğlum “senin oğlun kumarcı, sahtekar, hovarda, içkici” deseler bu kadar zoruma gitmezdi. kız gibi oğlansın, bir yüzünü güldüremedim diye ağlıyor ve inanın çektiklerimden daha fazla üzüyor annemin ağlaması ve ben sırf ağlamasın diye, gözü beni görmesin diye her hafta iş seyahatine gidiyorum.

    benim, anne-babamın ve çocuklarımın bu sıkıntıları çekmemizin tek nedeni ömür boyu nafaka yasası ve kadına tanınan pozitif ayrımcılıktır. hukukta ayrımcılık olmaz.

    kaynak