şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: 12 angry men)
  • *

    istanbul belediyesi şehir tiyatroları'nın 2014-2015 sezonunda sahneleyeceği yeni oyunlardandır. konusu malum.

    (bkz: oniki öfkeli adam)

    (bkz: 12 angry men)
  • yıllar önce yayınlanmış olan, özgün senaryo ve eşsiz diyaloglara sahip harika filmin, yıllar sonra tiyatro sahnesindeki taklidi.

    (bkz: 12 angry men)

    (bkz: yapacağın tiyatroyu sikeyim ben gidiyorum)
  • dün itibariyle izlediğim ve çok çok beğendiğim oyun. özellikle serdar orçin muazzam bir oyunculuk sergiliyor.
  • şehir tiyatrolarının yorumuyla bu sezon sahneye çıkan, reginald rose'un 1954'de yazdığı kült oyun.
    adalet, suç, motiv, hak, ırk, gerçek gibi kavramlar üzerine ontolojik bir bakışa dönüşen bir tartışma ortamında önyargı ve algıların bilişsel arkaplanı tartışılıyor.
    tempoyu ve ilgiyi sürekli yüksek tutan oyunun beni rahatsız eden tek yanı jürinin yalnızca erkek katılımcılardan oluşması. metnin orjinali ve tarihsel arkaplanı yalnızca erkek katılımcılardan oluşan bir jüri üzerine kurulu olabilir. ancak güncel bir uyarlamada böyle temel bir değişiklik uygundan da öte bence gerekliydi. böyle bir rötuşun atlanmış olması oyunun aslında tarihsel olarak hiç kaybolmayacak olan güncelliğine zarar vermiş.
    oyunda baskın ya da silik karakterlerin birkaçı rahatlıkla kadın rolleriyle yeniden yorumlanabilirdi. bu açıdan çok ama çok eksik gözüküyor.
    bunun dışında gerek metin, gerek dramaturjisi çok çok iyiydi.
    serdar orçin tabi ki yine aldı yürüdü.
  • istanbul büyükşehir belediyesi şehir tiyatroları'nın bu sene sahneye konulmasına, yeni bir oyun olmasına rağmen oldukça oturmuş görünen oyunu. öyle ki, sanki iki-üç sezondur oynanan bir tiyatro oyununu izliyormuşum gibi hissettim. serdar orçin ve gün koper'in performanslarına bayıldım. yalnız oyun uyarlama olsa da, türk oyuncuların tiyatro sahnesinde "heey lanet olsun adamım" ses tonu ile konuşması çok sakil duruyor. bu konuya dikkat edilirse oyun çok daha güzel olabilir.
  • muazzam oyun. gitmeyen çok şey kaybeder.
  • kitabını ve 1957 yapımı filmini çok sevdiğim eser. bu sezon şt'de sahneleneceğini hem de oyunculardan birinin serdar orçin olduğunu duyduğumda çok sevindim ve çıkar çıkmaz biletimi aldım. oyun filmle neredeyse bire bir diyebilirim. karakterler başarılı, oyuncular iyi, oyun güzel. izleyin, izlettirin efendim.
  • ibb şehir tiyatroları'nın son zamanlardaki en başarılı uyarlaması. sırıtmadan, -çok şükür- yerelleştirmeden, orijinaline mümkün olduğu kadar yakın, bir iki detay dışında temiz bir uyarlama olmuş. özellikle karakter/oyuncu eşleşmeleri çok iyi. ufak bir pürüz, mektupların oğuldan geldiğinin pek anlaşılmaması. en azından biri okunsaydı bu nefretin sebebi daha iyi anlaşılırdı. büyük bir pürüz ise kıyafetler. kostümler gerçekten kötüydü. uzun süredir şehir ya da devlet tiyatrolarından artık hangisi olursa bir siyah-beyaz sahne teması beklentimiz var. kalpak oyununda buna çok yaklaşılmıştı. ama bu oyuna, filmi de göz önüne alırsak tam cuk olurdu. dekor siyah, üstlerindeki takımlar da beyaz olsaydı misal. ışıklandırma da ona göre ayarlansaydı nefis olmaz mıydı? bir gencin hayatı için tüm dünyanın o odada olmasını vurgularcasına çemberimsi, adaleti temsil eden sütunlarla çevrili dekoru ve arkadaki gittikçe fırtınaya dönen gökyüzü fonu ise gayet güzeldi.

    karakterlerinin özelliklerine göre bir nebze daha öne çıkan oyuncular var tabi ama ben ayırmadan tüm ekibi kutlamak istiyorum. gayet uyumlu bir ekip olmuş.

    konu, eseri ya da filmini bilmeyenler için özetlemek gerekirse masum mu değil mi olayı değil bir fikrin sadece kendini doğru ifade ederek diğer tüm fikirlere karşı durabilmesi üzerine kurulu. yani o ikna sürecinde, kanıtların ve şüphelerin tek tek üzerinden geçilirken ya da tırmanan gerginlikte anırarak gülecek bir durum yok. bak gülmek demiyorum anırarak gülmek diyorum. ayrıca şu tiyatro salonlarında tespih çekene bile denk gelmişliğim vardır. evet çeken. fakat şimdiye kadar denk geldiğim en öküz izleyicinin hemcinsimden çıkmasından büyük üzüntü duydum. sürekli bir öksürmek öncesi hazırlık mı desem afbuyurun balgam mı çıkartacak desem bi geniz çekme sesi, hangi kafayla izliyorsa katılarak gülmek, yetmezmiş gibi aradan sonra ağzında sakızla gelip oyunda çiğnemeye devam etmek, sesli yorumlar yapıp kendi sesinden oyuncuyu duyamadığı için yanındakine dönüp ne dedi diye sormak, yok yok yani. şimdi büyüklerimiz gibi biz istiklal'e takım elbiseyle çıkardık muhabbetine girecek değilim ama tiyatro gerçekten böyle izlenmez. sinema bile böyle izlenmez. bile dememin sebebi sinemayı aşağılamak değil, tiyatronun canlı performans olması ve hareketlerinizdeki aşırılığın oyuncunun dikkatini dağıtabilmesi. hayır sonra düzenli tiyatro izleyicileri çok bohem de halkı beğenmiyor da bilmemne, biz halk değiliz sanki. şöyle biri gelse sinemada yanınıza otursa film arasında boş yer aramaz mısınız yaa?

    son olarak benim gibi filmden hareketle tek perde olacağını düşünenlere not: oyun iki perde ve ara dahil yaklaşık 1 saat 50 dakika sürmektedir.
  • film kadar sarsmasını beklemek haksızlık olur tabii; ama oyunculuklar muhteşem!