1. türkiyedir.

    açın bakın, liseliler gibi, üniversite yarışı yaparlar, mezunları da ergen liselileri de.

    odtü siker, itü mühendislikte tektir, boğaziçi affetmez.

    hasiktirin lan oradan, mühendis olarak bıktım bu tür egolardan, duymaktan yaşamaktan... bu ülkede yılda nereden baksan 10 bin tane inşaat mühendisi mezun oluyor. hayır bu olgu her bölüm için geçerli ama inşaat dediğin benim kafama daha çok takılıyor, makine elektronik gibi bir ortama, argeye ihtiyacı yok denecek kadar az. projeyi çizersin hesaplarsın ve dikersin. ama sen 250 yıllık teknik üniversiteyim de, kendi ilindeki köprüyü japonlara yaptır. hay senin afedersin batsın mühendisliğin. bu durumda her halukarda gidip ingilizce öğreneceğin bölümde oku en azından dilin döner de sen de diğer mühendisler gibi işletmecilik yap.

    hadi zaten bütün mühendislerin, (ben dahil) piyasada işletmecilik yaptığını biliyoruz çaktırmadan, en fazla montajlama yapılan bu ülkede anlamadığım insanların neyin kafasını yaşadığı? barajlar yabancı köprüler yabancı, e oğlum niye okutuluyor bölümler? yap hepsini işletme mühendisliği olsun bitsin. aynı şablondan tek düze ev dikmeyi ben bile öğrendim parayı kırınca bu işe gireceğim. bunun için mi 4 sene mukavemet hesabı görüyor insanlar?
  2. abd ve rusya da olabilir. senelerdir bering boğazına... tamam tamam sustum.
  3. ulkesinin insaat sektorunde en gelismis ulkeler ile yaristigini bilmeyenlerin begenmedigi ulkedir. muhtemelen kopru icin kullanilacak olan maddi destegin muhendisler tarafindan karsilanacagini sanmaktadir.
    edit:isbu entry su anda zo'de duruyor. bunu zo'ye gonderenlere kapak olsun diye su link'i veriyorum.
  4. serbest piyasa ve ihale usulu hakkında bi sik bilmeyen ileride yap-sat yaparak kendi işinin patronu olma hayalleriyle yanan yeni mezun insaat muhendisinin dramına konu olan ülkedir.
    not: bu entry avrupanın en yüksek gokdeleni olacak olan ve muteahhitligini bir türk firmanin yapmis oldugu binanin santiyesinden yazilmistir.
  5. "madem insanlar maymundan geliyor neden şimdiki maymunlar insan olmuyor", ayarında bir argümanla çıkıp bir de en beğenilenlere girmek nedir sorusunun cevabıdır. "okulda okurken biriktir harçlıklarından çıkışta kap japonların elinden olm" fikrinin geçmemesine şaşırdığım bir tarzla yazılmış entryi en beğenilenlere sokmak mükemmel bir iş.(bkz: fatih 21 yaşında istanbul'u fethetmiş ya sen)
  6. genelde yanlış analiz edilen ülkedir.

    mevzu bahis okullardan birinin inşaat bölümü mezunu olarak genel geçer yorumların neden yanlış olduğunu anlatayım.

    öncelikle 3. köprü ihalesini alan firmalar: içtaş inşaat sanayi ticaret aş-astaldi ortak girişim grubu
    bunlardan içtaş türk firması astaldi ise italyan firması.
    (bkz: http://www.sabah.com.tr/…3-kopru-ihalesi-sonuclandi)

    ve ihaleyi alırken verdikleri teklif: 10 yıl 2 ay 20 gün boyunca köprünün işletmesini yaparak bu süre sonunda devlete teslim etmek. yap-işlet-devret yani. devletin kasasından beş kuruş çıkmadan yapılacak köprü.

    bu ihale türkiye'deki çoğu ihale gibi "yurtdışı isteklilere açık yapım işi ihalesi" dir. kamu ihale mevzuatındaki ilgili maddede 25 milyon tl nin üzerinde yaklaşık maliyeti olan ihaleler yurt dışı isteklilere açık olmak zorundadır yazar.

    bu ne demek: yani yurt dışından herhangi bir firma en düşük teklifi verirse (kamu ihale kanununda sınır değer denen bir hesap var tabi ama onlar ayrıntı anlatmıycam burda) bu işi o alır o yapar demek. yani senin ülkende zibilyon tane mit veya texas veya imperial college (ki dünyanın en iyi inşaat okullarıdır) olsa dahi en düşük teklifi veren işi alır kardeş.

    işin bir teknik boyutu var bir de işletme boyutu. dediğim gibi bu köprüyü alan firma cebinden (yani krediyle) yapacak devlet para ödemeyecek al yap şu köprüyü diye. boğaz köprüsü inşaatının yaklaşık maliyetini kestiremiyorum şu an. ama farzı misal yaklaşık 2 milyar dolar diyelim. sen teknik kapasite olarak baştan sona yapabilecek durumda olsan dahi bu parayı bir yerden bulamıyorsan bitiremezsin o işi. e ne oluyo o zaman millet ortak giriyor işe, iş çok büyük olduğu için. maliyeti de paylaşıyor yaptıktan sonra gelecek kar ı da paylaşıyor. bunu yaparken de yurt dışından köprü konusunda uzun yıllar boyunca tecrübe edinmiş ortak firma bulmaya çalışıyor.

    kaldı ki 3. köprü ihalesini de türk ortaklı bir konsorsiyum almıştır. yine orda odtü, itü ve boğaziçi mezunları çalışacak yani büyük ihtimalle. hatta asaldi de de bol bol odtülü boğaziçili görürsün merak etme. şu an ispanyol firması tarafından yapılan marmaray da çalışan arkadaşlarımdan biliyorum.

    şimdi bu tez üzerinden odtü, boğaziçi ve itü'ye bok atmaya çalışmak cahilliktir. internette birşeyler araştırırsan son 30 yılda bu üç okulun mezunları sayesinde türkiye inşaat sektörünün yurt dışı piyasasında nereden nerelere geldiğini gayet iyi görürsün. bak aşağıdaki listede dünyanın en büyük inşaat firmaları var say istersen kaçı türk.

    (bkz: http://enr.construction.com/…ontractors/001-100.asp)
    mesela ben sana çalıştığım yerlerden bir örnek vereyim moskovada benim çalıştığım şirket ant yapı (ki türktür ve sahibi odtülüdür) avrupanın en yüksek gökdelenini yapıyordu.

    şimdi italyan ortak olmadan yapılamaz mı bu iş diye sorarsan eğer bence biraz zor.
    çünkü bu büyüklükte bir iş ciddi kalite kontrol, kalite güvence ve ciddi iş güvenliği gerektirir. ve türk firmaları bu konularda çok zayıf sebebi de profesyonelleşme adımlarını sadece son 20 yılda atmış olmaları. sadece türk firması yapsa o köprü inşaatında onlarca işçi ölürdü, en azında bunu net söyleyebilirim. e 100 yıllık bir italyan firması ile profesyonel tarihi 20 yıl olan türk firmalarını bilimsellikte karşılaştırman mümkün değil. "bu türkler neden i-phone icat edemiyorlar?" sorusu gibi birşey.
    bu dünyada birşeyler icat edebilecek kapasitedeki devlet sayısı sınırlı çünkü.

    bunları sektörü iyi bilen biri olarak söylüyorum türk firmaları içinde en kurumsallaşmış en kaliteli iş yapan enkadır ki o bile avrupa ve amerika hatta çoğu çin firmasının yanında mahalle taşeronu gibi kalır. bunun nedeni odtüde verilen kötü eğitim değildir. bunun nedeni türkiyedeki ticaret ve iş ahlakıdır. aynı elektronik veya makine veya yazılım sektöründe olduğu gibi bizim sermayedarlarımızda bir kurumsallaşma karşıtlığı herşeyi tek merkezden yönetme sevdası bir kayserili tüccar kurnazlığı vardır. çalışanların özlük hakları hiçbir zaman batılı mühendisler gibi olmaz. ben 4 farklı ülkede çalıştım, batılı mühendislerin sahip oldukları haklarla benim sahip olduğum haklar arasındaki uçurumları çok iyi biliyorum. e bu sermayesel kültürden gelen sorunların suçunu odtüye boğaziçine bulmak ne kadar ahlaklı be?

    senin boğaz köprüsünü yapamıyor dediğin adamlar arabistanın 500 km civarındaki en uzun içme suyu hattını yapıyorlar şimdi (mng inşaat: sahibi ve çalışanlarının çoğu odtülüdür) arabistan çöllerinden su getiriyorlar şehirlere . türkmenistanda aşkabat diye koskoca bir şehir inşaa ettiler bilmem duydun mu ? libya'yı baştan sona modernize ettiler. rusyada girilmedik şehir bırakmadılar. moskova'nın manhattan ını, gökdeleneler şehrini inşaa ettiler. (bkz: moscow city)
    dubaideki pastada koskoca bir payları vardı. şimdide kuzey ırak'ı komple inşaa ediyorlar. say say bitmez senin adını bilmediğin ülkelerde çılgın projelerin hepsini bu firmalar yapıyor. (bkz: cibuti) (bkz: gabon)

    bence odtü, boğaziçi, itü gibi okullardan mezun insanlar bu ülke için en fazla çalışmış, bu ülkeye en faydalı insanlardır. bu insanlar neden hedef alınır be birader.
    onlar hadi birşeyler yapıyorlar da sen ne yaptın neyi başardın diye sorarlar adama.
  7. zamanında atatürk'ün önayak olmasıyla tayyare fabrikası kurulmuş. orada uçaklar üretilmiş, hatta yurt dışından siparişler bile alınmış. ancak sonra demokrat parti döneminde tayyare fabrikası kapatılıp yerine traktör fabrikası açılmış. sonradan traktör fabrikası da kapatılmış. iktidarın politikalarıyla hiçbir şey üretemez hale gelmişiz. yaratılan yapay bollukla da tamamen dışarı bağımlı olmuşuz.

    devrim arabaları adlı film de ülkemizin üretememe sorununu yalın bir şekilde anlatıyor. 23 tane idealist türk mühendisi toplanıyor. 3 ay gibi kısa bir sürede kısıtlı teknik imkanlarla ve bütçeyle ilk yerli otomobili yapmaya çalışıyorlar. köstek olan bürokratların ve medyanın katakullilerine rağmen çalışıyorlar. tabi gene de bir şekilde başaramıyorlar. filme geçen birkaç cümle şöyle:

    ''türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz.''
    ''biz başarsak bile adı devrim olan bir otomobili yollarda dolaştırmazlar.''

    bir ara ingiliz bir adam inceleme yapmaya geliyor. dönerken yanındaki görevliye, ''başarıp, başarmamaları önemli değil. önemli olan başaracaklarına inanmaları.'' diyor.

    ****

    bilim tarihine baktığımızda genelde devlet desteğini görürüz. bilim insanlarının tek amacının bilim olması için başka kaygılarının olmaması lazım. royal society devlet destekli bilime en güzel örnektir. 17. yy'daki bu zihniyet sanayi devrimine sağlam bir adım atıyor. bizimse elimizde 20. yy'ın başında cumhuriyeti kurup dünyaya yetişmek için koşan bir lider dışında hiçbir şey yok. sonrası malum.

    amaan neyse. ben gidip bir çay koyayım.
  8. gazaltı kaynak makinesini boğaz gibi rüzgarlı bir alanda kullanmaya çabalayan mühendislere sahip bir ülke için son derece normaldir.
  9. işletme ile mühendislik bilimleri arasında ki ayrımı yapamayan ülke vatandaşlarınca söylenen tümce.
  10. cunku o ulkenin muhendisleri, ulkelerinde ve dunyada yaptiklari projelerle basarilarindan dolayi, projeleri zamaninda veya erken bitirmelerinden dolayi takdir alip, turk insaat sirketlerini dunyada cin insaat sirketlerinden sonra ikinci buyuk yapmakla mesguldurler, bunu da basarmislardir. abd insaat sirketleri bile, o kadar devlet destegine ragmen turk insaat firmalarinin gerisinde kalmistir.

    ayrica bu iddiayi ortaya atan arkadasimiz, biraz beynini kullanip google'a sorsa idi, 20 saniye icinde su bilgiye ulasabilirdi, turkiye'nin 3. buyuk koprusu diyor, tumuyle (tasarim, hesaplar, insaat hepsi) turk sirketleri tarafindan (yabancilara hicbir parcasi verilmeden) yapiliyor,

    http://www.gulsancons.com.tr/nissibi_koprusu.pdf

    izmit korfez koprusu var, is yapan konsorsiyum genelde turk ama tasarim, hesaplar hangi firma yapiyor, bilen varsa yazsin da komple sussun bu arastirma yoksunu, sonra da sikayet etmeyi bir halt sanan, kicimin muhendisi. muhendisin en onemli ozelliklerinden biri merakli olmasi, tuttugunu koparmasidir. cik cik cik otmesi degil.

    (bkz: nissibi köprüsü)

onca mezun verip boğaz köprüsü bile yapamayan ülke hakkında bilgi verin