şükela:  tümü | bugün
  • talimhane tiyatrosu'nun 8 nisan 2011'de prömiyerini yapacak olan yeni oyunu. yönetmeni, konusu ve oyuncularıyla cezbedici.

    "yazan: lucy kirkwood
    uyarlayan: seçil honeywill

    yöneten mehmet ergen

    oyuncular esra bezen bilgin, güliz gençoğlu

    “aslında çok komik bir şey var, ben kaç para ettiğimi biliyorum.
    kaç kişi söyleyebilir bunu?
    üçbin dolar ediyorum.
    çünkü mustafa benim için o kadar ödedi.
    yani tam iki buçuk iphone.”

    dijana, o sabah karaköy iskelesi’ne yanaşan odessa feribotundan indiğinde, hayallerinde daha iyi bir yaşam ve mutlu bir gelecek umudu vardı.
    ama onun için planlananlar, hayallerinden çok başkaydı.
    insan tacirlerinin eline düşüp pasaportları ellerinden alınıp, evlerde kilitli tutularak fuhuşa zorlanan yüzlerce kadından yalnızca biri dijana.

    bize kendini zaman zaman dayanılması güç bir gerçeklik ve ironi ile anlatıyor.

    talimhane tiyatrosu oyunu insan kaçakçılığında ne yazık ki önemli bir merkez olan ülkemize uyarlıyor."
  • esra bezen bilgin'i gözlerimi bile kırpmaksızın, hayranlıkla izlediğim, mükemmel bir oyun. malafa'dan bu yana bu kadar iyi bir tiyatro oyunu izlememiştim; ki onu da, hakan günday'a taptığım ve kitabı da neredeyse ezbere bildiğim için, beğenmeye koşullanmış bir şekilde izlemiştim. fakat izlemeden önce hakkında hiçbir şey bilmediğim bu oyun, ağzımı açık bıraktı.

    --- spoiler ---

    fuhuşa zorlanan yabancı uyruklu bir kadının pezevengine aşık olması ve başına geleceklerden habersiz, doğacak çocuğuyla mutlu bir gelecek hayal etmesi; her şeyin tersine dönüp, bu kadıncağızın özgürlüğüne kavuşma hayaliyle içinden çıkan prezervatiflerin çetelesini tutması ve hiç doğmayan çocuğu için mayo çalması... özgürlüğünden alıkonulan kadınların yaşamı, daha iyi ve daha vurucu bir şekilde anlatılamazdı sanırım. güncel mekanların, mağazaların ve marketlerin isimlerine yapılan göndermeler ise, oyunu daha inandırıcı kılmış kesinlikle.

    --- spoiler ---

    esra bezen bilgin için de ayrıca bahsetmek lazım. zira, oynadığı karakterle böylesine bütünleşen bir oyuncu görmemiştim daha önce. seyirciyi -en azından beni- öylesine inandırdı ki, kendisinin oyuncu olduğunu unutup, gerçekten fuhuş tuzağına düşmüş bir kadın sandım oyun boyunca.

    bu oyun vasıtasıyla, türkiye'de güzel şeyler de olduğunu hatırlamış oldum ve umudum arttı; resmen büyülendim. bu oyun için ekibe yemek servisi yapan elemandan, çaycıya; yazardan, yönetmene; uyarlayandan, set işçisine ama en çok da oyunculara çok teşekkür ederim. ellerinize sağlık.

    bir de televizyon dizilerinde arz-ı endam edip oyuncu sıfatıyla ortalıkta dolanan porselen bebekler ve sinemada milyonları aşan izleyiciye kapalı gişe oynayan komedyenlere, bu oyunu izlemelerini şiddetle tavsiye ederim. gitsinler de, "oyuncu nasıl olur, bir insan nasıl tüm benliğiyle oynar, mimikler nasıl kullanılmalıdır, repliklerin vurguları nasıl olmalıdır, sufle almaksızın bir karakter nasıl canlandırılır, uzun cümleler sarfetmek için ille de nefes almaksızın motor gibi mi konuşulmalıdır, laz şivesi dışında aksanlar var mıdır, varsa bu aksanlar nasıl gerçekçi telafuz edilir ve abartıdan nasıl uzak durulur" konularında 1 saat 15 dakikalık sıkıştırılmış bir ders alsınlar. kesin, nefes alış verişlerin bile bir taktiği vardır ama amatör gözle bu kadarını gözlemleyebildim.

    son olarak itiraf etmeliyim ki, devlet tiyatrolarını her fırsatta savunan ben*, kendimi kandırmış ve boşu boşuna olmasa da, sadece zaman geçirmişim şimdiye kadar. bu oyun, hiç abartmaksızın iddia ediyorum ki, devlet tiyatrosu'nun 2010-2011 sezonundaki tüm oyunlardan daha iyiydi.

    edit: yazmayı unutmuşum: bence görsel sanatlarda en etkileyici metod olan flashback'in tadı, tiyatro'da bir ayrı oluyor. sinemada etkiyi ikiye katlıyorsa, tiyatroda bu etki, fersah fersah fazla oluyor.
  • esra bezen bilgin'in öyle bir oynadığı ki; menşeini bilmesem neredeyse ukraynalı olduğuna inanacağım talimhane temsili. birine güvenme isteği ve akabinde at gözlüklü bir güvenin vukû bulduğu bir ruh hâli gösterisi. körü körüne teslimiyetin neden olduğu koca boşluğun küçük bir kadın tarafından kocaman aktarıldığı oyun.
  • böyle umutsuz bir hikayeyi anlatıp böyle umut verebilmek çok acayip doğrusu. iyi ki mehmet ergen gibi net, temiz, çalışan kafalar var bu memlekette. iyi ki esra bezen bilgin gibi zeki ve samimi oyuncular var. az var bunlardan. sevdiği mesleği yapan parlak insanlar lazım bu memlekete ben bugün bunu -sanki daha önce hiç görmemişim ilk kez görüyormuşum gibi- gördüm. diyorum ya çok acayip.
  • (bkz: teneke adam)
  • bu sözü 7 yaşında kalp nakli yapılan bir kız çocuğu söylemiş. mehmet ergen de bu sözden çok etkilenip oyuna bu ismi koymuş. sadece adı bile etkileyen bu tiyatro oyununda başrolde türkiye'nin tartışmasız en iyi tiyatro yönetmeni mehmet ergen ve oyuncusu da yıllardır öve öve bitiremediğim esra bezen bilgin olunca ortaya harika bir oyun çıkacağını tahmin ediyordum. sonuç beklentilerimin de çok üstünde oldu. esra bezen, oyunculuk anlamında her oyunda daha çok nirvana'ya ulaşıyor. sesi, mimikleri, duygusal tepkimeleri, hareketleri ile kendisine sadece tiyatro oyuncusu dersek haksızlık etmiş oluruz. piyasada o kadar tiyatro oyuncusu olarak gezen kişi varken esra bezen sanki başka bir galaksiden gelmiş oyuncu. bu kadar doğal ve inandırıcı oyunculuk sergilemesi ile yine hayran bıraktı kendisine. ne kadar methiye düzsem şu an kendisine az kalacağını biliyorum.

    oyun ise daha önce üzerinde durulmamış ve kesinlikle durulması gereken bir türkiye hikayesini anlatıyordu. öğrencilik yıllarımda bir dönem havalimanında çalıştığım için de biliyorum, her gün yüzlerce kadın sınırdışı ediliyor ülkemizden. sınırdışı edilirken hepsinin yüzünde bir ümitsizlik, bir boşvermişlik, bir mutsuzluk akıyor. polislerin onlara zorbaca davranışlar sergiliyor her seferinde. işte bu kadınlarından ikisinin hikayesini izledik oyunda. bol bol kapitalizm, milliyetçilik eleştirilerini de içine alan hem mikro hem makro düzeyde üzüldük, sevindik ama genelde çok mutsuz olduk oyun izlerken. mehmet ergen yine o ironik dilini kullanarak seyirciyi arasıra güldürmeyi de ihmal etmemiş. tam seyirlik bir oyun olmuş. bir de lineer ilerlemiyor ya oyun, o da işin bir diğer güzel kısmı. sezonun son oyunu dün oynandı ama gelecek sene yine sergilenecekmiş. hem izlenesi bir oyun hem de üst düzey oyunculuk arayanlar kaçırmasın derim.
  • kaderi başkaları tarafından çizilen nice insanın acı dolu hikayesini olağanüstü bir dille anlatan, esra bezen bilgin'in tüyler ürpertici bir performans sergiledği güzel oyun.
  • en az oyun kadar ismini de çok beğendim. sürekli aklıma geliyor bu söz. ergenler umarım duyup da her köşeye yazarak eskitmez bu etkileyici sözü de.
  • harika bir müzik grubu ismi olabilirmiş gibi geliyor. lakin yakından uzaktan alakası yok.