şükela:  tümü | bugün
  • "pazardan aldım bir tane eve geldim bin tane" filmidir. japon sinemasına hakim biri değilim ama onlar için de farklı bir yapımdır diye düşünüyorum. rec'i çok severim, çekim tekniği olarak oradan bağladı beni. filmlerin hepsi birbirinden güzel olmuş. başlığı nasıl açılmamış, şaşkınlık içindeyim.

    filmin başında direkt yeni bir shaun of the dead mi geliyor diye düşündüm, sonra işler iyice çığırından çıktı. eğlendim.
  • benim de shaun of the dead benzeri diye başladığım, ilk 30 dakikasını "rec çakması filmler de sıktı, ayrıca oyunculuklar başta olmak üzere her yerinden amatörlük akıyor" diye oflayarak izlediğim ama özellikle son yarım saatlik diliminde beni kahkahaya boğan film.

    japon sinemasına ilgim anime uyarlamalarından ibaret ve takdir edersiniz ki anime uyarlamaları da genel olarak çöp oluyor (rurouni kenshin'i diğerlerinden ayırabilirim sanırım). bu yüzden ön yargıyla izlemeye başladığım, dahası ilk 30 dakikasını adeta tiksinerek izlediğim bu film nihayetinde beni kendisine hayran bırakmayı başardı. az sayıdaki japon filmleri dağarcığıma üst sıralardan giriş yaptı.

    gülüp stres atmak isteyenlere tavsiye edebileceğim bir film. özellikle rolleri aşırı ciddiye alan yönetmenin karısı favorim oldu diyebilirim.
  • tek kelimeyle muhteşem film. ikinci yarısında gülmekten hıçkırık tuttu.. "pom"
  • son yıllarda izlediğim en orijinal komedi filmlerinden biridir. sonuna kadar izleyin
  • ishal olan adamın çekimi yarıda bırakıp dışarı çıkmaya çalıştığı sahnede hiç abartmıyorum 5 dakika boyunca aralıksız güldüm. ayrıca ilk 30 dakikasını dikkatli bir şekilde izlerseniz filmden çok daha fazla zevk alırsınız. ilk yarım saatlik full sekans sahnede de çok emek var hatasız kurtarmışlar. son olarak bayıldım bu filme. hayatımda izlediğim en güzel komedi filmlerinden birisiydi ilk üçe girdi bile. izleyin izlettirin, iyi seyirler.
  • sinema okuyan öğrencilere ders olarak izletilmesi gereken film. dönemin milyon dolarlık projelerine, dünyaca ünlü oyuncu kadrosu olan filmlerine karşın 25 bin dolar gibi oldukça mütevazi bir bütçe ile nasıl kaliteli bir iş çıkarılacağını gösteren bir yapım. üstelik film öyle bir etki yaratıyor ki japonya'da 28.5 milyon dolar gibi bir hasılat yapıyor. resmen para basmış anlayacağınız. ayrıca her şeyden önce iyi bir fikrin ne kadar önemli olduğunu gözümüze gözümüze sokuyor.
  • sinema okuyan öğrencilere ders olarak izletilmesi gereken film. dönemin milyon dolarlık projelerine, dünyaca ünlü oyuncu kadrosu olan filmlerine karşın 25 bin dolar gibi oldukça mütevazi bir bütçe ile nasıl kaliteli bir iş çıkarılacağını gösteren bir yapım. üstelik film öyle bir etki yaratıyor ki japonya'da 28.5 milyon dolar gibi bir hasılat yapıyor. resmen para basmış anlayacağınız. ayrıca her şeyden önce iyi bir fikrin ne kadar önemli olduğunu gözümüze gözümüze sokuyor.
  • bu film korku filmi değil arkadaşlar. bundan korkan insan güneşli havadan, ötüşen kuşlardan falanda korkar herhalde.

    tanım: değişik bir film.
  • lodos yemiş pazar günü, iki ağır filmin arkasından alkol niyetine aldığım filmdir.
    başlangıçta n'ebçim bişi derken yerini kahkahalara bırakan, aşina olmadığım japon mizahından oldukça keyif almamı sağladı.
    iskandinavların soğuk mizahı gibi saygılı mizah kavramını oturtan, türünün nadide örneklerinden bir tanesi olarak kesinlikle tekrar seyredeceğim.

    konusu: zombi filmi çekmek isteyen film ekibine gerçek zombiler saldırırsa ne olur?