şükela:  tümü | bugün
  • tatlı nefesin
    gökyüzünde parlayan iki mücevher gibi gözlerin
    sırtın düz, saçların pürüzsüz
    yastığın üstünde, uzanırken sen
    ama şefkat hissetmiyorum
    minnettarlık veya sevgi
    sadakatin bana değil
    yıldızlara tepedeki

    bir fincan kahve daha, yola çıkmadan
    bir fincan kahve daha, gitmeden ben
    aşağıdaki vadiye

    baban bir kanun kaçağı
    ve mesleği avarelik
    öğretecektir sana seçmeyi ve elemeyi
    ve bıçak fırlatmayı
    krallığını gözetliyor ki
    izinsiz girmesin hiçbir yabancı
    titriyor sesi, seslenirken
    yeni bir tabak yemek için

    bir fincan kahve daha, yola çıkmadan
    bir fincan kahve daha, gitmeden ben
    aşağıdaki vadiye

    kız kardeşin geleceği görüyor
    annen ve senin gibi
    asla öğrenemedin okuma-yazma
    hiç kitap yok rafında
    ve sınırı yok memnuniyetinin
    sesin tarla kuşununki gibi
    ama kalbin bir okyanus sanki
    karanlık ve gizemli

    bir fincan kahve daha, yola çıkmadan
    bir fincan kahve daha, gitmeden ben

    ( special thanks to barefoot contessa )
  • bir insanı sevdiğinizde, ve elinizde sizi ona bağlayacak bir sağlam tarafı aslında olmadığını bildiğinizde, size zarar verdiğini, onun içindeki boşluğu sizden eksilterek dolduran biri olduğunu gördüğünüzde ve artık ondan gitmeniz gerektiğini kendinizi kandıramadığınız bir akşam üstü -geç olsa da- fark ettiğinizde başlıyor bu şarkı. bunca zaman hayallerinize kap olmuştu, ve siz her şeye rağmen büyük bir aptalıkla, ve aptallığınızın farkındalığındayken de, ona mühürlediniz kendinizi. siz onu hep sevdiniz, ama o sizin gibi marhemet, sadakat göstermedi size, sevmedi ve minnettar olmadı bile. gitme kararınız var evet elinizde şimdi, bir kahve sonra tabii (!)..

    edit: gidemeyenlerin şarkısı, gittiğinizde ağlatmaz zaten sizi. ağlıyorsanız, sakın gidebildiğinizi sanmayın.
  • ingilizce bilmeyen bir abimin en sevdiği şarkı. anlıyor musun ne diyor diye sorunca son bir sigara içelim diyor dedi.

    aslında haklı bir yerde ana fikir olarak birebir örtüşüyor iki şarkı
  • woody guthrie'den sonra amerikanın küçük bir endüstri kasabasından çıkan ikinci yarı tanrının, (bkz: bob dylan), 1976 tarihli desire albümünde yer alan, karısı sara için yazdığı fenomen şarkısı, en sevilen şarkısı, gitmeden bi bardak kahve daha içeyim de öyle gideyim buralardan şarkısı, bıkmadığım usanmadığım şarkısı.

    -"your loyalty is not to me but to the skies above."
    -you got that right.
  • sagda solda buldugum bilgilere gore,

    - karisi sara ile yikilmakta olan iliskileri adina, 1975 yazinda bir gece kulubu masasinda yazmis bu sarkiyi
    - bir kerede grupca kaydedilmis, kanal kayit yapilmamis, bu yuzden bu kadar dogal
    - kadin vokalle dylan hic tanismiyormus, kadini bir yerlerden bulup kayda getirmisler. el sikisip sarkiyi kaydetmeye baslamislar. kadinin adi emmylou harris.
    - emmylou harris sarkiyi bilmiyormus. onune sozleri koyup calmaya baslamislar. bir gozle sozleri takip ederken digeriyle dylan'a bakiyormus. dylan sarkiya girmesini istediginde kadina dokunuyormus. ikisinin vokalindeki tatli uyumsuzluk ve dogalligin sirri biraz da bundan olsa gerek. albumun geri kalaninda da bu taktigi uygulamislar.
    - sarkinin basindaki, yine karakteristik bass solosu oraya rastgele gelmis, aslinda keman planlamislar. kayda girdikleri anda keman hazirliksiz yakalanmis, gitarin tingirdadigini duydum, keman hazir degildi, birinin bir sey yapmasi gerekiyordu, ben de ufak bir solo attim diyor rob stoner.
  • the white stripes'in da kirk yil hatirlik bir versiyonu var..
  • yagmurlu ve kasvetli havalara çok yakıştığını düşündügüm,bob dylanın yıllandıkça güzelleşen parcası
    (bkz: bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır)
  • arkadaki kemanın şarkıyı efsaneleştirmesinde önemli katkısı olan bob dylan şarkısı.
  • tüylerimi diken diken eden bob dylan parçası.

    edit: hayret lan kimse yazmamış, bildiğin murat kekilli- bu akşam ölürüm'ün aynısı bu şarkı.