şükela:  tümü | bugün
  • ikili ilişkiler:
    ----------------

    dediğim gibi, online ortamlarda en kolay gelişen, en sık görülen ilişkilerdir.
    zira kurulması görece basittir.

    bu ilişkilerde genel olarak unutulmaması gereken, esasen gerçek hayatta da var olan ancak varlığı bu kadar net ve hızlı hissedilmeyen bir gerçektir: 'insanlar karşı cinsle ilişki kurmak isterler'.

    kendi içinde gruplara ayrılır:

    dallama icq/irc/komünite savaşçısı: 'merhaba seviyeli bir muhabbete ne dersin', 'slm, asl?' ve benzeri yaklaşımlarla muhabbete girmeye çalışan insanlardır. ha sözlük gibi bir şekilde 'kalbur üstü' bir ortamda hoş karşılanmasalar da, genelde -sanırım- amaçlarına ulaşan insanlardır bunlar. bu kanaate varmamın tek sebebi de bu insanların halen varlıklarını sürdürüyor oluşlarıdır. doğal seleksyon her tür evrimde olduğu gibi internet üzerindeki evrimde de çalışır, kullanılmayan yöntemler yok olur falan filan. böyle insanlar var ise, bunlara karşılık verenler de vardır demek ki diyebilirim.

    bu insanlar kendi aralarında "gerçekten muhabbet arayışı içinde olan insan" ile "karşı cinse aç insan" arası bir spektrumda dalgalanır dururlar. konuya giriş tarzları genel olarak ikinciye yakın durduğundan, zamanla yeni tarzlar geliştirirler.

    muhabbete böyle başlayan bir insandan fazla beklentiniz olmamalıdır. eğer ki açlık içinde bir insan değilse bile, bu şekilde hiç tanımadığı, hakkında zerre fikri olmayan bir insana yanaşabilen insan, en fazla uykusuz gecelerinize meze, can sıkıntısı dolu saatlerinizde muhabbet edilecek bir insan olacaktır.

    diyeceksiniz ki "bu söylediklerin irc-icq için geçerli olsa da sözlük nevi bir komünite ortamı için çok geçerli değildir. zira komünite ortamlarının diğerlerinden farkı, insanlarla bire bir ilişki içine girmeden bu insanların yaptıklarını, yazdıklarını, konular hakkındaki fikirlerini inceleyebiliyor oluşunuzdur." tamam güzel kardeşim haklısın da, bak orada ibare var 'dallama' diye.

    bu da 'nickten karakter tahlili ile mesaj atan insan' a yakın bir tanımdır.

    ömrü en kısa ikili ilişkilerdir, karşıdaki ile ortak bir noktanın varlığı bilinmediğinden, çok extreme bir case olmadığı sürece, karşılıklı 'tüketim' çok kolay ve hızlı olacaktır.

    ortalama icq/irc/komünite insanı: dallamalardan farklı olarak, muhabbet edeceği insanı seçen, ama 'arayan' insandır. mesela icq'da interestlerine, yaşına, cinsine göre insan seçen; irc'de bir kanalda genel muhabbet esnasında söyledikleri ilgisini çeken; sözlükte yazdığı entryler tarafından cezbedilen insanlardır. görece mantıklı hareket ederler.

    amaç asla ve asla direkt olarak 'seviş beni!' değildir. amma ve lakin yalnız insanlar için herkes potansiyel partnerdir. yalnız olmayan insanlar ise, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde her daim 'daha iyi'nin peşindelerdir, unutmamak gerek.

    muhabbet ömürleri dallamalara oranla elbet daha uzundur, hatta bunların arasından sürekli dostluklar, sevgilimleşmeler, mükemmel muhabbetler çıkma olasılığı hayli yüksektir. niye böyledir? konuya giriş ortak noktalar üzerinden sekerek yapılmış, 'sen de mi ornitorenkleri çok seversin canım cigerim' diyerek, karşı taraf yumuşak karnından vurulmuştur.

    ortalama zeka sahibi herhangi insan yavrusu, küçük çaplı bir araştırmayla karşısındaki insan hakkında -eğer ki bu insan kendisini yeterli maskenin ardında saklamıyorsa- istediği bilgileri elde edebilir, bu bilgiler doğrultusunda hareket edebilir.

    bu noktada sorun nedir? evet, karşı tarafın yapısına, ilgisine göre yeni bir karakter 'şekillendirmek'tir.

    niye yapılır? yukarıda anlattık işte, yapıyor insanlar. tam tanımı 'damara göre şerbet vermek'tir bu işin. bu sebepten tanışıklıklar, ilişkiler gerçek hayata taşındığında çok büyük olasılıkla tüm 'büyü'sü kaybolur, insanlar kendi yollarına devam ederler.

    bu kendini-maskeleme yapılmadığı, herkese her şartta aynı görünüldüğü takdirde ise bu sorunun üstesinden gelinmiş olur.

    bu insanların diğer birsorunu, en başta bahsettiğim 'aramak' hadisesidir. arayan bulur elbette, amma ve lakin aynı zamanda 'bulduğunu sanması' da çok kolaydır.

    ne insanlar gördüm, hala da görüyorum 'aha bu benim hayatımın aşkı, ne istese yaparım' dedikten 3 gün sonra 'siktim öldü abiii' diye dolanırlar.

    elit icq/irc/komünite insanı: adı üstünde, elit bir kesimdir. bir arayış ya da beklenti içinde değildir. evet bu insanlar da karşı cins ile ilişki içinde olmak isterler ancak bunu o kadar geri plana atmışlardır ki, oraya gelene kadar karşı tarafın aşması gereken tonla engel oluşur.

    ha bu nokta herhangi bir insanın ilk deneyiminde ortaya çıkacak bir şey midir? hayır elbette. çoğunluk önce dallama, sonra ortalama olup (net üzerinde olmasa da hayatında) zamanla bu noktaya gelir.

    isteklerimizi şekillendiren ya da fark etmemizi sağlayan evvelki deneyimlerimiz, bu deneyimlerde gördüğümüz eksikler, 'şu da olsun ama ya?' lar ve benzerleridir. dolayısıyla ne beklediğini çok iyi bilen, bu sebepten karşısındakine beklentisizce yaklaşan insanlardır bunlar.

    insanların hızlı tüketiminin, icq listesinin araba mezarlığına benzemesinin nasıl bir şey olduğunun farkındadırlar. 'bir insanla konuşacak şeyin kalmaması'nın ne kadar saçma, bir o kadar da can sıkıcı olabileceğinin bilincindedirler.

    kendi aralarında muhabbet ömürleri en uzun insanlardır. tabiri caizse ortam 'kaşarı' olmuşlardır tanıdıkları, tanıştıkları insanın haddi hesabı yoktur ama esasen etrafları yüzeysel arkadaşlıklarla doludur. yazıktır bunlara.

    ikili ilişkileri inceledik, bu ikili ilişkilerde dikkat edilmesi gerekenler, 'ne nedir?'lere geçmeden önce, diğerlerini de inceleyelim.
  • şimdi sevgili bayanlarımızın en çok ilgileneceği konulardan birine parmak basalım:

    'karşınızdakinin size yavşayıp yavşamadığını anlamanın yolları'.

    muhabbet ne kadar 'seviyeli' ilerliyor olursa olsun, konularınız istediği kadar derinden gitsin, karşınızdaki insanın 'niyeti bozma' ihtimali her zaman vardır. böyle bir durumda sizin de niyetiniz bozuksa ne ala ama ya değilse? şimdi erkeklerin yarı yarıya kalıplaşmış yavşama yöntemleri ve hızlı savuşturma metodları üzerinde duralım.

    'merhaba seviyeli bir ilişkiye ne dersin' çağını geçmiş, 'modern erkek' olduğunu varsayıyoruz önce karşımızdakinin. aranızda düzgün bir muhabbet, neşeli bir arkadaşlık var, siz memnunsunuz o memnun. bir süredir tanışıyorsunuz, karşınızdakiyle ilgili negatif bir düşünceniz şimdilik yok. yani her şey yolunda.

    ama sizin niyetiniz bir ilişki ya da benzeri bir şey değil, belki sevgiliniz var, belki yok, ama bi şekilde istemiyosunuz kardeşim, zorla mı?

    durumun sağlığı açısından evvelce görüşmüş olduğunuzu ve reel hayatta da fena anlaşmadığınızı varsayarsak deney ortamımızı hazırlamış oluruz.

    erkeğimizin yavşamaya başladığını, 'açılıp saçılmasından' anlayabiliriz öncelikle. (tabii ki hepsi bir değil, ama olsun) özel hayatına dair, belki eski bir ilişkisine, belki de şu an nasıl hissettiğine dair beyanatlar yapan ademoğlu, bir şekilde benzerlerini sizden bekliyor demektir.

    ama bunu size yavşamayan bir insan da yapabileceği için, hemen burada kesin demiyorum, ama bu size bi işaret olsun.

    yavşayan erkeğimiz, durumunu belli etmek niyetindeyse, bir miktar saçmalayacaktır. (örnekler için irdeleyiniz: bu arada, bi de bahar filan, o değil de,atılmamış mesajlar)

    bu noktadan sonra hareketler kişinin tarzına göre değişir:

    - kişi sizin yanınızda/sizle konuşurken nasıl da huzur bulduğunu, sizin kendisine nasıl da pozitif bir etki yaptığınızı filan söyleyebilir. bundan hoşlanmayan tek insan yavrusu yoktur.
    - 'moralim çok bozuk, ölesim geliyor' edebiyatı yapılabilir, eski ama etkili bir yöntemdir.
    - iki kişiyi (evet sizi ve kendisini) içeren rüyalardan, olmadı 'şöyle yapalım böyle yapalım'lı sizi yumuşak karnınızdan vuracak hayallerden dem vurulabilir.

    konsepti anladınız. daha fazla bilgi için (bkz: sözlükçülerin aslında demek istedikleri)

    şimdi bunların hiç biri 'seni zikeceaam!' değildir. karşınızdaki iyi bir insandır, kırmak istemiyorsunuzdur.
    'kırmadan reddetmek' ancak ve ancak negativitede kesinlik ile mümkündür. hayır diyememek böyle durumların sünmesine, karşınızdakinin sizden beklentilerinin artmasına ve sonradan daha kırıcı sonlara yol açar.

    negativitede kesinlik kırmadan nasıl verilecek? şöyle ki, mesela 'ölesim geliyor' edebiyatına, 'hayat bu ya hiç takma, her şey eninde sonunda yoluna giriyor' demek, karşınızdaki ortalamanın üzerinde bir zeka sahibi ise, 'o taraklarda bezim yok' mesajının alınmasına yetecek de artacaktır.

    ayrıca böyle zamanlarda tam bir kurtarıcı olan bir cevap olarak smileyi unutmak yakışmaz, olmaz.

    örneğin:

    gece geç vakit, yakın mekanlarda bulunan iki insan muhabbeti.

    ....
    e: acıktım ya.
    k: e bişeyler ye?
    e: yok ki yiyecek hiç bişey? her yer de kapalıdır.
    k: valla bende şunlar var bunlar var süper oooh yiyorum valla.
    e: ben de yicem. besle beni :)
    k: :)
    ....

    ne anladık bu smiley'den? 'olmaz canım olmaz kuzum, hiç zorlama'

    iyi iyi, öğreniyosunuz.
  • yine online ilişkilerin büyük handikaplarından birine değinelim: halihazırda sevgili sahibi insan.

    muhabbet başladığında, herhangi bir ard niyet yokken, şeker şeker sohbet ediliyorken, durup dururken 'benim sevgilim var' demek, öncelikle 'sen beni ne sanıyosun' tepkisine yol açar (tesbit mosquitonundur, hakkını vermek lazımdır) karşı tarafı kırar, güzel olabilecek bir arkadaşlığı en nazik tabirle siker atar.

    öyleyse bu işin raconu, ayarı nedir?

    sevgiliniz varsa, hayatınızdan memnunsanız, yeni bir arayış içinde değilseniz, sevgili sahibi olduğunuzu belirtmeyi sakın ama sakın işler çığrından çıktıktan sonraya bırakmayın.

    karşınızdaki insana 'e niye zamanında söylemedin?' deme fırsatını verirseniz ipler elinizden kaçmış olur.

    unutmayın, her muhabbet 'naber napıyosun' kabilinden cümlerle başlar. böyle bir durumda, bi şekilde kuracağınız "ahmetle sinemaya gittik hede hödö" gibi bir cümle doğrudan "ahmet?" tepkisini doğuracak, akabinde size "sevgili :)" cevabı verme imkanı sağlayacaktır.

    karşınızdakinin niyeti bozuksa, zaten o andan itibaren ama sert ama usturuplu şekilde köşesine çekilecek, değilse de sizin içiniz rahat edecektir.
  • yıllarca internet, bbs gibi ortamlarda vatani hizmetini yapmış, halen bu ortamların içinde bulunan biri olarak, bir şekilde bu konular ile ilgili az çok bir tecrübe edindiğimi, bu tecrübelerin zamanla iyice olgunlaştığını ve dahi artık yanılma payımı minimale indirdiğimi fark ettiğim şu günlerde, böyle bir konuyu enine boyuna irdelemek, gençliğe yol göstermek farz olmuştur kanaatindeyim.

    ha şimdi bi iki taneniz çıkıp beni delirtmek için 'la yaarrrraamın kahyası mısın ortamın alimi uleması mısın yalan onlar banane inanmıyorum ben' diyebilir, 'şahsi fikirlerimdir, yarası olan gocunur' der kaçarım o zaman

    önce konumuzu başlıklara ayıralım, parça parça inceleyelim.
    online ortamlarda ilişkiler kaç türlü olabilir?

    ikili ilişkiler: sonsuzun ikili permütasyonları kadar sınırsız bir niceliğe, bununla bir o kadar ters orantılı niteliğe sahip ilişkiler. icq, sözlük, bbs, mail gibi ortamlarda genellikle kurulan ilişki türüdür. 'tanışıklık'tan 'sevgili'liğe uzanan bir yelpazenin herhangi noktasında bulunabilir.

    yakın çevresel ilişkiler: bir nevi çok yakınız yaklaşımı. ikili ilişkileri ortak insanlar etrafında dönen görece küçük bir kitlenin bir araya gelmesi ile ortaya çıkar. online başlayıp reel hayatta devam eden arkadaşlıklardır.

    sosyal ilişkiler: irc dönemlerinde 'kanal toplantısı', hitnet zamanında hitnet toplantıları, sözlük zirveleri vs gibi genel olarak birbirini birebir tanımayan ve fakat en azından 'adını duydum' diyebilen insanların spesifik bir konu veya yalnızca eğlenmek için bir araya gelip kaynaştığı, çoğunlukla yüzeysel ilişkiler, "eğlence arkadaşlıkları".

    şimdi gelin bu farklı ilişki çeşitlerini derinlemesine inceleyelim.
  • şimdi bu ikili ilişkilerde elbette 'modern' insan görünümünün dışına çıkmamalı, halimize tavrımıza dikkat etmeliyiz değil mi? niçin?

    öncelikli sebep 'öz-korunma'dır burada. online ilişkilerin en büyük sorunlarından biri her şeyin çok hızlı gelişmesidir.

    arkadaşlıklar, aşklar her şey çok hızlı yaşanır, çok hızlı tüketilir. bir bakarsınız içiniz boşalmış kenara atılmışsınız (ya da aynı şeyleri başkasına yapmışsınız)

    insan 'özel'ini hiç tanımadığı insanlarla, yakınındaki insanlardan daha kolay paylaşır, bu bir gerçek. niye böyle? sanırım sizin özelinizi paylaşacak pek ortak kimse olmadığı için, özel konusunda tanımadığımız insanlara daha kolay güveniriz. en büyük hatalardan biridir oysa ki.

    iki kelime muhabbet sonrasında özel yaşantıdan bahsedilmeye, en derindekiler ortaya dökülmeye başladığında üçüncü dördüncü muhabbet, sonuncusu olur, ortaya atacak başka şey kalmamıştır çünkü.

    'ilişki' nin temelinde karşıdakini tanıma çabası, bir şekilde 'keşif gezisi' vardır. icq, sözlük gibi 'beyinden beyine muhabbet'ler her ne kadar hızın zevkini, direkt iletişimin hazzını yaşatsa da, aynı hızda içinizi boşaltırlar.

    kendinizi korumak birinci hedefiniz olmalıdır bence.

    ha bunun dışında niye dikkat edilir hale tavra? bilinçli ya da bilinçsiz karşı tarafı etkileme çabası hepimizin içinde birazcık vardır. karşınızdaki sizden etkilendiğinde egonuz biraz daha okşanır ve ego, insan ırkının ortak defosudur.

    ego okşanmasının da bir üst seviyesindeki dikkat gerekçesi 'elde etme çabası'dır.
    ilk andan belki ortaya çıkmaz ancak, zamanla oluşan bir elde etme isteği, ikili ilşkilerin en tehlikeli aşamasıdır. niçün? zira kendinizin dışına çıkmaya başlayabilirsiniz.

    online ortamlarda verdiğiniz bilgilerin validate edilmesi neredeyse imkansızdır. bu sebepten karşınızdaki için daha etkileyici olmak adına yalan yanlış bilgi verme konusunda cesaretlenebilir, cesaretlenmekle kalmayıp bunu hayata geçirebilirsiniz.

    sonunda karşınızdakini elde etmiş olursunuz belki fakat bu 'elde etme' eylemini gerçekleştiren 'siz' olmazsınız. yarattığınız karakter, bir şekilde karşıdakini etkilemiştir.

    işler gerçek hayata döküldüğünde, her şey çok kısa sürede yerle bir olabilir.
  • bu entry bir nevi "sozluk bayaninin gonullerini fethetme rehberi"dir. asagida okuyacaklarinizi bir cerceveye oturtmam gerekirse: "ikili iliskiler" alaninda, ama online ortami sozlukle sinirlayan bir arenada. aslinda herhangi bir sozluk yazarinin gonlunu fethetmek amaciyla kullanilabilse de asil kullanim alani bayan gonulleridir. bir de gonul fethetmeden kasit ozel oldugunu hissettirmek, daha ileriki adimlar icin altyapi hazirlamak oluyor. sozluk bayanlari arasinda varoldugu iddia edilen ve pek de bir altyapi calismasi gerektirmedigini tahmin edebilecegimiz motorcanlari hedefleyenler entryi okumaya bu noktada son versinler, bosuna vakit harcamasinlar. bu zatlar mesela suraya gidebilirler: (bkz: ara ara belki de bulursun)
    girizgaha soyle bir son vermek istiyorum: bu aslinda participant observation usulu antropolojik bir calismanin urunudur. bunlar zaten kullanilagelen metodlarin derlenmesidir, yoksa tereciye tere satmak gibi bir niyet yok, summe hasa!

    simdi, oncelikle elimizde ne gibi imkanlar oldugunun bir dokumunu yapalim. kusanacagimiz silahlar sunlar:
    -kizin entryleri (senden)
    -bizim entrylerimiz (benden)
    -nick alti entryleri (peynir alti suyu gibi, bu ne be?) (bizden)
    - eksi sozluk mesaj fasilitesi (ah, onsuz olur mu?)
    -soursummitz (tek disi kalmis canavar)
    -kim kimdir (kimlikleri gorelim gencler)
    -badilist (ispiyoncu kopek)
    -hayvan ara (hayvan, arasana!)
    -necati bukmark (bildigin cengaver)
    -denk gel (daha dur daha durrr!)

    simdi, kizi bir sekilde mimlediniz. bunu exogenous aliyoruz. tamam, kizi nasil mimlediginizin (zirvede, entrylerden, badimin badisi vs. vs.) izlenecek yol secimi uzerine yansimalari olacaktir ama biz su durumda varsayiyoruz ki kiz mimlendi ama henuz bir kontak kurulmadi. o sizden bihaber. hedefe kilitlendik, hedefin hedef oldugunun farkina varmasini istiyoruz.

    ilk yapilmasi gereken sey uc tane aslinda, bunlari yar dedigin arar basligi altinda toplamis olalim.
    1a: ben butonuna basip nicki yazip kimdir nedir yapiyoruz. boylece kizin kimlik kontrolu yapilir: kacinci nesildir, hayvan midir, azimli midir, karma ne alemdedir, en son ne zaman entry girmistir?... sonra asagida dizim dizim dizilmis bu hafta dikkat ceken entryleri, en begenilenleri, basucu eserleri, zamanin otesindekileri... bunlar bir guzel okunur. simdi diyeceksiniz ki: e ama hayvan ara diye birsey var, gitsin nicki aratsin, butun entryleri okusun. pratik olun canimi yiyin arkadaslar, eksi engine'e bile "oha" dedirtecek sayida basliga entry girmis arkadaslar var. hangi birini okuyacagiz, sorarim size? su noktada, yazilmis entryler icinden susercanlarin oyle ya da boyle dikkatini cekmis olanlariyla yetiniyoruz mantig olaragk.
    1b: summitz'e gidip ki$imizi aratiyoruz. resim var mi resim? zirve ortamlarina entegre bir birey mi yoksa "isim olmaz"cilardan mi? yakin vakitte hangi zirveye gidecek? ne tur zirvelerin insani? bazi zirveler -cogunlukla ufak boyutta olanlar- katilanlar hakkinda bilgi verebiliyor: yazar x'i anma zirvesi, bowling zirvesi, kahve fali zirvesi, y universitesi zirvesi... hadi bizim evin icine sicalim gibi bir zirve ismine bakip fazla kasmayin yalniz, olsa olsa babam ve ben'in zibidinin teki oldugunu cikarabilirsiniz (selam ederim kendisine, kocum benim!).
    1c: gidip hedefimizin nickinin altinda yazilanlara bakiyoruz. entrylerden bir kismi her ne kadar ucuncu kisilere bir sey ifade etmeyen entryler olsa da bize bazi fikirler verecektir. mesela ciddi ciddi "bu hatun benimkisi, yan bakan gozler itinayla oyulur" mesaji veren entryler var mi? mesela cok yakiniz mesaji veren entrylerin sahipleri kimler, bunlarin arasinda acaba bir tanidik cikar mi? mesela zat kendi nicki altina kendisi hakkinda neler yazmis?
    bu noktada dikkat edilmesi gereken birkac husus var. bazi sevgililer kendince sebeplerden biribirlerinin altina entry girmiyorlar, girseler de "bir gun yolda gorduydum, ne seker insan" gibi oluyor. diger yandan da yuzgoz olunmus arkadaslar "bir tanem, olurum, sen benimsin ben de senin" gibi seyler yazabiliyor. nick alti entrylerine ihtiyatla yaklasilmasi onemli yani.
    dur bea, hemen yazma oyle ne de olsa bir entry oraya. ona da sira gelecek!

    bu noktadan sonra hayvan ara ve necati bukmark'a dusuyor isimiz. kizin yazdigi entryleri teker teker takip ediyoruz. bu onu daha yakindan tanimamizi saglayacaktir (diye umuyoruz).
    takip etmekle de kalmayip ayni basligin altina entry giriyoruz (hepsine degil ama, abartmadan). neden? cunku suser dedigin cinayet yerine donen katil misali yazdigi basligin altina yeni entry eklendikce gider bakar, bakalim baska kim ne demis bu konuda diye. bir gorur senin nickini, iki gorur, ucuncude "ah, bu da kimmis ayol?" deyip yukarida sayilan eylemleri gerceklestirir (yar dedigin arar modu). daha da iyisi, "ama ama, bu benim entrylerimi takip mi ediyor acaba? mumkun mu boyle bisi?" diye paranoyaklasmaya baslar. bu bir super olaydir, cunku bunun uzerine o da sizin entrylerinizi takip etmeye baslayabilir!
    bir adim geri: bu ayni baslik altina entry girerken istenilen meraki uyandirabilmek icin entrylerinizi kicinizdan degil kafanizdan uyduracaksiniz. size olmadiginiz biriymis gibi entry girin demiyorum, zekam bu kadar kardesim, daha zekice entry girmek iqmu asar deseniz de kanaat notuyla gecebilirsiniz. ama kavgaci, kufurlu, seksist, bayagi, igrenc entryler girip de "bu kiza niye ah, bu da kimmis ayol? dedirtemedim ulayn?!" diye karsima cikmayin. hele hele kizin sacini cekerek, etegini kaldirarak ilgisini cekmeye calisan ilkokul cocugu modunda takilip kalmis bir bunyeyseniz gidin bir kosede buyuyun de gelin.

    simdiiii, bu on calismalari yaptiktan sonra sira geliyor isi interaktiflestirmeye. mesaj olayina giriyoruz, deminden beri bu ani sabirsizlikla bekliyordunuz degil mi? menguscugum (zerrin ozer mode on) mesajlasma konusunu bir guzel irdelemis. benim eklemek istedigim bir iki birsey var. birincisi su: badilist'i daha efektif kullanalim arkadaslar! kizi badilistinize ekleyin ve orada oldugunu bilmesini saglayin. artik o onlineken screen shot alip s c r e e n'e mi yollarsiniz, o online olur olmaz "naber?" diye mesaj mi atarsiniz bilmem ama kiza "badilistine bile koymamis beni, tasak geciyo benlen hiyar" deme firsati vermeyin. ikincisi de su: talandan mal kacirir gibi bodoslama dalmayin olaya. genelde mesaj fasilitesi-icq/msn-telefon-gorusme gibi bir seyir izler bu iliskiler (araya zirve girmedigini varsayarsak). olayi agirdan almak veya hizlandirmak sizin elinizde ama mumkun mertebe bu gidisata uyun. bir ikili iliskinin geyik mi, dostca mi yoksa sevgililik potansiyelli mi oldugu mesajlasma, ozellikle de chat sirasinda belli olur. bu asamalari es gecerseniz ileriki noktada muallakta kalip rahatsiz durumlara dusebilirsiniz.

    simdi de "ilk gorusme" fasli ile ilgili notlar: bir cayceydik beraber olayini tamamen bir kenara birakiyoruz. ozellikle de mesajlasma tarihiniz daha dun bir bugun ikiden ibaretse sanmiyorum ki bir bayan sizinle basbasa bir organizasyona girmek istesin (fellik fellik arananlari saymiyoruz). bu o kadar bariz ki, bu niyette olanlari gaflet uykularindan uyanmalari icin soyle bir sarsip, direk "sen ben onlar" organizasyonlara gececegim.

    zirve olayi var tabii ki, "elbet bir gun bulusacagiz" diye yola cikip ikinizin de saclari ak olmadan bir zirvede karsi karsiya gelirsiniz. ama "yok ben zirve bekleyecek durumda degilim!" diyorsaniz ya da taraflardan herhangi biri "zirve mi, ah banal seyler bunlar sekerim" modundaysa is basa dusuyor. kisaca sazi eline al, bir toplanti duzenle ve kizi cagir.

    nasil toplanti??? ufak bir grupta hayir vardir arkadaslar. basbasa bir tanismaya nazaran, hem siz hem de kizcagiz daha rahat hissedersiniz. sozun bittigi anda gruptan bir sopar atlayip bir espriyle o uncomfortable silenceslari yokeder. ozellikle henuz icq/msn safhasina gecip online muhabbetin dibine vuramamis ikililer konusacak konu bulma sikintisina cok ama cok cabuk dusebilirler (racona uymazsan boyle olur iste!). boyle arkadasli bir grupta biraraya gelinir de konusacak konu bulunamazsa, etrafa gulumseyerek bakip bi buldurun be'ye yeni anlamlar katabilirsiniz.

    organizasyona kizin gelmesini saglamak sart tabii ki. bunun icin de sozluk celebritysi arkadaslarinizi(a), ortak badilerinizi(b) sonuna kadar somurebilirsiniz. (bu konuyu uygulamali gostermek icin son zamanlarin en aranan sozluk jonu firak beyi alkislarla entrymize davet ediyoruz.) mesela daha altyapi calismalari sirasinda "hoyda bre nargile icelim" zirvesine katildigini ogrendiginiz bir kiza diyebilirsiniz ki:
    "soyle toplasip nargile icmeye gidicez. iste x, y, frackman, z falan geliyor." (a)
    veya
    "frackman sana soyledi mi, bir nargile olayimiz var!" (b) (sonra soyleyin bir de frackman kizi durtsun bu konuda.)
    burada dikkat edilmesi gereken sey grupta baska bayanlarin da mevcut olacak olmasi ve bizimkinin bunun farkinda olmasi (yedisi birden ustume cullanir mi korkusu yasamasin zavalli!). ha bir de kizla gruptaki diger bir erkek eleman arasinda yildirimlar cakmasini engellemek icin birseyler yapmali, ama ne? bu konuda yeterli gozlemim olmadi, cikarimda bulunmak icin datam yetersiz, kusura bakmayin.

    butun bunlardan daha ideal bir yontem var ki bu da kendinizi kizin organizasyonuna dahil ettirmektir. mesela:
    -iste biz de nargile icmeye gidicez.
    -aa, kimler geliyor
    -iste, x, y, frackman, z falan.
    -frackman hergelesini gormeyeli de bayagi oldu.
    -e, sen de gel iste... (entryler ve mesajlarla saglam karizma yarattiysaniz hic de imkansiz degil bu.)

    yeter bu kadar. gerisi size kalmis diyerek bu entryi zengin kalkisi usulu sonlandirayim. eksi sozluk amme hizmetleri bakanligi gururla sundu.
    (ps. sozlukteki ikili iliskilerde nick alti entrylerinin rolu baslibasina bir entry konusu. ama ozetle: bunun zamanlamasi o kadar onemli olmayabilir ama "ne" yazdiginiz onemlidir. eger "ucuncu kisilere bir sey ifade etmeyen" turden bir entry duzebilecek durumdaysaniz, hoyda bre! ama sakin ola ki zirvalamayin, hastasinim yalarim muhabbetlerine girmeden iki kere dusunun. olaylarin arzulandigi sekilde gitmemesi durumunda silmek isteyeceginiz seyler de yazmayin.)
    (ps2. bu entry bir genellemeler silsilesiydi. -cinsiyet farki gozetmeksizin- kimsecikler sirf burada yazilanlar basina geldi diye kendi kendine gelin guvey olmasin. kendi kendine gelin guvey olma egilimindekilere kafataslarinin icinde kivrim kivrim bir organ varsa bunun bir sebebi olmasi gerektigini hatirlatirim. "x amacina ulasmak icin y yapilabilir" onermesinden "y yapan herkesin amaci xtir" gibi bir cikarimda bulunmak mantik dersinden butunlemede gecildiginin isareti veya hasta bir beyinin beyhude viyaklamasidir.)
  • madem ki sözlükteyiz, madem ki burası komünal bir ortam, biraz da komünitelere detaylı değinmek gerek.

    online komünitede sikişme arzusu gibi bir konsept olsa da, buraya gelmeden önce neler oluyor neler bitiyor onlardan bahsedelim biraz.

    bir online komünitede insanlar nasıl tanışır? 'mesajlaşma' fasilitesi her komüniteye nasip olmamıştır, olmayacaktır. ama yine de en önemli tanışma fasilitesidir. ancak herhangi bir altyapı olmadan buradan 'selam naber?' diye mesaj atmak aynen dallamalık klasmanında yarışma biletini elinize tutuşturacağından, demek ki farklı bişeyler olmaktadır, olmalıdır.

    'tanışma öncesi altyapı çalışması' diye adını az evvel işkembe-i kübradan salladığım ancak örneklerini hem gördüğüm, hem de çekinmeden belirteyim, yaptığım bir hadise vardır.

    mesela sözlükte, ilginizi çeken bir yazar var (iyi niyetli olalım. karşı cins olmak zorunda değil, amacımız sex değil, tamamen nazik yaklaşıyoruz olaya)

    bu yazarın entrylerini aratıyorsunuz (inkar etmeyin) bakıyorsunuz, ilginizi çeken başlıklarda kişinin altına kendi fikirlerinizi yansıtan (biraz dallama ruhluysanız, karşı taraf ile çelişmeyen, onunkileri okşayan) entryler giriyorsunuz (biliyorum, gördüm)

    daha sonra yakın zamanda, belki de yeni girilmiş bir entryden hareketle 'merhaba, entrylerinizi takdir ederk okuyorum' ile 'şu konuda görüşlerinize katılmıyorum, bence böyle' aralığından bir quote seçip laf açıyorsunuz.

    eğer ki ortalama ve üstü sosyallikte bir insan ise size cevap veriyor, laf lafı açıyor bu vesileyle tanışmış oluyorsunuz.

    bu noktadan sonra olaylar karşılıklı niyetlere göre gelişir, herhangi ikili ilişkide olacağı gibi.

    çok çabuk tüketilebilir de karşıdaki, arkadaşlık zamana da yayılabilir; yıldırım aşkı yaşanabilir, nefret edilebilir, kavgalar entrylere yansıyabilir her şey olabilir.
  • ikili ilişkilerde niyet göstergeleri:

    ikili ilişkilerin her türünde (sanal/reel) var olan bir konsepttir. bir noktaya geldikten sonra (ki bu nokta tamamen kişiseldir, kimin neyle yetineceğini bilemezsiniz. 'ay iki gün oldu daha yok artık sen de öyle bi niyeti yoktur saçmalamaaa' demeyin diye diyorum) taraflardan en az biri niyetini açık eder. bu 'niyet' illa ki 'seni zikmek istiyorum mavi$86f' olmak durumunda değildir. 'arkadaşlığı bu seviyede tutalım', 'yüzyüze görüşmek isterim', 'evimin kadını ol' gibi farklı uçlarda farklı niyetler gösterilebilir.

    artık klişeleşmiş birtakım kalıplar vardır bu konular ile ilgili, aynen 'selam seviyeli bir muhabbete ne dersin' kalıbı gibi, eğer ki bunlar halen kullanılıyorsa, bunlardan hoşlanan bir kitle de var demektir amma ve lakin bilemiyorum yine de, emin olamıyor insan.

    misal bir 'hay aksi bir sürü fotoğrafım vardı bilgisayarda, hepsi silinmiş' gibi bir söz size geldiği anda, anlayın ki muhabbet dönüp dolaşacak, sizin bilgisayarınızda size ait fotoğraflara, bunların karşı tarafa iletilmesi arzusuna yönelecektir.
  • tam da bu noktada, konuyu dağıtmak pahasına değinmek istediğim bir konu, 'fotoğraf' mevzusudur.

    genel olarak ilk mesajlaşma esnasında 'fotoğrafını yollasana' çok absürd bir yaklaşım gibi görünür, yavşıyor, çirkin bulursa kaçacak gibi yorumlara maruz kalır.

    ancak, bunca zaman sonunda anladım ki 'yüzsüz ve bedensiz' bir insanla muhabbet etmek tam bir işkencedir. karşınızdakinden herhangi bir beklentiniz, bir isteğiniz olmasa dahi, kendisnin neye benzediğini görmek, bence en doğal hakkınızdır.

    sadece yazdıklarından ve söylediklerinden tanıdığınız bir insana bir vücut, yüz hayal etmektense, ne olduğunu bildiğiniz bir insana söylediklerini ve yazdıklarını entegre etmek daha kolaydır.

    ayrıca, 'bilinmeyen', beklenti oluşturur. kafanızda bir insan şekillendirirsiniz, karşınızdakinin formunu bilmediğiniz sıralarda.

    sonrasında gördükleriniz, karşıdaki size hiç bir şey vaat etmemiş olsa da, sizi hayal kırıklığına uğratabilir.

    ha bunun optimumu, çözümü neresidir bilmiyorum, belki de video-chat iyice yaygınlaştığında anca kurtulacaz bu sorundan.
  • online ilişkiler konusundaki pompalanmış tavırlar, ufka bakan atatürk misali duruşlar vardır.

    'ne gereği var online ilişkinin saçmalık yane benceee' diye e uzatmalı yaklaşımların kime ne hayrı vardır? ne çıkar buradan?

    söyleyeyim sana ne çıkacağını 'ben de online ilişkileri çok saçma buluyorum, bu konuyu bir akşam yemeğinde tartışmak ister misin?' diye mesaj alırsın, o çıkar.

    ha genellikle hedef budur zaten, marjinal olma çabasına arkadaş 'siklemiyorum hiçbirinizi' tavrı. her ortamda vardır böyle tipler 'hepinizden nefret ediyorum' tarzıyla prim yapmaya çalışan (ki depresyon hırkası başlığında detaylarıyla incelenmiştir türevleri) ve şaşırtıcıdır, yapabilen.

    bunun yanında 'online sosyal ilişkileri yalan görüyorum' duruşu vardır bir de. "zirvelere katılmam, sosyalleşmem, hiç kendimi küçültmem" beyanatlı.

    bakınız neler demiş bu insanlar: "zirvelere çiftleşmek için gidiyorsunuz, iğrençsiniz"

    kim ne derse desin, bar, cafe, pavyon, şu, bu, hepsi birer 'kur yapma' ortamıdır. sizin niyetiniz bu değilse, bu sizi zaten rahatsız etmez, size yönelen ilgiyi nasıl bertaraf edeceğinizi ise evvelce anlattım.

    'benim niyetim bu değil' duruşuyla 'iğrençsiniz, pis çiftleşgenler' tavrı, birbirine taban tabana zıt hadiselerdir, ucuz marjinalliktir. yapmayın, yapana mani olun.