şükela:  tümü | bugün
  • ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi - idare hukuku ögretim görevlisi,esmer bıyıklı karizmatik insan
    http://politics.ankara.edu.tr/~karahan/ den ulaşılabilir...
  • aslında tam anlamıyla marjda duran birisi olduğu söylenebilir. genç yaşına rağmen kesinlikle alanına hakimdir. çoğu öğrencisinin -verdiği dersleri geçmek zor olduğu için- psikopat ve benzeri tanımlar yakıştırmasına rağmen aslında özellikle kimseyi bırakmak gibi bir niyeti yoktur. "mülkiye mezunu adam idare hukuku bilecek arkadaş, siz bu meseleleri bilmeden mezun olmayı kendinize yedirebiliyorsanız herkese 100 vereyim" diyerek bunu ispatlamıştır kanımca. son derece yardımseverdir ve hiçbir öğrencisini herhangi bir sorusundan dolayı geri çevirmemiştir, tek derse hazırlananlara eski soruları çözecek kadar cömerttir.
    hukukun ötesinde de ilgi alanları vardır. mesela marksizm bahsiyle ilgilenmektedir. daha önce üzerine hiç birşey söylenmemiş "türkiye'de idari yargı tarihi" başlıklı yeni bir çalışması vardır.
    son olarak şunu eklemek gerekir. dikkat edilirse yazının hiçbir yerinde "hoca" demedim kendisine. zira o, "ben bu işin orospusu olmadım henüz" diyerek, mesleğini sadece para için değil sevdiği için yapıtığını sıkça belirtmiştir.
    gelecekte mülkiyenin en önemli isimlerinden birisi olacağına inancım tamdır.
  • evgeny pasukanis'in "genel hukuk teorisi ve marksizm" isimli, çok önemli kitabının çevirmeni. eline sağlık!
  • odasına gidip birşey sorduğunuzda asla başından savmayan ama size bilgiyi doğrudan vermek yerine araştırmaya sevk eden, espri yapma konusunda kendine özgü bir tarzı olan (!) ve tabi ki de ışıl ışıl gülümseyen, karizmatik insan... dilerim hiç bir zaman işinin orospusu olmaz...
    son alınan duyumlara göre bıyığını kesip eski öğrencilerini üzmüş kişidir aynı zaman da... hayır, onlara neyse adamın bıyığından...
  • kurul kararı ile tek hakimle bakılacak davaların farkını anlatmaya çalışırken, konuyu anlamayan öğrencilerin bön bakışları üzerine, tahtaya cin ali formunda üç adam çizer. dersten sıkılmış olan bitter çikolata geyik yapacak konu bulmanın sevinciyle "hocam seksist davranıyosunuz, hepsi erkek bunların" diyince, onur hoca tahtadaki cin adamlardan birinin önüne iki balon çizer. ve açıklamasını da ihmal etmez. "anca 50'sinden sonra danıştay'a tetkik hakim olabilmiş de bu teyze, o yüzden göğüsleri sarkık"...
  • farklı bakış açısıyla her zaman takdir ettiğim, sayesinde idare hukuku ve idari yargı derslerine ilgi duyduğum değerli hocam olur kendisi. bize olaylara her zaman soru işaretleriyle yaklaşmayı, eleştirel düşünce tarzını hiç bir zaman bırakmamayı öğretmiştir... ayrıca phoenix yayınlarından çıkmış olan "birinci meclisin içki yasağı: men-i müskirat kanunu" adlı bir kitabı bulunmaktadır.
  • bir öğretim görevlisinden çok daha ötesi..
  • kendisi mülkiye'de idare hukuku derslerinde kamu-2,3,4,5,6,7... öğrencilerini şereflendiren dadaist bir düşünür, siyaset bilimci, idare hukuku doktrincisi, bağlama virtüözü, doç.dr ve ankara b.ş. belediyesi idari kontrol departmanı şefidir.
    lacivert/siyah karışımı bir ceketi var ya.. ne darbeler muhtıralar görmüştür. ahmet kayanın bahsettiği yağmurlara asılan ceketin bu ceket olduğunu iddia edebilirim. kimi zaman; seyrek çıkan sakalını marksist ekole göre biçimlendirirken kimi zaman da sanırım sakalının seyrekliğini, kavramsal çerçevesinin içine yerleştirdiği berrak aynasından görüp de sakaldan stalinist bıyığa evrilttiği o mahzun çehresi; olay ve olguların içinden bir türlü çıkaramadığı düşünceleri ve görgül ölçütüyle atina sokaklarını arşınlayan aristo gibidir. ankara-cebeci-kurtuluş yöresinde çağını anlamlandırmaya çalışan o yavaş adımlarla kaldırımların biricik entelejansiyasıdır. idare hukukunun konularından olan kolluk konusuna fetiş derecesinde müpteladır.
  • kamu mallarını anlatırken, ''arkadaşlar, türkiye’de en çok mal üreten kurum, milli eğitim bakanlığı'dır'' sözüyle, her biri birer milli eğitim bakanlığı ürünü olan biz öğrencilerine inceden bir ayar vermiş mülkiye hocasıdır. her ne kadar genel espri anlayışını pek beğenmesem de, zaman zaman yaptığı ince dokundurmalarla güldürürken acı acı düşündürmesini son derece iyi bilir. açık sözlülüğü ve öğrencilerine karşı sergilediği samimi tavırlarla, dersini pek olmasa da kendini oldukça sevdirir. sürekli olarak, dersinde ayağa kalkıp dolaşmanın serbest olduğunu vurgulamasına rağmen, bugüne kadar bunu yapan hiç olmamıştır. o derslerde oturacak yer bulmak ise apayrı bir meseledir. tabi bunda almayı hiçbir zaman ihmal etmediği yoklamaların da etkisi yok değildir…