şükela:  tümü | bugün
  • çok kısa bir süre bizim olmuş, bizimle olmuş ailenin ilk ve tek otomobili.

    beyazdı, eski modeldi; lakin bir başka görünürdü gözüme, gözümüze. 1993 - 1996 seneleri arasındaki her yolculuğumuzda ayaklarımızı yerden kesen, zaman zaman bizi yolda bıraksa da bir yerlere ulaştırmak için hep son bir nefesi kalan, arka koltuğu benim için vazgeçilmez olan ve hep de öyle kalacak olandı. "nereye gitsek?" sorusu yanıtlandığında çıkılırdı yola. geçilen her tünel eğlencemizdi. özellikle bir de gece yolculuğu ise pek bir mutlu olurduk, tünelin ışıkları karanlık olan arabamızın içini aydınlattığında. 'oley'ler, 'hey'ler, 'yuppie'ler dökülürdü ağızlarımızdan.

    izmir alsancak'ta oturduğumuz senelerde, lojmanın arka otoparkında dururdu. odamın penceresi arka tarafa baktığı için her an kontrolümdeydi. bazı zamanlar huzursuz hissettiğimde bakıp yerli yerinde durduğunu gördüğüm vakit beni mutlu edendi. kısacası uzunca bir süre olamasa da yaşamımıza renk getirendi; ama her güzel var oluş gibi bir gidiş zamanı vardı onun da.

    alsancak'taki lojmanımız denizin tam kenarındaydı. sabah kalktığımızda algılananlar üzücüydü. sel basmıştı. dalgalar, palmiyeleri aşıp ev camlarını kırmakla kalmamış, metrelerce içlere kadar girmişti. aklıma ilk gelen arkaya gidip bakmaktı, gördüğümse su içinde yüzen arabamızdı. tüm iç tesisatın kafası oldukça karışmıştı. ön camlardan birini açmak için düğmeye bastığımızda, açık kalmış olan arka camlardan biri kapanıyordu. tamir için çok harcanması gerektiği, tamir edilse dahi eskisi gibi olmayacağı, sorun çıkartacağı söylenmişti.

    küçük bir çocuk için, o zaman bunun ayırdına varmak pek de kolay değildi; ailenin yeterince maddi gücünün olmaması nedeniyle öylesine çok benimsenmiş bir şeyden ayrılmak gerekliliği. evet, çok zor olmuştu, çok ağlanmış, üzülünmüştü; ama gitmişti.

    yaklaşık 10 sene öncesine dahi dayansa bu olanlar, hep içimde kalan olmuştur. daha çok arka koltuğunda uyuyacağım vakitler, daha çok birlikte gideceğimiz yerler vardı hayalimde. gerçekleşememiş olsalar bile her tünelde, her aydınlıkta aklıma gelmeleri, onu bana yine hatırlatmaları beni en mutlu eden ayrıntılardır.
  • efendim arabadan anlayan eden biri değilimdir. oturduğum abidik gubidik köyümsü yerden dolayı araba alma mecburiyetine düştüm. bütçe durumlarından ötürü de ikinci el bir araç bakıyordum ki bu araç çıktı karşıma. beyaz b kasa (her ne kadar tavsiye edilmese de) 97 model cd lerin full modelini 13900'e düşürüp aldım. trafik deneyimim sıfır olduğu için otomatik vites olanını tercih etme durumunda kaldım. önceden de söylediğim gibi esasında arabadan hiç anlamayan biri olsam da ve aracı alalı daha bir hafta olmuş olsa da bu arabadan inanılmaz memnunum. bi kere şimdiye kadar o arıza lambalarıyla falan hiç karşılaşmadım. yol tutuş olayından çok memnunum araba hiç savurmuyo. konfor mükemmel. araç çok estetik özellikle spoiler ve aynalar süper görünüyor. sunroof var ki bu benim gibi 14binlik bütçeyle hareket eden bünyeye süper havalı geliyor. velhasılı, sonradan bir edit durumu söz konusu olmadıkça, kesinlikle tavsiye edeceğim bir arabadır. özellikle acemi sürücüler için park sensörü ve otomatik vites artısıyla fiyatı perforansına göre oldukça makul olan bir araç. şimdilik benim için tek sakıncası 2.0motor olması sebebiyle (tüplü olsa da) yakıt yönünden pek cimri olmaması. gerçi tam performans kullanıldığında (ehil kişiler tarafında) yakıt olayında daha tutumlu olacağı söyleniyor. "araba kullanmayı öğrendim ben" dediğim gün sanırsam daha ucuza mal edicem gazı. ha bir de unutmadan, araç opel sonuçta. taaa 14 yıl öncesinin aracı da olsa herhangi bir kaza, parça değişimi vs durumunda muhtemelen canımı baya yakar. olsun. yine de güzel arabadır.
    edit kaza olmasa da parça değişimleri, zamanı dolanlar, patlayan hortumlar, dağılan silindir contaları fln. baya ağlatıyor ecdadınızı... * *
  • a kasasının domuz kadar sağlam, köpek gibi gitmesine rağmen; c kasasının servisten çıkmaması, arıza kodlarının teker teker ezberletmesi bakımından yenilendikçe sıçan arabadır.

    a kasasını üreten alman opel,
    b kasasını üreten gm opel,
    c kasasını üretenin de daewoo opel (çakma chevy) oldugunu düşünüyorum.

    1992 a kasasının 1,8s modeli her ne kadar fazla yakıt harcasa da kavga dövüş idare ediyordu bir şekilde.

    ama;
    2003 c kasasının 2,2 dtr modelinin de her yerine koyayım.
    ömrümü yedin şerefsiz.
  • c kasasini aldiktan sonra 2 yil (satana kadar) içinde sirasiyla silecek motoru-benzin pompasi-direksiyon pompasi-atesleme bobini-gene benzin pompasi-egr valfi-bogaz kelebegi-gene silecek motoru-amortisör tablasi-gene egr valfi arizalarini vermiş, 1 yilda zor satilmis arabadir.

    ek edit: unutmuşum, park sensörü arızası, kalorifer motorunun bozulması, iç makyaj aynasındaki lambanın sürekli yanarak aküyü bitirmesi, arka bagaj kapağı açıklık sensörünün bozulması da cabası. tuttuğum excellden baktım.
  • bu araçlarda kullanılan ecotec motorlar* yüksek sıcaklıklarda çalışmayı sever. özellikle 96 ve 99 arasında üretilen b kasalarda bu durum elektrik tesisatının (sıcaklıktan hasar gören kablolar yüzünden) zarar görmesine neden olabiliyor ki bunun tamiri de zahmetli ve pahalıdır. bunun dışında bu araçlar sürekli aracı zorlayan ve biraz da sert kullanan birileri tarafından kullanıldığında* oksijen sensörü arızası, eksantrik sensörü arızası, egr valf arızası, yağ yakma vs. gibi problemler açabilir. bu arızalara rağmen 200'ün üstüne kolayca çıkıp bir de beni hiç yolda bırakmamasıyla sağlam bir motor olduğunu düşünüyorum.

    b kasa olanları şehir içinde kullanmak biraz yorucudur. direksiyonunun hidrolik olduğu iddia edilir; fakat broadway direksiyonundan hallicedir. süspansiyonu ise kazık gibidir. girdiğiniz her çukurun şeklinin grafiğini size çizdirebilecek kadar serttir ama uzun yolda da çok süperdir. sert direksiyon 190 ile giderken bile bırakılınca yerinden oynamaz, araba ip gibi uzar gider.**** sert süspansiyonlar da iyi bir yol tutuşu sağlar. ayrıca araç iyi bir aerodinamik tasarıma sahip. hem hava akımının etkisiyle sarsılmıyor hem de çok rüzgar sesi almıyor. tabii bunda aerodinamik yan aynaların, rüzgarlık ve ön karlığın etkisi ve de aracın streamline şekli etkili oluyor kanaatimce. kullanmakta olduğum b kasa gt modelinde donanım olarak elektrikli camlar, elektrikli yan ayna ayarı, dijital klima, recaro koltuklar, sunroof, hava yastığı, traction control, yol bilgisayarı, 16 inç aluminyum alaşımlı jantlar ve irmscher body kit bulunuyor. ilginç olarak orta konsoldaki klima ve antipatinaj düğmelerine basınca düğmedeki ışıkların yanması bunların kapalı olduğu anlamına geliyormuş. çalışması için de ışıkların söndürülmesi gerekiyor. ya da benimkinde bir terslik var.

    bir de bu araçlar eğer benzinli olarak kullanılıyorsa özellikle şehir içinde kol gibi yakar.* parçaları piyasada boldur. kolaylıkla bulunabilir ama onların da fiyatları kol gibidir.
  • 90'lı yıllarda f1'de safety car olarak kullanılan araba(tabi o zaman vectra a kasa kullanılıyordu)
  • c kasaları, ilk iki kasanın aksine, elektronik olarak çok sorunsuz, dayanıklı ve kalitelidir. 1.6 motorlu versiyonları sanılanın aksine kısa şanzıman oranlarından dolayı atminkar bir seriliğe sahiptir. performans bekleyenlerin ise 2.0 turbo ya da 2.2 benzinli modellere yönelmesi gerekmektedir. 1.9 cdti 150 hp dizel modeli ise opel'in gelmiş geçmiş en başarılı dizellerindendir.
  • 100 derece sıcaklıkta fan açtığından, caddelerde tekerlekli kalorifer gibi gezmenize sebep olur. yüksek sıcaklık sever, çiftleşme mekanları oto sanayi bölgeleridir.
  • ilk nesilleri* 1100 kg ağırlığa ve canavar gibi bir 2.0 litre motora sahip olduğundan genelde kalkışlarda ister istemez patinaj çektirten, çabuk hızlanan arabaları seviyorsanız tapacağınız arabalardı. sonra ne oldu bilmiyorum*
  • bu guzide arabada aynalarin kaputla yarattigi bilesim bir tasarim harikasidir kanimca. ayrica 2000 cc olanlari 136 hp dir ki bu hic azimsanmiycak bir guctur kendi sinifi icin.