şükela:  tümü | bugün
  • önadinin hakkini veren, en neseli sarkisinda bile melankolik bir seyler bulunan ve durup dururken adami hüzünlendiren kadife sesli yunan sarkici. özellikle "kali sou mera an xypnas" isimli albümünü tavsiye ederim.
  • çağdaş yunan müziğinde bambaşka bir çizgiye sahip bir müzik adamı, besteleriyle ve müziksel evreniyle tanıştığım için kendimi gerçekten şanslı saydığım isimlerden. besteleri birçok ünlü solist tarafından** harikulade bir biçimde yorumlanmakta. kendisi geçince mikrofona, işte o zaman bir masalı dinlemeye başlıyor insan. en hareketli şarkısında, söylenegeldiği gibi, incecik bir hüzün olur hep ki hayata bağlar şarkılarının bir ucunu. içini yakar dinleyenin, masallara sevdalanmanın ucunun bucağının olmadığını anlayıverir ya, yine de bu sonsuzluğa kapılıp gitmededir hayatın asıl anlamı. onun şarkıları insanı kendi sahnesine çıkarır. fon müziğine uygun adımlarda güzel bir dansa başlar insan kendi içerisinde. bu bazen bir tango olur, bazen bir sirtaki, bazen de zeybekiko. ya da insan bir ucundan diğer ucuna salınarak yürür bu sahnenin. hikayeyi anlatan onun sesidir. bir ucu hüznün tam kalbine bağlıdır, bir ucu da uçuşur rengarenk bir uçurtmanın kuyruğu misali. kâh yumuşacık bir yastıkta, lacivert yorgan altında rüyalara daldırır, kâh bir buluttan diğerine hoplaya zıplaya gezdirir ruhu. bir duygu deryasıdır onun müziği, insanın hayatının yanısıra sığınıp soluk alabileceği bir köşedir, hissettiklerini kaygısızca ortaya döküp onlarla çocukça oynarken, onlardan kendine bilgece pay çıkarmak hiç bu kadar masumca olmamıştır çünkü.*
  • fotobolida şarkısı bir ömür olan ve nispeten entellektuel bir muzik yapan yunan müzisyen.
  • yok, olmuyor. elimi albümlerine her atışımda niyetim sakin sesiyle biraz huzur bulup işlere koyulmak iken, her seferinde onu fena halde hafife aldığımı öyle bir açığa çıkarıyor ki, ne yapacağımı bilemiyorum. keyifli keyifli söylemeye başlıyor şarkısını. olacakları fark etmiyorum. uzun bir süre açıp sonlarına ağlamak istemediğim derin, yarı açık yaralarımı usulca su yüzüne çıkartıyor önce. rüzgar esiyor, her esişte biraz daha deniz kokusu, bir parça daha tuz ekiliyor teker teker üzerine. zor bela bir ucundan tutturup bağladığım hayallerim uçan balonlar gibi bir bir havalanıp dağılıyor başımın üzerinde. kokuyu çok sevdiğim bir şeye yeniden kavuşmuş gibi derin derin çekerken ciğerlerimin yandığını hissediyorum, ama rüzgarı öyle bir rüzgar ki yokluğu büsbütün yetim koyuyor insanın özlemini. öyle karman çorman bir haldeyken koyup gidiyor sonra, ne yelden ne sesten iz kalıyor, yalnızca tuzun ve havanın acısı. bir de aklımda dönüp duran güzel nağmeleri.
    şarkılarının hiçbirini normal bir şarkı gibi göremeyeceğim bir daha...
  • ses tonu bana inanılmaz derecede sting'i andırtan insan evladı.
  • bir albümü var bu güzel sesli insanın ah, psihi mau fadasmeni adında; sihir gibi, nasıl narin her parçası. bütün parçaların güzel olduğu albümlerden arayanların dikkatine.
  • (bkz: fotovolida)
  • (bkz: feugo)*
  • giati poly s'agapisa şarkısı ile hisseziyanlara gark eder. öyle etkili sözler ve müzik, etkili bir ses.

    http://www.youtube.com/…l5ln3_rw3we&feature=related