şükela:  tümü | bugün
  • (ks. organization) amerikan domain naming system'da organizasyonlarin aldigi uzanti.. sadece cok buyuk ve seckin organizasyonlar kullanir.. (ornek: www.sourtimes.org)
  • (ks. origin) assembler'larda (bkz: assembler) kodun ba$langic adresinin belirtildigi identifier.. cogu assembler'da standarttir.. (ornek: org 100h)
  • (bkz: orgy)
  • bazi geli$mi$ modellerine yanilmiyorsam sintizayzir denilen alet.
  • 1 ocak 2003ten itibaren yönetimi pir tarafından yapılan uzantı.
  • org'un* uluslararası kullanılan kısaltması*.
  • teknolojinin bize armagan ettigi hiç bi artısı olmayan en gereksiz alet edevat..
  • org'u klasik anlamda anlatmak, izah etmek istemem, o her yerde var, bize org'un turkiyedeki anlam ve onemi lazimdir. org 80 lerde envai cesit ve bicimde turk halkina kendini sevdirmis, "piano egitimine on ayak olsun" dumeninden, "evde senlik olsun" arayislarina kadar bir cok ihtiyaca yanit verebilmis bir cihaz olmustur. hatta diyebilirim ki 80lerin serbest piyasa ekonomisinde lavaskiri ile beraber org turkiyenin dunyaya acilan penceresinden giren zavazingolardan en yuksek ses getireni, hatta dogru tabir ile en cok kafa sikeni olmustur.

    bizimki gibi gocebe ve kultur fakiri ger kalmis bir ulkenin arada kalmis insanlarini en guzel ifade eden cihaz org degildir de nedir? taklit sesler, bir tane kok sesden (bkz: patch) olusan dandik sentezler, cogu zaman arap olcu ve alt yapisi, sinirli polifoni, dar oktav alanli, ezberlenmis demo bir yayin hayati, 10 tane calisma sarkisi ile gelen ve nasil bir tuse ile calarsaniz calin hep ayni desibelde (ki buna velocity de diyebilirdim) tepki veren bu cihaz kadar turkiye cumhuriyetini ve kamuoyunu temsil eden ya da edebilecek baska bir son kullanici urunu olabilir mi?

    org hangi metaforik anlamda dusunulurse dusunulsun, turkiyenin kisa zamanda kalbini fethetmis, kendine ozgu, dunyanin hic bir yerinde esi benzeri olmadigina inandigim taverna gibi bir muzik turunun dogumuna on ayak olmus (ki az sey midir bu, sorarim?), taklidi oldugu piano duzeneginin ancak "zengin" evlerinde bulundugu ulkemizde ucuz yoldan pianist ve dahi santor yetistirilmesi icin uygun tesis ve imkani saglamistir.

    org kursu gibi maksadini asmis kurumlarin var oldugu turkiyemizde adina bunca imkan tahsis edilmis orglarin 80lerin sonunda yavas yavas kartonlarina tikilip portmantonun, etejerin, yuklugun uygun yerlerinde kizaga cekilmesini hic bir zaman icime sindiremedim (cezai ehliyetimi aldigim yas gelene kadar evime helvacioglu blokflutunden ote muzikal enstruman girmemis birisi olarak evinde org olan insanlara daima tasavvur edilemez bir hased ile baktigimi belirtmeliyim.) org turkiyede hakettigi yere gelememistir. tam hedeflenen basariya ulasacak, turkiyenin milli enstrumani olacakken captan dusmesi kabul edilecek sey midir?

    kadikoy anadolu lisesinin muzik grubunun 96 senesinde boleroyu 28 org (tassak gecmiyorum, cok ciddiyim) ile icra edip, liseler arasi muzik yarismasinda birinciligi aldigini da hatirlarsak turkiye devlet org filarmoni orkestrasinin kurulamadan yururlukten kalkmasi, ipinin cekilmesi, dugmesine basilmasi (off dugmesine) icime sinmiyor.

    hala ne zaman eminonu alt gecidinde 8 bit fason oyun konsollerinin kenarina ilismis bir boynu bukuk org gorsem (yamaha psr, casio farketmez) usulca yanina yaklasir, enstruman bankasindaki enstrumanlari, demo sarkilarini gozden geciririm. 032 harmonica, 056 slow strings, 076 tambourine, 009 guitar hepsi usulca denenmeyi, kontrol edilmeyi bekler. tezgahtara caktirmadan enstrumani piyanoya ayarlarim (003 honky tonk piano) usulca perihan ablanin unutulmaz melodisini calarim. uzakta bir vapur oter, ben aglarim.

    tezgahtar usulca yaklasir "99 ses, 30 hazir sarki abicim, istersen disketlisi de var." der. usulca "kuzene bakiyorum, casio 90xc var mi?" diye sallama bir org markasi sorarim. tezgahtar bir an icin tereddut etmez, "vardi bitti" der. "ha anladim" dercesine uzaklasirim, o yalanini soylemis, ben yalanimi soylemis, birbirimizden ayriliriz. arkamda "atari var istersen, sit raytirli, prezidint ivil li" der. "yok sagol, magol" derim. uzaklasirim, cep telefoncunun onunden kivrilip eminonune cikarim, eminonu bildigin eminonu.
  • "köpek havlaması" orgun acayip alakasız efektlerinden yalnızca biriydi
    (bkz: 80lerde çocuk olmak)