şükela:  tümü | bugün
  • sistemin bir parçası, asıl üyesi, kendi haline çalışabilen birim kütle, mesela çük.
  • organ denince aklıma morgan freeman gelir hiç hesapsız.
  • bu organ ile ilgili aklıma takılmış en şahane espri şudur;
    "hey look who's coming? this is morgan...big m, small organ..."
    salak bi filmde idi ama yerlerde yuvarlanmıştım.
  • hayvan vücutlarında belirli bir görevi yapan bölüm.
    bir organizasyonun belirli bölümü.
    ing. org
  • hayati fonksiyonları diğer bir yapıya bağlı, tek başına var olma yetisi olmayan hede.
  • hemen (bkz: orqan)
  • tetsuo dan tanıdığımız kei fujiwaranın ilk yönetmenlik denemesi olmasına rağmen gore kraliçesi olarak anılmasını sağlayan ve japon korku sineması dendiğinde ilk sayılan filmlerden.
    filmde aynı zamanda yoko karakterini oynamakta.gore olarak tüm sınırları aşmış uncut versiyonu mideleri zorlamakta.
    japon organ mafyası üzerine başlayan hikaye kontrolden çıkar...

    bağımsız bi yorum :
    "organ is not a film to see on a full stomach. its fetid atmosphere of abnormality will have you screaming to be let out. and yet, you keep watching, fascinated..."
  • org ile aynı etimolojiye sahip bu kelime, yunanca "iş" anlamındaki "ergon" ve eski ingilizcedeki "weorc"un da (bkz: work) türediği proto hint-ari "werg-" kökünden gelir ve kelime anlamı "iş görmek üzere kullanılan"dır. "vücudun belirli bir fonksiyonu haiz kısımları" anlamındaki kullanımı, ondördüncü yüzyılda başlamıştır.
  • canada vancouverlı, 2001 yılında kurulmuş, tamamı kadınlardan oluşan bir post punk grubu. ilk albümleri grab that gunla hiç de fena olmayan bir başlangıç yaptılar..