şükela:  tümü | bugün
  • ecnebi lisanında "org" sözcüğünün de bu kelimeyle karşılanması ve çocukluğumun müzik derslerine org getirmenin prestij sayıldığı yıllara denk gelmesi beni her "organ" sözcüğü gördüğümde mazinin sararmış sayfalarına götürmektedir.

    o zamanların ingilizce öğretmenleri de bir tuhaftı belki de. derste play fiilini cümle içinde kullanan sıra arkadaşımı müzikten soğutmuştur nitekim. "i like playing my organ" cümlesini "organımla oynamayı seviyorum" anlayıp çocuğu tokatlayan hocaya bizzat tanık olmuşluğum vardır.

    (bkz: bu da böyle bir anımdır)*
  • sistemin bir parçası, asıl üyesi, kendi haline çalışabilen birim kütle, mesela çük.
  • organ denince aklıma morgan freeman gelir hiç hesapsız.
  • bu organ ile ilgili aklıma takılmış en şahane espri şudur;
    "hey look who's coming? this is morgan...big m, small organ..."
    salak bi filmde idi ama yerlerde yuvarlanmıştım.
  • bunlarin en komik isimlisi tenasüldür.
  • etimolojisi hintavrupa anadilindeki werg yani /işçiye dayanıyor, oradan ergo, ergatis, ergonomi, work, ırgat, bucurgat, orji gibi açılımlar veriyor.

    körelmiş olan klitoris değil yağlı atrofiye uğramış olan penis belli ki. normal boyutuyla idare edeceğine hayalcilikle organını balonlaştıran, erkek.

    vücudumuzun dörtte üçü faşisttir. bazı organlarımızda bu oran şaşırtıcı düzeylere çıkar. birkaç ender ve ikincil organda yarıya ve altına indiği de olur. karma yapılı organlar ne de olsa sert suyu dengeler, işlevselleştirir. vücudunuzu görmezden gelemezsiniz, hangi organınıza yaslandığınızı bilebilir, bunu bir oranda denetleyebilirsiniz.

    "öznenin bedeni denetimden çıktı mı, organları bütünden kopuk bir biçimde bağımsızca çalışır; midesi bulanır, yüreği çarpar, kasları kasılır, vb. öznenin soyutladığı büyük gücü, içimizdeki canavarı hesaba katmak gerek; bu nedenle davranışının gerekçesini düşünmek zorundadır. canlı bedenin ana yasaları tanınmadı mı ya da bunlardan uzaklaşıldı mı, bir nevroza düşülür; beden başkaldırır ve canavarımsı bir görünüme bürünür; özneyi derinden etkilemeye yöneliktir bu." carl gustav jung - insan ruhuna yöneliş

    (bkz: örgen)
    (bkz: çeviri yapmak/@ibisile)
  • vücudumuzdaki en ağır 10 organ sırasıyla şunlardır:

    deri: 4.535gr
    vücudu patojenlere karşı koruyan bir bariyerdir. aynı zamanda vücut ısısını ve su dengesini korur, çeşitli zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını gerçekleştirir.

    karaciğer: 1.560gr
    detoksifikasyon, protein sentezi ve sindirim için gerekli olan enzimlerin üretimi de dahil olmak üzere pek çok işleve sahiptir.

    beyin: 1.500gr
    sinir sisteminin merkezi olarak hizmet eder, düşünmemizi sağlar.

    akciğer (çift): 1.300gr
    temel solunum organıdır. toplardamarlarla gelen kirli kan burada yenilenir. ayrıca sesin oluşumunda da görevlidir.

    kalp: 300gr
    temel görevi kanı vücuda pompalamak olan kalp, metabolizma faaliyetleri sonucunda oluşan artık ürünlerin de vücuttan uzaklaştırılması, vücut ısısının düzenlenmesi, asit-baz dengesinin korunması, hormonlar ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gibi görevleri yapar.

    böbrek(çift): 260gr
    başta üre olmak üzere atıkları kandan süzer ve onları su ile birlikte idrar olarak boşaltırlar.

    dalak: 175gr
    kan filtresi görevi görür. kırmızı kan hücrelerini çıkarır ve hemorajik şok durumunda değerli olabilecek kan rezervini tutar ve demiri geri dönüştürür. yaşlanan kırmızı kan hücrelerinden alınan hemoglobini metabolize eder. ömrünü doldurmuş kırmızı kan hücrelerini ortadan kaldırarak, içlerindeki demiri yeniden kullanıma verir.

    pankreas: 70gr
    sindirim için gerekli enzimleri duodenuma aktarır, kan şekerinin düzenlenmesi için gerekli hormonları üretir.

    tiroid: 20gr
    vücutta pek çok fonksiyonun düzenlenmesini sağlayan hormonların üretiminden sorumludur.

    prostat: 11gr
    ana fonksiyonu boşaltım sisteminde boşaltım esnasında idrar torbasından idrarı taşımak ve ejakülasyon esnasında spermin iletimini sağlamaktır. ayrıca meni sıvısının içeriğinde bulunan, spermleri besleyen ve onları kadın üreme sistemi içerisine ilerlerken koruyan özel bir proteini salgılar.

    kaynak: bbc science focus
  • kiliselerde kullanılan o büyük borulu bir enstrüman. harika bir şeydir. öyle ki ateist olsanız bile kendinizi hristiyan hissedersiniz.
  • tetsuo dan tanıdığımız kei fujiwaranın ilk yönetmenlik denemesi olmasına rağmen gore kraliçesi olarak anılmasını sağlayan ve japon korku sineması dendiğinde ilk sayılan filmlerden.
    filmde aynı zamanda yoko karakterini oynamakta.gore olarak tüm sınırları aşmış uncut versiyonu mideleri zorlamakta.
    japon organ mafyası üzerine başlayan hikaye kontrolden çıkar...

    bağımsız bi yorum :
    "organ is not a film to see on a full stomach. its fetid atmosphere of abnormality will have you screaming to be let out. and yet, you keep watching, fascinated..."
  • hayati fonksiyonları diğer bir yapıya bağlı, tek başına var olma yetisi olmayan hede.
hesabın var mı? giriş yap