*

şükela:  tümü | bugün
  • var olan sistemin propagandasını yapan, doğruluğunu kabul eden ve bir şekilde egemen sınıfın, ideolojisinin yayılımını sağlayan aydınlardır. bu davranışlarıyla devletin ideolojik aygıtlarından biri olurlar.
  • gramsci'nin marksist siyaset teorisi alaninda geliştirdiği en özgün kavramlardan biri organik aydin. esas olarak toplumsal yaşamin ideolojik yeniden üretimini tartiştiği; toplumdaki ideoloji üretim mekanizmalarini, zor-rıza ilişkilerini ve aydinlarin siyasal iktidar ilişkileri karşısındaki konumunu çözümlemeye çaliştiği makalelerinde organik aydin kavramini geliştirir. ancak organik aydin kavramini kabaca egemen siniflarin ya da burjuvazinin ideoloji üreten, sistemin onay mekanizmalari içinde etkili olan kukla köleler olarak görmez. aydin olmayi kitlesel hareket, aydinlanma, halkin içinden gelmek vs. türü subjektif ve tarih dişi kavramlar aracılığıyla da tanımlamaz gramsci.
    organik aydin, gramsci'nin kavramsal çerçevesi içinde kisaca geleneksel aydin kategorisi olarak tanimladiği bürokrasi, dini hiyerarşi içinde yer alan din adamlari ya da ulema, eğitim kurumlarini yönetenler gibi kesimler dışında burjuvazinin siyasal iktidari ele geçirme sürecinde ortaya çikan yeni bir aydin tipidir. organik aydin kapitalist toplumsal ilişkilerin yalnizca ideolojik olarak değil, kültürel, sosyal ve ekonomik olarak da taşiyicisi olan bankacı, şirket yöneticisi, devlet profesyonelleri vb. aydinlari ifade etmek için kullanilir ve gramsci geleneksel aydinlar içinden sürekli olarak, organik aydin kategorisine geçişler olduğunu belirtir. başka bir deyişle gramsci bati toplumlarinin burjuva demokratik devrimleri sürecinde ya da başka bir deyişle burjuvazinin siyasal iktidari ele geçirme sürecinde ortaya çikan yeni bir aydin tipini kavramlaştırmaya çalışır. toplumdaki temel siniflarla yalnizca ideolojik olarak değil siyasal ve ekonomik olarak da bütünleşmiş bu yeni aydin tipi kapitalist toplumlarin ayirdedici özelliklerinden biridir ve organik aydinlar gözardi edilerek bu toplumlardaki siyasal/ideolojik yeniden üretim süreci anlaşılamaz. gramsci daha sonra organik aydin kavramını proletaryanin organik aydinlarinin ortaya çıkma sürecine, marksist parti kuramina doğru genişletir.
  • gramsci ye göre,
    kapitalist girişimci kendisiyle birlikte sanayi teknisyenini, ekonomi politik uzmanını, yeni bir kültürün, yeni bir hukuk sisteminin oluşturucularını vb. yaratır. bir deterjan ya da havayolu şirketinin pazardan fazla şey kaplamasını sağlamak için teknikler geliştiren günümüz reklamcısı ya da halkla ilişkiler uzmanı, demokratik bir toplumda müşterilerin rızasını kazanmaya, tüketicilerin ya da seçmenin düşüncelerini yönlendirmeye çalışan biri organik entelektüeldir.
  • günümüzde bu tür "aydın"lar nedense daha çok gazeteci, köşe yazarı veya tv programcısı şeklinde ortaya çıkmakta. bu tarz "aydın"lar için kullanılagelen daha güzel bir terim ise embedded yazardır. bu tarz insanlar aslında aydın falan değillerdir ancak toplumun gözünde nasıl bir imaj yarattılarsa geniş halk kitlelerimiz bu kişilere adeta taparlar. onlara göre bu aydınların her dediği doğrudur ve bu yüzden de çok sayıda insan için birer yol gösterici olurlar. çok daha basite inersek bu aydınlar kahvede konuşulacak konuları belirlemekten öteye giderler ve insanların nasıl düşüneceklerini ve ne düşüneceklerini belirlerler. elbette bu az sayıda insanla yapılacak basit bir şey değildir. embedded da zaten kelime anlamı olarak "gömülü" demektir. yani bu yazarlar, özellikle ülkemizde egemen sınıfın ideolojisini savunma ve halka aksetmekten çok, güncel hükümetin ve ağırlıklı siyasi akımların temsilcisi olurlar. mehmet barlas bana kalırsa bu tarz "aydın"ların en güzel örneğidir. zamanı gelince özal'cıdır, an gelir recep tayyip erdoğanın yanağını sıkar.

    özetlemek gerekirse organik aydınlar ülkemizde gramscinin tabir ettiği sınıfsal ideolojinin yayılımını sağlamaktan çok, konformist bir yapıya bürünerek, her iktidarın destekçisi olarak, daha sık görülmektedir.
  • gramsci aydınlar için, ‘egemen sınıfın toplumsal hegemonya ve siyasal idare işlevlerini yürüten 'vekilleri' veya üst yapı memurları’ der. içinde yaşadığımız toplumsal oluşumun organik bütünlüğünü kim sağlıyor? kolektif irade kavramı aracılığıyla organik tutunum sağlayan aydınlar.
    gramsci’nin, geleneksel aydın, organik ayrımı yapmasının veya organik sıfatını kullanmasının nedeni, 1. organik aydınların ilişkili oldukları toplumsal sınıflarla aynı toplumsal bütünlük ve sosyo-ekonomik ilişkiler matrisiyle eş zamanlı biçimde ortaya çıkmalarıdır. 2. ilişkili oldukları toplumsal sınıflara homojenlik ve sınıf bilinci kazandırmalarıdır. dolayısıyla organik aydınlar geleneksel aydınlardan farklı biçimde hakim üretim tarzına doğrudan bağlıdırlar. fakat aydınlar ve iktisadın ihtiyaçları arasındaki ilişki tek taraflı teknik bir ilişki değildir, toplumun bütün dokusunca ‘dolayımlanmıştır’. bu dolayımlama kategorisinin devreye sokulmasının nedeni sınıf ile ‘vekiller’i (aydınlar) arasındaki ilişkinin mekanik olmadığını göstermektir.
    aydınlar, tarihsel blok'un üstyapısını çekip çevirmekle görevli toplumsal katmanlardır, gramsci’nin tabiriyle üstyapının memurudurlar. organizasyonel ve yönlendirici (directive) işlevleri olan ve geniş anlamda devletin (extended state) parçası olan hegemonyanın kumaşının örgütleyicileri, dokuma ustalarıdırlar. nüfus ve devlet arasında bağ kurandır. sınıfların varlığını iktisadi olmaktan çıkaran sınıf bilinci üreticileridirler.
    aydınlar, hakim sınıf ve tabiiyet altındaki sınıfı “organik olarak” birbirine bağlayan tabakadır. aydınların işlevi sadece belirli bir yaşam tarzı ve belirli bir dünya kavramı yaratmak değil aynı zamanda belirli toplumsal grubun çıkarlarını ve değerlerini genel, “ortak” değerlere ve çıkarlara tercüme etmektir.

    “fikirler her bir bireyin beynine kendiliğinden “doğmaz”: bunların oluşumun, yayılım, dağılım ikna merkezi vardır.”* hegemonik düşünce ve davranış örüntüleri, hükümet, şirketler, ordu, eğitim kurumları, reklam ve kültür endüstrisi ve araştırma vakıfları alanını içine alan geniş bir aydın tabakası tarafından sistematik biçimde yeniden üretilir. aydın, sadece sivil toplum içinde o kanal senin bu kanal benim gezen o köşeden bu köşeye koşanları içermez. siyasal toplum (devlet) içinde farklı (özellikle siyasal-idari) rolleri üstlenenler de aydın katmanına dahildir. aydın gramsci için geniş anlamda (üretim, kültür veya siyasal idare) örgütleyici rol, işlev gören tüm toplumsal katmanlardır.
    aydın kategorisi gramsci’nin hegemonyanın ekonomik korporatif ve moral-entelektüel uğrakları arasında yaptığı ayrımla da ilgilidir. hakim sınıf egemenliğini sadece ekonomik-korporatif düzeyle sürdüremez. aydın gramsci düşüncesinde eğitilmiş tabakadan gelip toplumu aydınlatan ilerici avangard fikirlerin sahibi herhangi bir birey değildir. zira, toplumsal sınıflardan bağımsız onların üstünde ve dışında duran aydın varsayımı saf bir ütopyadır. sınıf mücadelesinin siyasi-moral kertesini örgütleyen, sınıf hegemonyasına tutunum, homojenlik donanım sağlayandır. gramsci aydının sınıf oluşumunun parçası (özerk etikopolitik faaliyet değil) olduğunda ısrar ederek, aydını, üretim ilişkileri alanının üstünde ve dışında konumlandıran benedetto croce'nin idealizminden ve karl mannheim'dan (socially unattached intellectual) farklı laflar ediyor bu bahiste.

    * a. gramsci, selections from prison notebooks, international publishers, 1971, s. 192-93.
  • tarihe bir not, organik aydın ile ilgili bir durum çalışması. michael moore, 2003 oscarlarında ırak savaşına karşı konuşmutuştu, ardından yaşananları şöyle anlatmış.

    "i remember al franken attacking me, because he was for the war. that’s right. i remember david remnick, the editor of the new yorker, writing that editorial in the new yorker supporting the war. to see the new york times and the new yorker help give bush the cover he needed and lead us to war, they’re actually—it was more of a criminal act than bush himself, because they enabled it and allowed it to reach a wider, more mainstream audience."

    democracynow röportajından
  • gramsci bahseder bu aydın tipinden fakat yanlış hatırlamıyorsam, işçi sınıfının ihtiyacı olan şeyin de bu tür bir aydın oluşturmak olduğunu söylüyordu, yani aslında organik entelektüel dediği şeyi olumsuzlamıyor tamamen, nasıl bir işlev gördüğünü analiz edip, proletaryanın da kendi içinden böyle aydınlar çıkarması gerektiğini öne sürüyor.

    not: gönül isterdi ki uzun uzun yazayım ama okuyalı olmuş kaç yıl, şimdi yamulurum falan ne gerek var, bu kadarını da sanki bazı yanlış anlamalar olmuş gibi geldiği için yazdım. organik aydını sadece iktidar yandaşı olanlar için kullanamayız, ya da kullanırız belki bilmiyorum, ama bence kullanamayız, mesela mahmut makal da köy enstitülerinin ürettiği, o toplumsallık içinden çıkmış bir aydındır ve gayet organiktir. çünkü hem onun içine doğduğu ve yetiştiği için sorunları, istekleri, kısıtlılıkları bilir hem de aldığı eğitim ve oluşturduğu politik angajman sayesinde bunları içinde bulunduğu sınıfın yararı için dile getirebilir.
  • gramsci'nin belli bir sınıftan çıkarak o sınıfın toplumsal ve üretimsel yaşamıyla doğrudan bağlarını koruyan bilgi işçilerine verdiği ad.
    hip hop sanatçıları gibi...
    tabii the coup'un üyeleri gibi kimileri sınıf asimilasyonuna çeşitli şekillerde direnmeyi seçerken, puff daddy' combs gibi beyaz toplumsal elitlerle kaynaşanları da mevcut.
  • (bkz: neşet ertaş)
  • önce bir ideolojiye karar veren, sonra da ona bahane bulan kimse.
    (bkz: köşe yazarı)
    (bkz: akil adamlar)