şükela:  tümü | bugün
  • al yazmalı nur yüzü ve masumluğuyla satış yaptığı tezgahındaki ürünleri organik diye satan ancak norveç balıkçılarının kullandığı kremlerden kullanmışçasına yıpranmamış ellere sahip olan köylüdür bu.

    a101'den aldığı yumurtaları muhtemelen fenni yemle beslediği üç beş gezen tavuğunun -yumurtasının aralarına karıştırır*. bahçede yetiştirdiğini söylediği domatesine ilacıydı hormonuydu bolca ekler(ki bence kontrollü olarak verilen hormonlu domatesler daha sağlıklı) sonra da karpuzun ağaçta yetiştiğini zanneden beyaz yakalıya bir güzel kakalar.

    dün, köylü kadınların önlerine sergi açtığı bir pazardan, 2019 yılında, hâlâ eski günlerden bir tat yakalayacağım umuduyla köy domatesi aldım. evet tam da çocukkenki tattığım yamru yumru domatesler gibi görünüyorlardı ama içleri berbattı. köylü teyze kendinden emin bir şekilde "al bak keseyim bak içine" dese de beni kandıramadı. lezzeti ve domatesin iç yapısı anormal duruyordu. ezilmiş belli belirsiz çekirdekler, lezzetsiz sünmüş bir iç yapı gösteriyordu ki bir şeyler vardı. beğenmediğim ve bunu açıkça söylediğim halde vicdanım el vermedi ve ürününü ziyan etmemek için ve en azından tohumluk olarak kullanır saksıda yetiştiririm diye bir miktar aldım.

    bahçede dalından kopartılan domatesi yemiş nesil bilir ki ilaçsız, hormonsuz domatesler cinsine göre değişmekle beraber genelde yamru yumru olurlar. lezzetlerini tarif etmek imkansızdır. ikiye böler bölmez koku yayılır ki bölmeden o hali ile yemek çok da zevklidir. çekirdekleri canlı canlıdır. bu "mış" gibi domateslerde maalesef bu yoktu. aldığım çanakkale domatesleri bile bundan kat kat güzeldi.

    böyle şeyleri görünce öyle ah köylü vah köylü diyemiyorum artık. öyle şeyler duydum ki aklım almıyor. gerçi şehirde bile bunca köylü kurnazı varken bizzat yerleşik olan köylünün kendinin temiz olmasını beklemek hakikaten fazla naiflik.

    zaten ülkede tarım bitmiş, bir şekilde köylerde kalanlar da böyle böyle ayakta kalmaya çalışıyor herhalde, kızamıyorum da.