şükela:  tümü | bugün
  • kimyasal gübre, tarım ilacı vb. kullanmadan yapılan tarıma verilen ad.
    çevreyi, toprağı, suyu koruma konusunda en başarılı tarım türüdür. alternatif bir sistemdir, hemen sonuç alınamaz, çıkan ürün pahalıdır ama sonuçları güzeldir, hoştur. köylünün köyünde kalıp hayvancılığı desteklemesini, hayvanlarının gübresini toprakta kullanmasını sağlar. domates gibi domates, salatalık fibi salatalık yememizi sağlar. erozyonu önler.
    bazı dillerde biyolojik tarım, ekolojik tarım olarak da anılır.
  • organik tarımın konvansiyonel üretim metodlarına göre daha pahalı olma nedeni kimyasal kullanımı yasak olduğundan yoğun bir üretim yapılamaması ve bu yüzden insan gücüne daha çok gereksinim duyulmasıdır. ayrıca topraklar çok verimli değilse alınan randıman oranı buna paralel olarak düşecektir.

    ancak dışarıdan dezavantaj gibi görünen bu etkenler bize daha sonra fakirleşmemiş toprak, nitrat kirliliğine maruz kalmamış toprak ve su kaynakları, korunmuş çevre, sebze gibi kokan ve tadını kaybetmemiş sebze olarak geri dönecektir. hayvancılık destekli bu tarım türü ile köylü köyünde kalacak, şehirler dolup taşmayacak, köyden kente göçe bir dur denecek*, şehirdekiler trafik sıkışıklığına maruz kalmayacak, her şey güllük gülistanlık olacaktır.
  • sağlıklı olmasının yanı sıra kar getirici bir iş olarak da algılanan tarım çesidi. son zamanlarda hem doğayla iç içe yaşayıp hem de marul, salatalık yetiştirip paraya para dememek isteyenlerin hayallerini süsleyen iş kolu olarak da tanımlanabilir.
  • ekolojik tarim ile ayni olan (olmasi gereken) sey
  • avrupa birliği tarafından tercih edilen üretim biçimidir... birlik genetik tarıma karşı çıkar ve bu şekilde üretilmiş ürünleri kabul etmez... bu sebeple abd ile çatışma halindedir...
  • turkiye'de sertifikasyon konusunda ya$anan sikintilar nedeniyle alman sermayeli rapunzel firmasinin karnini doyurmaktan oteye gidemeyen tarimsal uretim.
  • sertifika kuruluşlarınca, kullanılacak toprağın, egzoz dumanı ile minimum beş yıl boyunca kirlenmemiş olması gibi şartların arandığı tarım şekli,
  • ekolojik sistemde var olan doğal dengeyi korumaya ya da kaybolan doğal dengeyi yeniden oluşturmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içeren, sentetik, kimyasal ilaçlar ve gübrelerin kullamının yasak olduğu, organik ve yeşil gübreleme, münavebe, toprağın muhafazası, bitki direncinin arttırılması, doğal düşmanlardan yararlanmayı tavsiye eden, bütün bu olanakların kapalı bir sistemde oluşturulmasını talep eden, üretimde miktar artışından çok ürünün kalitesinin yükseltilmesini amaçlayan ve her aşamasının kontrol edildiği alternatif bir tarımsal üretim şeklidir.
  • degisik ulkelerde farkli isimler ile anilmaktadir. almanya ve kuzey avrupa ulkelerinde "ekolojik tarim", fransa, italya ve ispanya'da "biyolojik tarım" olarak anilirken, ulkemizde her iki ifade de kullanilmaktadir.
  • kisaca ulkemizde 20 yil oncesine kadar uygulanan tarimin modern adidir organik tarim.

    yaratilis icabi tum varliklarin oldugu gibi sebze ve meyve kardeslerimizinde dogal olan
    kendi cekirdeklerinden uremesiydi.ozellikle ulkemizde eski adi geleneksel tarim olan
    uretimde de urunlerin bir kismi tohumluk olarak ayrilip sonra ki senelerde yeniden uretime
    giriyordu.buradaki etmenler:

    -tohum
    -toprak
    -su
    -sarikizin boku

    dortlusunden olusuyordu.

    bir gun geldi vatandasimiz gelen alamanci kardeslerimizin sayesinde kolum kadar salataliklardan,
    john holmes'a nisbet cikita muzlardan,cekirdekleri ayiklamaya gerek olmayan ya da ufak cekirdekli
    karpuzlardan haberdar oluverdi.ne eksik vardi.hemen uretimine baslandi.o tarihlere rastlar
    antalya yollarinda direklerde gorulen f1 hiyar tohumu,slx domates,xxl karpuz tohumlari ilanlari
    ve halada rastlariz ama bize bir anlam ifade etmesede.

    bir yandan koylunun de isine geldi baslarda.oh gel keyfim gel atiyorsun tohumu aslan gibi
    sebze meyve pirt diye cikiyor topraktan.neyde eskiden tohumluk ayir,kurut,sakla boylesi kolaylik
    varmis da niye bize soylememisler.uzerine de basiyon suni gubreyi hop hop hop kocaman sebze
    meyve.neydi oyle sarikizin bokuna gir cik.

    sonralari ortaya garip gorunumlu sebzeler cikmaya basladi.onceleri sasirdik hatta gazetelere
    ciktilar bir sure.kulaklari olan patatesler,burnu olan domatesler.bir keresinde bizzat sahit
    oldum domatesin ici balik kokuyordu.

    ne kadar memnunduk oysa kocaman hiyarlarimiz olmustu bizim de.

    kocaman olanlar kocaman girdi icimize.anca yollara dusunce gorduk domates gibi kokan
    domatesleri,guzelim anamur muzunu,dugme cekirdekli karpuzlari.gozlerimiz donup ellerimiz
    ayaklarimizla dalarken garip garip bakti naturel ciftci kardeslerimiz kitliktan mi ciktik
    diye bizlere.

    gun oldu devran dondu.once topraklar suni gubreden ve apartman dikmekten olup gidiverdi.
    zamaninda her bokuna ozendigimiz yabanci ulkeler havasi suyu topragi olmadigi icin zoraki
    urettikleri suni sebze meyveleri icimize sokmuslar simdi kendileri az gelismis ulkelerde
    bulduklari dogal topraklarda yiyeceklerini uretip bize de olmazsa olmaz diye tutturmaya
    baslamislardi.birden bire karsimiza cikti organik tarim adiyla.kenarda kosede temiz kalmis
    uc karis toprak birden kiymetlendi.

    simdi simdi anliyoruz vahameti.birden cok sever olduk organik tarimi.hadi sebze meyveyi
    kurtariyoruz azcikta olsa.bununla kalsa amenna.

    organik tavuk nasil olacak peki.evvelden tavuk duduklu tencerede haslanirdi yenebilsin diye.
    simdi kendi parcalarindan ve erkek civcivlerden yapilan yemlerle polaroid pilicler yiyoruz
    10 gunde yetisen.

    ciftlik baliklari cikti.neyle beslendikleri belli olmayan.cupra ve levrek cok sevildi.
    tek sorun var ortada.gorunusleri farkli tatlari ayni.nasil oluyor acaba?

    yogurt bildigimiz yogurttu.cingirakli amcalar satarlardi.kaymakli nefis yogurt ona da
    bir suru lakap bulundu.guzelim kadinlarimiz televizyonda ben yedim cok guzel sindirimim
    duzeldi diye reklamlar yaptilar.kisaca osurtuyor bu supermis denemedi ama hadi neyse?

    sari patates sari diye bagiran seyyar saticilarda yok.

    hepimiz kapiya kadar gelen sutcu amcalardan alirdik sutu.bizim butun mahalle cocuklarinda
    sutcu hakki'nin payi var mutlaka.ayiptir soylemesi bir kismi da ona benziyor o ayri konu.
    hafta boyunca sutu verir kapinin kenarina kalemle isarete koyardi.hafta sonu geldiginde
    hesabini alir uzerine bir cizik atardi hakki abi.denmedik birakilmadi inegin memesinden
    direk eve gelen su karisimli sutlerimize.oylede boylede.tetrapak kutularda sut icmek zorunlu
    hale geldi.

    ekmekler onceden bayatlamiyordu bir turlu.once sutlu ekmek dediler kuyruklara girip aldik
    sonra bir gunde curur hale geldi ekmeklerde.ne oldu? organik ekmek cikti ortaya birden.

    lafin ozu bize asil lazim olan organik beyinler.kendini bilen,kendine yeten her gordugu
    yabanci malafatin altina yatmayan.