şükela:  tümü | bugün
  • temelde inorganik maddeler yerine, organik materyal kullanılarak üretilen teknoloji.

    şu an kullandığımız teknoloji, büyük oranda, uçağından vincine, bilgisayar programı algoritmasından fotoğraf makinesine kadar doğada var olan sistemlerin taklit edilmesi ve bunun inorganik materyaller kullanılarak yeniden üretilmesi üzerine kurulu. bu teknolojiyi ve teknolojiyi kullanarak icad ettiğimiz şeyleri üretebilmek için gezegenimize, coğrafi yapısına kadar müdehale edecek seviyelerde etkilerde bulunuyoruz.

    madem koca gezegendeki ekolojik dengenin ağzına edecek kadar zekiyiz, neden bu çevreyle uyum içinde yaşamamızı sağlayacak bir teknoloji geliştirmeye çalışmak yerine, habire çevremizi yok edecek şeylerle uğraşıp duruyoruz?

    evet o kadar da gelişmedik belki de. hem teknolojik açıdan hem de aklen belki buna hazır değiliz. ama yavaş yavaş ürettiğimiz teknolojiler sayesinde çevresini daha iyi algılayabilen insanlar yetişmeye başladı.

    columbia üniversitesinde* yapılan bir çalışmada iki genç, bakteri sporlarını kullanarak bir çeşit organik yapay kas ürettiler. bakteri sporları nemli ortamda genişler, ortam kuruduğunda ise tekrar büzülürler. bu genleşme ve büzülme işlemi mikroskobik düzede milyonlarcasının bir araya gelmesiyle üretildiğinde ise çok ciddi bir kuvvet ortaya çıkıyor. mesela bu sporları bir çuvala dolursak ve bir arabanın altına yerleştirsek birazcık su buharıyla arabayı 1m yukarı kaldırabiliyoruz. bu gençler bu bakterileri şeritler halinde kullanarak buhar vasıtasıyla genleşen ve kasılan yapay kaslar üretmişler. şu videoda dolu dizgin açıklanmış.

    biraz mühendislik kullanarak bu yapay organik kaslar vasıtasıyla yine doğal bir süreç olan buharlaşmadan yararlanılarak enerji üreten sistemler geliştirmişler. bunu da şu videodan izleyebilirsiniz.

    bunca zaman sürekli var olan bir enerjiyi çalarak enerji ürettik ve bunların sonuçlarıyla uğraşmak zorunda kalıyoruz. petrol mesela bunun en iyi örneği. milyonlarca yıl öncesinden depolanmış güneş enerjisinden başka bir şey değil petrol. ancak bu enerjiyi kullandığımızda, aslında orada saklı gizli kalması gereken bir dünya karbonu atmosfere salarak gezegenin ikliminde dramatik değişmelere neden olduk.

    temiz enerji üretmek için de çalışmalar yapıyoruz ama sahip olduğumuz teknolojinin enerji gideri çok fazla olduğundan bu tip enerjiyi verimli kullanmak için büyük ölçeklerde projeler yapmak gerekiyor. güneş panellerini ele alalım;

    sahra çölü üzerine yerleştirilecek dev güneş paneli tarlaları ile alakalı bir proje vardı. zamanla çöl yüzeyinin bir kısmını bu panellerle doldurularak yüksek miktarda enerji elede edilmesiyle alakalı bir proje. kimsenin kullanmadığı gereksiz bir yüzey olan çöl, sonunda bir işe yarayacaktı. ama işler öyle yürümüyor.

    sahra çölü kumları aslında plankton iskeletlerinden oluşur. aslında bir çeşit ceset tarlası orası. sahra çölüne düşen enerji, bu bölgenin ısınması vs vs bir takım dev rüzgar akıntılarının oluşmasına sebep olur. rüzgar sahra çölü kumlarını havalandırır ve okyanus ötesine taşıyarak amazon ormanlarının üzerine salıverir. yani o dev amazon ormanları sahra çölü olmasa asla oluşmayacaktı. zira bitkilerin ihtiyaç duyduğu gübre işte bizim bu kumlar.

    sen çölün %1'ini bile güneş panelleriyle kaplarsan, son derece hassas olan bir takım dengeler değişir, sonuç olarak amazon ormanları yok olur. temiz enerjiye de bak sen...

    benzer etkiler büyük rüzgar tribünü tarlalarında da oluyor. istanbulda yaşayanlar bilirler maslak gökdelenlerinin istanbul iklimini nasıl dramatik şekilde değiştirdiğini. kelebek etkileri bileşe birleşe çevresel felaketlere neden olabilir.

    bu yüzden temiz enerji bile bizim için büyük bir sorunsal. işte columbia üniversitesindeki gençlerin bu tip buluşları çok önemli. zira diğer temiz enerji kaynaklarının aksine bir yerde var olan enerjiyi çalarak değil, potansiyelden enerji üreterek bize çözüm sunuyor. bunun için de organik teknolojiyi kullanıyorlar. yani yakıp, yıkma, gereğinden fazlasını üretip yok etmek üzerine değil var olan bir şeye uyum sağlama odaklı çalışmalar yapmamız gerekli.

    bu teknoloji doğal buharlaşmayı kullanacak. buharlaşma gerçekleşecek, buna engel olmayacağız. sadece var olan şeye bir kulp takıp arada ondan nasipleneceğiz. işte buna uyum diyoruz. rüzgar trübünleri rüzgarın kuvvetini çalıyor, güneş panelleri gezegen yüzeyine düşmesi gereken ışığı engelliyor vs...

    videoda yanlış anlamadıysam bu teknoloji geliştirilirse benzer ölçekteki bir rüzgar tribününden daha fazla enerji üretebileceği söyleniyor. yine tam değil belki ama, biraz daha zararsız bir şeyler bulmuş olabiliriz. zira çalışma prensibi gereği ışığın geçmesini ve düşmesi gereken yüzeye düşmesini önleyecek bir yapıda olmaması lazım.

    sadece enerji üretmek dışında, harcanan enerji miktarı düşünüldüğünde organik teknolojiler, inorganik teknolojilerden çok çok daha verimli. bu yapay kasları ele alalım. daha önce verilen örnekte koca bir arabayı 1m yukarı kaldırabilmek için üretmek, taşımak ve harcamak zorunda olduğumuz enerjiyi bir düşünün. ama aynı kuvveti üreten organik teknoloji için sadece bir miktar su buharı yetiyor. hatta bunun için özellikle enerji harcayıp suyu ısıtmamıza gerek yok. basınç farkıyla bile su zaten buharlaşıyor...

    kopenhag üniversitesinde de fotosentezi tersine çevirmeyi başardılar. tersinir fotosentez dedikleri bu sistem güneş ışığı ve oksijen kullanarak var olan biyo kütleyi parçalayıp enerji üretiyor. bildiğimiz yanma işleminden çok daha az atık üreten bir sistem. henüz araştırmanın çok başındalar ama uzun vadede yapay fotosentez ile güneş panellerinden çok daha verimli enerji üretebiliriz.

    hayatta kalmayı becerebilirsek önümüzdeki çağın en önemli unsuru biyoloji ve biyoloji sayesinde üretilen organik teknolojiler olacak. buradaki kilit kelime de uyum olacak. genetik mühendisliğinin ilerlemesi ile de her türlü ihtiyacımızı karşılayacak biyo materyali sentezleyebiliyor olacağız.

    arabalar yerine, derisi güneşten enerji üreten insan yapımı uçan yaratıklara biniyor olabiliriz. ya da daha ilerisi kendi derimiz ile besin ihtiyacımızı karşılayan canlılara dönüşebiliriz. betondan yapılmış apartmanlar yerine, tohumunu ekerek büyütttüğümüz organik evlerde yaşayabiliriz. bu evler hem kendi enerjisini üretiyor hem de çevresine hiç bir zarar vermiyor olabilir. hatta herhangi şiddetteki bir depreme dayanabilecek kadar köklerini toprağa sarmış, ürettiğimiz herhangi bir inorganik maddeden çok daha dayanıklı yapısı olabilir...
  • bu terimin bilimkurgu dünyasında en güzel tasfir edildiği kitaplardan birisi de arthur c. clark ın (bkz: rama) serisinin 2. ve 3. kitaplarıdır (ağırlıklı olarak 3. kitap) bana kalırsa bir insan tarafından anlatılmış en “yabancı” uzaylı ırklardan biridir. genel olarak bu ırkın neredeyse kullandığı bütün araçlar genetik olarak tasarlanmış veya değiştirilmiş diğer yabancı ırklardan yapılmıştır.