şükela:  tümü | bugün
  • 6.5 saat süren çatışma sonucunda terörist orhan yılmazkaya öldürüldü. operasyonun sona ermesinin ardından polis binada ve hücre evinde arama yaptı.

    bu sırada büyük bir patlama oldu. patlamanın terörist tarafından kurulan bubi tuzağının imha edilmesinden kaynaklandığı öğrenildi.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/24960655/

    yıllar sonra gelen düzeltme:
    yukarıdaki yazı birebir ntvmsnbc'den kopyalama bir haber. kimin terörist olup olmadığına sevgili basınımız kafasına göre karar verdiği için yukarıdaki terörist ifadesi şahsi görüşümü yansıtmıyor. orhan yılmazkaya'yı tanımıyorum, sözlükte başlığı açılmadığı için bu kısa yazıyı kopyalayıp yapıştırmıştım. gezi olaylarından sonra "terörist" ifadesinin ne kadar içi boş, birilerini karalamak için basitçe kullanılabildiğini gördüğümden bu açıklamayı yazmak zorunda hissettim. dostlara selam olsun...
  • bostancı'daki hücre evi baskını sırasında yalnız olup olmadığı hala anlaşılamayan devrimci karargahörgütü yöneticisi.

    operasyon sırasında apartmana telefonla canlı bağlantı kuran televizyonlarda söylenene göre içeride polisle çatışan kişinin dışında biri kadın diğeri erkek iki kişi daha vardı ve apartmandaki daire kapılarını zorluyordu.

    gazetelerin internet sitelerindeki haberlere göre operasyon bittiğinde 3 teröristin cesetleri çıkartılmıştı dışarı... (mesela milliyet... gerçi sonra bu haberi değiştirdiler ama... )

    iç işleri bakanı beşir atalay'ın açıklamasına göre içeride bir tek orhan yılmazkaya vardı...

    net bir açıklama yapılsa da ne olduğunu anlayabilsek.
  • o değil de, polis telsizinden yapmış olduğu konuşmayla şaşırtmış, hatta ürkütmüş adamdır. adam ölüme gidiyor, yaptığı konuşmada ne bir heyecan var, ne bir şey, öyle ruhsuz bir konuşma ki sanki teypten kayıt dinliyormuş hissine kapıldım. ya da sosyalist sloganların öğretildiği bir polis sanki.

    "yaşasın devrim ve sosyalizm, yaşasın halkların kardeşliği. tamam."
  • almanya doğumlu; ankara üniversitesi sbf (mülkiye) mezunu imiş.
    ilk çatışma sırasında tuzakladığı eve girişte hayatını kaybeden polisin telsizinden, “devrimci karargah” adlı örgütün üyesi olduğunu söylüyordu.
    ilki, dokuz ay önce, birinci ordu karargahı bombalanması, ikinci, akp istanbul il başkanlığı bombalanması eylemleriyle, bugün de, hücre evi baskınıyla adı duyulan bu örgütün önde gideni; internet sitelerindeki yazılarından, silaha tapan “sol” küçük-burjuva anarşisti ve taşeronluğunu talep ettiği pkk’nın kamplarında “eğitim” almış gurbetçi.
    mezun olduğu okulunun marşı; “ey vatan gözyaşların dinsin/yetiştik çünkü biz” derken o, bugün kendi hayatıyla birlikte iki canı daha alarak, ölenlerin ailelerini de gözyaşına boğmuştur.
    *
    anlaşılmaktadır ki, kendisi de, eksik bilinçle girdiği çıkmaz yolun faili olduğu kadar; her türlü biçimiyle toplumdan tard edilmiş “sol” sefaletin mağduru ve maktulüdür.
    *
    edit: mezun olduğu okulu, istanbul üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi imiş. bu değişiklik ve mülkiye marşı'nın iki mısraı dışında, yazıyı ve kanaati değiştirecek bir husus bulunmamaktadır.
  • hamam kitabının ertesi günlerinde karşılaşmıştık istiklalde. şaşırmıştım, orhan'ın böyle bir ilgi alanı olduğunu bilmiyordum. uzun uzun bahsetti hamamlardan sözü vardı bir gün en beğendiğine götürecekti bizi.(sanırım üsküdarda bir yerden bahsetmişti). aradan yıllar geçti, ne haberini aldım ne gördüm bir daha. böyle bir olayda adını duydum. önce isim benzerliği dedim, sonra orhan'ın olduğunu öğrendim.

    garip işte insan hayatta nelerle karşılacağını bilmiyor.

    olayın yaşanış şekli kötü olmuştur. ölen yaralan insanlar. ama 90'ların ortasındaki yargısız infaz günlerini hatırlatmıştır bana yine de. elbette orhan kendi tercihleriyle orada vardı, kendi tercihleriyle davrandı. ama koca devlet 6 aydır takip ettiği insanı bakkale ekmek almaya giderken bile yakalar ama yakalamak isterse.
    devletin tercihleri daha farklı olmalı.
  • kendisini öldürmeye gelenlere direnmek devrimci kuşağın bir geleneğidir.

    ama konumuz yargısız infazlar.
    ben bu yargısız infazlarda onlarca gencin öldüğünü biliyorum.
    örneğin bir kanapede 640 adet kurşun deliği görmüşlüğüm var.
    örneğin daha 1 gün önce yurtta beraber olduğum arkadaşın, banyo yapmaya gittiği arkadaşının evinde öldürüldüğünü bilirim.
    örneğin, zamanında insan hakları bakanı diye zavallının bir yargızı infazı 1000 metreden seyredip, infaz yargısız değildi dediğini bilirim.
    keyfiniz bilir bu ceberrut devlet anlayışını, polis baskınlarını zaman gazetesi, haberturk tivisi zihniyetiyle izlersiniz "ama onlarda bik bik" dersiniz.
    insan biraz utanır kendinden, sirf ben google'a yazsam hemen 10 tane hiç politik olmayan kişilerin polis kurşunuyla nasıl öldürüldüğünü bulurum. var mı bunlara ceza.
    yokkk. o zaman bu yargısız infazları onaylıyorsanız yarın size polisin yapacağı edeceği bir sertlikte bik bik ağlamayın. orhan'ı 6 aydır takip eden, sabahım beşinde yüzlerce polisi oraya yığan da aynı emniyet, münevverin katilini silinmiş kan izlerine rağmen ulamayan da aynı devlet.

    burada orhan şunu yapmış bunu yapmış, polis daha bismillah yandaki daireye gaz bombasıyla dalıyor yanlışlıkla, ya orada ölenler olsaydı, ne olacaktı. kime atılacaktı bunun kabahati.
    orhan'ın ki bir tercihdi, saygı duyarsınız, küfür edersiniz o da sizin tercihiniz. ancak yasal olarak bu ülkeni emniyetinin sağlayan kurumların tercihlerini her zaman sorgularsınız, sorgulamazsanız, bir gün sizin başınıza bişey geldiğinde de size "amannn kimbilir ne yaptın" der geçerler.

    öncelikle polis bildiğin polis.
  • (bkz: #16051153)
  • bu adam hakkında ne yazsam silinecek biliyorum. mümkün değil ki kılıfına uydurayım. düzenin içerisinde kalarak burada ondan bahsetmenin olanağı yok yani devrimciler için. ama iyi aile çocukları "terörist, katil, pis" diye bağrışırlarken onu sahipsiz bırakmak da olmaz. o yüzden orhan'a sadece tek bir soru sormak istiyorum:

    "turuncu gemi dönmeyecek geri, gözündeki yaşlar niye?"
  • saraylar saltanatlar çöker
    kan susar birgün
    zulüm biter.
    menekşeler de açılır üstümüzde
    leylaklar da güler.
    bugünlerden geriye,
    bir yarına gidenler kalır
    bir de yarınlar için direnenler...

    neden şimdi bu şiir geldi aklıma orhan yılmazkaya isimli ölü ele geçirilen teröristin telsiz konuşmalarını dinlerken.
  • telsiz konuşmasında geçen isimler, baskın şekli, saatlerce süren çatışma, direniş vs. her insanın aklına başka başka şeyleri getiriyor. kimisi orhan yılmazkaya'yı mahir çayanlaştırırken, kimisi geç keşfedilen bir tarihsel sima olan thomas münzer üzerinde ilgisini yoğunlaştırıyor. bunu köylüler savaşı üzerine yazdığım ve büyük ihtimalle şu an burada yazar olmamı borçlu olduğum entrymin olay tarihinden beri ilk kez oylanıyor olmasına istinaden söylüyorum. ancak şu görüntüler var ki benim aklımdaki denklemlerin içine bir değeri daha ilave etti:

    http://www.odatv.com/…_cnnturke_cikmisti-15888.html

    ulrike meinhof...