şükela:  tümü | bugün
  • vahşi doğada başıma gelmiş bir hadisedir. hayvanların yaşam alanlarını ellerinden almaya devam ettiğimiz sürece, benim yaşadığıma benzer olaylar daha da artacaktır, bu çok açık... bu konuda bir farkındalık yaratmak adına, yaşadığım korkunç tecrübeyi sizlerle paylaşmak istedim.

    gece yarısı ormanda yalnızdım... aslında o saatte orada bulunmam, kontrolum dışında gelişen bir dizi aksilik yüzündendi. kadim dostum mahmut'un ısrarları sonucu, bulgaristan'dan özel olarak getirttiği erik rakısını tadacağımız gastronomik bir deneyim için geç saate kadar onların kömürlükte takılmıştık. öyle ki, eve dönüş için neredeyse son otobüsü kaçıracaktım. fakat otobüse bindikten sonra büyük bir aksilik meydana geldi. her zaman bindiğim otobüs, hiç bilmediğim bir güzergâhta ilerliyordu... sanırım otobüs şoförü yeniydi veyahut adamın psikolojik sorunları vardı. şoförün son durak olduğunu iddia ettiği yere geldiğimizde, otobüste yolcu olarak bir tek ben kalmıştım...

    adama yaptığı hatayı anlatmaya çalıştıysam da, hatasını kabul etmiyordu. yapıcı bir şekilde, tatlı dilimi ve sonrasında yumruklarımı kullanarak ikna etmeye çalıştığım şoför; daha önce hiç görmediğim kadar pürüzsüz, üzerinde zarif desenleri olan ve son derece estetik görünümlü bir sopayla beni otobüsten aşağı yuvarladı. pes etmiştim... eve dönüş için başka bir vasıta bulmak üzere yürümeye başladım. lakin, tamamen yabancısı olduğum bu coğrafyada kaybolmuş, sadece birkaç dakika içinde kendimi ormanın derinliklerinde yapayalnız bulmuştum...

    orman ürkütücüydü. etraftan sürekli korkunç sesler geliyordu. gece avcılarının kükremelerini, boğazlanan hayvanların çığlıklarını duyuyordum. kan kokusu dışkı kokusuna karışmıştı...

    sonra bir sessizlik çöktü ormana. fakat sessizliğin getirdiği huzur fazla uzun sürmedi. ağaçların arasında gezinen ve saliselik anlarda görünüp sonra aniden kayboluveren bir hayaleti farkettim. bir türlü tam sıfatını göremiyordum ama anlayabildiğim kadarıyla korkunç kahverengi suratlı yaşlı karı şeklindeydi. bana tüyler ürperten bir ses tonuyla sesleniyor, benim aklımı kaçırtmak istiyordu... "sen de kimsin uşağım, kime baktın?" diye soruyordu. bir ara şunu enseleyip pataklasam mı diye düşündüm ama sonra vazgeçtim. belasını benden bulsun istemedim...

    zaten o anda çişim gelmişti. hayaletin beni çıldırtmaya yönelik konuşmalarına aldırış etmeden, bir ağaca yanaşıp işeme pozisyonumu aldım. iste tam o sırada onunla göz göze geldim... sincapla...

    normalde sincaplar tamamen zararsız hayvanlardır. yuvalarının yakınına kadar sokulup bir tehdit oluşturmadığınız sürece nadiren saldırganlık gösterirler. fakat bu sincabın beni tehdit olarak gördüğü çok belliydi. yuvası yakınlarda olmalıydı. üstelik bu çok iri bir sincaptı. öyle ki, iri bir kurt köpeği büyüklüğündeydi. hatta görünüşü kurt köpeklerine o kadar benziyordu ki, o anda vahşi ormanda bulunmasam, bu sincabın bir kurt köpeği olduğuna yemin edebilirdim...

    sincabı fazla ciddiye almadım ve işemeye koyuldum. fakat işememin henüz başındaydım ki, sincap havlamaya başladı. apar topar işemeyi yarıda kesip kaçmaya çalıştım. ama sincap benden hızlıydı. üstüme atlayıp beni ısırmaya çalıştı. sincapla mücadele ederken hayalet tekrar belirdi. elinde, daha önce hiç görmediğim kadar pürüzsüz, sapı kibar denecek kadar kısa, çok maharetli ellerden çıktığı belli olan bir balta vardı. iş çok tehlikeli boyutlara varmıştı. son bir çabayla sincabı üzerimden attım ve ayağa kalkıp kaçmaya başladım...

    hemen hemen elli yüz metre gitmiştim ki, mucize eseri bir polis karakolu gördüm. hemen karakola sığındım. polisler ifademi aldılar. en başından beri yaşadıklarımı anlattım. çıldırmış olan otobüs şoförünü, ormandaki hayaleti ve saldırgan sincabı... helal olsun, adamlar bir lafıma bakıp ormana gitmişler ve hayaleti bulup karakola getirmişler. sonra onun da ifadesini aldılar. güvenliğimi sağlamak için beni sabaha kadar bodrum kattaki korunaklı bir odada muhafaza ettiler. sabah da babam gelip aldı beni. yalnız eve varınca babam çok pis dövdü beni. o niye dövdü, işte onu anlamadım...
  • bu kadar boş olabilecek zamanı nerden buluyorsunuz
  • mantık hatası barındıran hikayedir. 50-100 metre ileride karakol varsa zaten otobüs şöförü ile olan kavgayı göreceklerdir ve olaya müdahale edeceklerdir. bana pek gerçekçi gelmedi.

    bu arada;
    (bkz: şaka maka güldürürken tırstıran hikayeler)
  • baban niye gelip karakoldan almış ki onu anlamadım.(bkz: ne uzaylılar sevdim zaten yoktular)
  • eğer gerçek ise kuduz olasılığı yüksek olan bir sincaptır. zamanı geçirmeden aşı yaptır.
  • ormanda gece vakti köpek düdüklerken basılıp, sincap saldırısı diye kıvırmaya çalışan birinin beyanatı.

    - napıyodun lan sen orda köpekle? donu da sıyırmışsın, terbiyesiz herif..

    + amirim valla işiyodum ben, o sırada sincap şey etti.

    - alın bunu, alın..