şükela:  tümü | bugün
  • heretik yayıncılıktan kasım 2017 de çıkan michael finkel kitabı. kitap 1986 yılında evini terk ederek bir ormanda yaşamaya başlayan christopher thomas knight'ın gerçek hayat hikayesi üzerine hazırlanmış bir anlatı. 20 yaşındayken münzeviliği seçen knight 2013 yılında yiyecek çalmak için girdiği bir evde yakalanmasına kadar geçen 27 boyunca ormanda karşılaştığı bir kişiye mecburen vermiş olduğu bir selam dışında insanlarla tek kelime konuşmadan, soğuk kış döneminde dahi bir kez olsun ateş yakmadan yaşamayı başarmış. kitapta knight'ın hikayesinin büyüleyiciliği kadar münzevilik üzerine michael finkel tarafından yapılan araştırmalardan süzülmüş olan alıntılar da oldukça etkileyici;

    "bir başınalık bir şeyin kıymetini daha da arttırır. bu fikri önemsemezlik edemem. bir başınalık algımı yükseltti. ama alengirli olan şey şu: yükselen algımı kendime yönelttiğimde kimliğimi yitirdim. izleyici yoktu. performans sergileyecek kimse yoktu. kendimi tanımlamama gerek kalmamıştı. konu dışı hale gelmiştim."

    " temel yanılgımız gitmemiz gereken bir yer olduğu, elde etmemiz gereken bir şey olduğu fikridir."

    "derinlemesine hasta bir topluma uyum sağlamak sağlıklı olmanın ölçütü değildir."

    knight'ın evden henüz 20 yaşındayken ayrıldığı zamanki hali

    27 yıl sonra yakalandığı zamanki hali

    kamp yeri

    kamp yeri

    kamp yeri
  • tam adı “ormandaki yabancı son hakiki münzevinin sıra dışı hikâyesi” olan ve heretik yayıncılıktan 2017’de çıkan michael finkel kitabı.

    christopher thomas knight’ın bize gerçekten sıra dışı, imkansız gelen hikayesini çok çarpıcı biçimde anlatmış.

    kendini doğaya teslim eden, sonbaharda çadırına yiyecek depolayıp kar yağdığında kimse izini bulmasın diye altı ay boyunca çadırında bekleyen, duman yerini belli eder diye ateş yakmayan, “sahiden benim olan tek şey gözlüğüm” diyen, “hiç hastalandınız mı?” sorusuna “hastalanmanız için diğer insanlarla temas hâlinde olmaznız gerek.” diyen knight’ın akıl almaz hikayesi.

    okuduktan sonra epey tartıyor meseleyi kafasında insan. bulunmasa daha mı iyiydi, onu tek başınalığa atan sebeplerin ve popüler kültürün kucağına acımasızca tekrar atılan bu adam huzur içinde istediği yalnızlıkla ölemez miydi?

    kitabı okuduktan sonra, son kısımda bahsedilen o münzevi literatürünü de merak ediyor insan.

    huzurunu kaybeden knight diyor ki: “en azından değilim itaatkâr, en azından şimdilik”

    arka kapaktan şunu da notlamış olayım: “gerçek bir münzevinin, yalnızlık, toplum ve iyi yaşama dair sorular sormanıza neden olacak, okunmaya ve üzerinde düşünmeye değer sıra dışı deneyimi.”

    eserin orijinal adı: the stranger in the woods / the extraordinary story of the last true hermit