şükela:  tümü | bugün
  • 2022'de gösterime girecek olan, hollandiya yapımı bir sinema filmi.

    filmin istanbul'da geçeceği konuşuluyor.
    taksici rolü için cast secimleri devam etmekteymiş.
    filmin yönetmeni christopher nolan habervaktim'e verdiği röportaj'da taksici rolü için ilk başta leonardo dicaprio'yu düşündüğünü ancak rolü gerçek bir taksicinin oynamasının daha inandırıcı olacağını söylemiş.
  • isminden dolayı istanbul'da geçmeyi hak eden film.
  • son of a bitch, taxi driver adıyla gösterime girmesi beklenendir.
  • genelleme yapmayın diyenler için; hayatım boyunca nereden baksan 1000 defa taksiye binmişimdir, yerli-yabancı ayırmadan aralarında şu lafı hak etmeyen insan sayısı 2 şofördü. evet 1000 kişi içerisinde sadece 2 kişi. aşırı hız yapar, makas atar, küfürlü konuşur, bangır bangır müzik açar, size sormadan sigara yakar, taksimetreyle oynar, sahte para yutturmaya çalışır, yolu uzatır, turist kazıklar... azımsanmayacak bir kısmı da taksicilik eylemlerinden bağımsız sabıkalıdır.

    unutmuşum editi: mesafe de beğenmezler.

    edit 2: başlığa yeni entry girildiğini görünce örneklendireyim dedim.

    olay 1: lisedeyim, babam kahvaltıda bir anda sancı çekmeye başladı. ehliyet olmadığından taksi çağrılır, gidilecek hastane söylenir. biz şuradan gir dedikçe orospu çocuğu kişisi duymamış gibi düz devam eder. en sonunda kavga edilir:

    ben: abi babam çok hasta, şurası kestirme diyorum, niye girmiyorsun?
    o.ç.: oradan gitmek zorunda değilim.
    baba: (hırlayarak) çek kenara, iniyoruz.

    yoldan başka taksi çevrilir, konuşmadan hastaneye gidilir. babanın bağırsakları düğümlenmiş, yatırılıp ameliyata alınır. hala doluyum o ite karşı, bugün karşıma çıksa kafa göz girişirim.

    olay 2: yine lisedeyim, dersaneye geç kalmışım. taksiye binip gidiyorum. adam para üstünü katlanmış uzatıyor, toyluktan bakmadan cebe atıyorum. ders arası marketten alışveriş yaparken aynı parayı uzatıyorum, adam bakıp sahte diyor. ne sahtesi olur mu ya diyorum, adam burnuma dayıyor parayı; yazılar birbirine geçmiş, tel yok, yamuk kesilmiş. başımdan aşağı kaynar su dökülmüşe dönüyorum. yanımda dersaneden başkaları var, sanki kasten sahte para uzatmışım gibi bana bakıyorlar. gözlerim dolacak gibi oluyor, taksicinin verdiği para olduğunu söyleyip yeni para çıkartıp uzatıyorum, ama utançtan bir daha giremiyorum o markete.

    olay 3: tatilden dönmüşüm, otogardan metroya bıraksın diye taksiye biniyorum. şoför yaşlı bir amca, zorla muhabbet açıyor, tüm yol din, ahlak vs. nutuk atıyor. metroya geldiğimde para üstü 20 tl'lik banknotu "katlanmış" uzatıyor ama ağzım bir defa yanmış. açıyorum parayı, yarısı yok :) dayı diyorum, burada 10 lira var :) tüm yol din-ahlak muhabbeti yapan adam dut yemiş bülbüle dönüyor. hiçbir şey demeden banknotu geri alıp sağlamını uzatıyor. içimden sülalesine saydırıp iniyorum.

    olay 4: vapurla karşıya geçeceğim ama kabataş füniküler arızalanmış. ardından sağanak bastırınca taksiye biniyorum mecbur. ara sokakta trafik oluşuyor, o sırada önünde durduğumuz hostelden bir çalışan fırlıyor, iki turistin kabataş'a gitmek istediğini söylüyor. gelsinler hiç problem değil diyorum. kolombiyalı iki arkadaş, yazın avrupa turuna çıkmışlar, istanbul son duraklarıymış, çok sevmişler falan muhabbet ediyoruz. orospu çocuğu dil bilmediğinden muhabbete giremeyince bana oynuyor, sürekli kendi halindeki turistlere sövüp benimle muhabbet kurmaya çalışıyor. sana şükretsinler, sen olmasan bunları ne kazıklardım diye böbürleniyor.

    olay 5: gece kız arkadaşımla taksideyim. gördüğüm açık ara en leş taksici buydu. entry'nin başında taksicilerin yaptığı neredeyse her şeyi yaptı; makas atmak, sigara üstüne sigara, aşırı hız... kafa da dumanlı herhalde, "siz olmasaydınız çekecektim sahile, dvd'ye porno takıp izleyecektim" deyip gevrek gevrek gülüyor. kız arkadaşım iyice gerildi, koluma yapıştı. sabret geldik sayılır diye fısıldayıp sakinleştirmeye çalışıyorum ama ben de kıllanmışım heriften. evi görmesin diye başka sokakta inip topukluyoruz.

    olay 6: bu takside geçmiyor. iş seyahati için almanya'ya gidiyoruz bir arkadaşımla. ben sol, o orta sırada. yanındaki adam kemer işareti söner sönmez viski istedi hostesten. bir tane daha, bir tane daha... derken gözüm dalmış, uyandığımda muhabbetiyle arkadaşı esir almış bizim sarhoş. taksiciymiş, ne için geldiğimizi falan soruyor. arkadaşın ilk kez almanya'ya geldiğini duyunca heyecanlanıp "artemis'e götür bu çocuğu!" diye böğürüyor. artemis de ne diye soruyorum (sonradan öğreniyorum ki almanya'nın en büyük geneleviymiş. hoş, başka bir şey olsa şaşardım.). bu şok oluyor. nasıl bilmezsin artemis'i, gidin bakın süper yer diye anırmaya devam ediyor. yolcular dönüp kıs kıs güldükçe anlıyorum bir bok var. en son yanındaki arkadaşı susturuyor abi çok içtin, sakin ol diye. bizden özür diliyor.

    bu kadar kötü örnek verip bahsettiğim iki iyi örneğe yer vermemek olmaz.

    örnek 1: sene 2007 ya da 2008. taksici emekli mühendis, karadeniz teknik mezunuymuş. çocukları üniversiteye giderken destek olmak için ara sıra taksicilik yapıyormuş. hiç unutmam dediğini, yetkim olsa bütün taksim meydanı'nı kapatır, peyzajını yaptırıp gençlerin kullanımına tahsis ederdim. her neredeysen umarım mutlusundur güzel insan.

    örnek 2: taksici üniversite öğrencisi, yol boyunca her türlü kurala dikkat etti. ne aşırı hız yaptı ne de sinyal vermeden dönüş yaptı. kısık ses slow rock dinleyerek tıngır mıngır gittik. inerken defalarca teşekkür ettim. umarım kendisine güzel bir yaşam kurabilmiştir.
  • (bkz: aninda istanbul'u kilitleriz) demişler biz de bu başlığı deyince kızıyorlar.
  • imdb 9+ , bilince o kadar yerleşmiş ki . taksici diyince otomatik tamamlıyorsun.

    edit : anında istanbulu kilitleriz başlığında bir yazar paylaşmış #108943265
    ana avrat sövdürdü , her şey bitti birde müşteriyi skmeye kalkıyorlar . 3:34

    link
  • sabırsızlıkla beklediğim film.
    gerçek hayat hikayelerinden alınmış filmleri hep sevmişimdir.