1. orospu kırklanması, yani geçmişinin kirli sayfalarının üzerine tertemiz, pürüpak bir sayfa açmanın sembolik seremonisi. türk filmlerinden takip ettiğimiz kadarıyla genellikle hamamda kırk tas su dökünmek biçiminde dühul ediyor bu piyes. detayları da çok önemli değil, bir kenara koyalım şimdilik.

    sosyolog-yazar pınar selek'in maskeler süvariler gacılar adında önemli bir çalışması var. kitap, ülker sokak'taki transeksüel ve travestilerin şehir merkezinden sistematik bir şekilde dışlanmaları işliyor, maruz kaldıkları mahalleli, polis ve sair baskıları başarılı bir şekilde ele alıyor.

    transeksüellerin mahalleli ve devlet mekanizmasıyla olan çetin mücadelesi sırasında ön plana çıkan yaşlı bir kadın var mahalleden. mahalleliyi bunlara karşı örgütleyen (kışkırtan mı demeli?), çevre muhit bıçkınlarını travestilere karşı dolduran, her demde ahlaka, terbiyeye, namusa vurgu yapan hep bu. çoğu zaman elinde türk bayrağı da eksik olmaz. dilinden de vatan-millet-devlet üzerine ucuz demagojileri düşürmez teyzemiz.

    pınar selek'in de dikkatini çekmiş bu kadının cevval tavırları. kimdir, nedir, nereden gelmedir diye biraz araştırmaya girişiyor. biraz sorgu sual, araştırmanın sonunda kadının geçmişinin de şaibeli olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

    heyhat, nereden nereye?

    rüzgar ne vakit yön değiştirse, siyasi hegemonya ne vakit el değiştirse, binlerce insan da kırklanmak için hamamlara üşüşüverir. bunların içinde köşe yazarı mı ararsın, akademisyen mi ararsın, yoksa sanatçılar, saygın iş adamları mı? tıpkı dostoyevski'nin ölü evinden anılar'ında yazdığı, cezaevi mahkumlarının yıkanmaları için toplu halde hamama sokulması, orada oturuş yerlerine göre alttakinin kendinden yukardakinin kullandığı simsiyah suyu kendi tasına doldurup yıkanmaya, paklanmaya çalışması gibi bir eyleme girerler. hamamdan çıktıklarında aklanıp paklandıkarı sanrısına kapılırlar. düzenin yeni malikleri yanında yerlerini aldıklarında bu sanrı onların daha cüretkar olmalarına neden olur. halbuki, bir orospu eskisinin tertemiz suyla, hatta zemzem suyuyla dahi geçmişinin manevi çürümüşlüğünden arınması mümkün değilken, bunların zifir karası suyla yaptıkları kırklanma ile pürüpak olmaları hiç mi hiç mümkün değildir.

    ancak buna inanmak istemezler. rüzgarın estiği yönü değiştirdiği her vakit kırklanmaya hamamlara koşarlar. birbirlerden artan zifir karası, iğrençlik muskası sularla yıkanıp kirlerinden aklanmaya çalışırlar. bu ritüeli her tekrarlarında üzerlerindeki pislik daha bir balçık kıvamına gelir, derilerine daha da bir yapışır kalır. ama temizlenmişlik sanrısı öyle kuvvetlidir ki zihinlerinde, eskisinden daha pervasız, daha cüretkar birer zebani yarısı olarak çıkarlar insanların karşısına. ta ki, kırklanınca arındıklarını sandıkları o kirin altında, kendi kirlerinin altında boğulup gidene kadar.

orospu kırklanmasının türk sosyal hayatındaki yeri hakkında bilgi verin