şükela:  tümü | bugün
  • tdk'ya göre doğrusu budur. orta çağ dır.
  • orta doğu ve türkiye'nin şu an içinde bulunduğu çağdır.
  • yaşanan ikinci kavimler göçünün akabinde sanki yeniden yaşanacakmış gibi düşünüyorum...
  • ortaçağ avrupalıları kirli yaşamaya alışkındı. müslüman halifenin bir elçisi, imparator ıı. otto'nun (yönetimi 961-983) sarayındaki franklar konusunda şunları yazmıştır :
    "bunlardan daha sefilini göremezsiniz. yılda yalnızca iki kez yıkanırlar, giysilerini hiç yıkamaz veya paçavra haline gelinceye kadar onları giyerler.."
    ortaçağ avrupa'sında bir kanalizasyon altyapı sistemi bulunmadığından, bulaşık suları ve lazımlıklar sokağa boşaltılırdı. topuklu ayakkabının ve geniş siperlikli şapkaların, bu sevimsiz tutum nedeniyle ortaya çıktığı söylenir..
    1600'lerde istanbul'a gelen ingiliz elçileri, alışkın oldukları lazımlık kullanma ve pisliği de pencereden sokağa boşaltma adetleri yüzünden, kentin uzağında tarabya'daki bir konağa konuşlandırılmışlardı !.. (j.le goff, "ortaçağ batı uygarlığı")
  • orta çağ hakkında fikir verebilecek yirmi film: orta çağ hakkında yapılmış en iyi 20 film
  • insanlık, veya daha spesifik olmak gerekirse batı merkezli medeniyet, orta çağ'dan yeni çağ'a törenlerle, tantanayla bir günde geçmemiştir. her toplum kendi kaderini, farklı gelişme hızlarında yaşamıştır. nitekim, bugün itibarıyla anadolu'da bronz çağı'nın koşulları ve zihniyetinin hakim olduğu bölgeler mevcudiyetini korumaktadır.

    orta çağ'ı sona erdiren olayın fatih sultan mehmet tarafından istanbul'un yeni top teknolojisi kullanılarak 1453 yılında fethedilmesi ve/veya bizans'tan kaçan sanatçı ve bilim adamlarının italya'ya doluşarak rönesans'a ivme kazandırması olduğuna dair inancımız türk milleti olarak sapasağlamdır, dimdiktir.

    ancak dünyanın geri kalanı orta çağ'ı bitirip yeni çağ'a adım atılmasını sağlayan sözde tetikleyici olgunun gutenberg tarafından 1440 yılında bulunan matbaa makinesi olduğu iddiasını taşır.

    bir yanda özü sözü bir olup taharet musluğuyla misler gibi temizlenen türkler, diğer yanda ise üçüncü havaalanımızı kıskanıp götü boklu gezen avrupalılar. kime inanacaksın?

    .
  • hangi coğrafyadan baktığınız a göre değişen bir kavram. ortaya çıkışı tanımlanması vs üzerine birçok şey yazılmış. bugüne kadar benim karşılaştığım en iyi tanımlamayı yapmadan önce ortaçağ beni için öncelikle yerellik, ortaçağ adı verilen zaman dilimi söz konusu olduğunda da bu köylülük anlamına geliyor. ikincisi ise orta çağ düşünüldüğü kadar karanlık değildi. evet şimdi sözü umberto eco ya bırakmak gerekiyor. “orta çağ roma imparatorluğunun dağılma döneminde başlayıp, tutkal görevi gören hıristiyanlığın yardımıyla, latin kültürünü,imparatorluğu istila eden halkların kültürüyle birleştirerek; uluslarıyla, konuşmaya devam ettiğimiz dilleriyle ve değişimlerden ve devrimlerden sonra bile bizim olmaya devam eden kurumlarıyla günümüzde avrupa dediğimiz yere hayat veren dönemdir”.
    başta sözlediğim gibi nereden baktığımız nereye baktığımız önemlidir. bir çinli bir japon ya da bir güney amerikalı için bu tanım geçerli olmaya bilir. türkler için istanbulun fethi ortaçağın sonu olabilirken, bir ispanyol için bu tarih mağribilerin ispanyadan çıkarıldıkları tarihtir. aynı tarih aynı zamanda yine ispanyollar tarafından amerikanın yağmasının başladığı tarihtir. her koşulda söz konusu olan tarih 1000 yıllık bir aman dilimi olup oldukça uzun bir süredir. akdeniz çanağı ve yakın çevresi dikkati alındığında süreç romalı, avrupalı istilacı halklar araplar ve türklerin tarihi olarak düşünülebilir, ki burası dönem için bilinen dünyanın neredeyse tamamıdır.