şükela:  tümü | bugün
  • kral,kraliçe,prens,prenses vb herkesin tuvaletini sarayın karanlık bir köşesine yaptığı dönem
  • rönesansın ve reformun avrupada ortaya çıkmasına neden olabilecek her türlü nedeni içinde var eden karanlığın adı. bu yüzden size geceleri uyumayın diyoruz...
  • kendi içinde savaşlarla ve anlaşmazliklarla kaynayan, teknolojik ve düşünsel bazda geri kalmiş, "gel beni fethet" diye bağiran kita... zaten osmanlilar da öyle yapmişlardir...
  • skolastik dusuncenin egemen oldugu, kilisenin agirligini koydugu, krallarin sembolik kalip derebeylerinin mali goturdugu, romanin ihtisami ve buyuk medeniyetinden sonra ilerleyen yuzyillarda teknolojik bakimdan daha geri gidilmis, vebanin ve her turlu hastalik, aclik, pislik ve sefaletin kol gezdigi bir avrupa dusunun. oldukca cekici degil mi?*
  • gelecekte dünya tarihini yakından ilgilendirecek olayların temellerinin atıldığı çağdır.

    en önemli olay kilise baskısının yoğunluğudur. kilise halkın ve yöneticilerin üzerinde öyle bir baskı oluşturmuş ki ortaya fikir dahi atılmasını yasaklamışlardır. buna en basit örnek olarak kilisenin dünyanın tepsi şeklinde olduğunu iddia etmesi ve galileo'nun dünyanın yuvarlak olduğunu iddia etmesi üzerine idama mahkum edilmesi.

    haçlı seferlerinden sonra kilisenin otoritesinin zayıflaması ise ileride reform hareketlerinin temelini oluşturur. ileride reform hareketleriyle birlikte dünya tarihini değiştirecek olaylar yaşanacaktır.
  • günümüz türkiye'sinden çok da kötü olmadığını düşündüğüm dönemdir
  • vebanın kol gezdiği, nüfusun azaldığı, paganların kırsal kesimlere çekildiği, papazların ota boka haçlı seferi düzenleyip insanların çobanı olduğu ve taş gibi rahibelerin tarlalarını tohumladığı dönemdir.
  • orta çağın "karanlık" ve korku dolu olduğuna ilişkin büyük bir yanlış algılama vardır(orta çağdaki yabancı korkusu, modern dönemde yaşadığımız ontolojik korkunun yanına bile yaklaşamaz). bu özellikle türkiye gibi üçüncü dünya ülkelerinde daha çok gözükür. çünkü üçüncü dünya ülkelerinde tarih kalın bir ideoloji gözlüğü dışından görülemez ve insanlar araştırarak bu ideolojik tarih bakışını yıkmaya çalışmazlar. avrupa orta çağı üç döneme ayrılabilir: batı roma imparatorluğu'nun yıkımından arapların* işgalleri ve karolenj hanedanına kadar olan dönem; karolenjler'den 12.yy'a kadar olan dönem ve 12.yy ile 15.yy arası dönem.

    ilk dönemde pax romana ile kurulan akdeniz ticareti hiç bozulmadan devam etmektedir. göç eden kabileler her yeri yakıp yıkmamışlar, tam tersine roma şehirlerine yerleşip roma'nın kültürel ve ekonomik zenginliklerini tatmak istemişlerdir. bunun en büyük kanıtı; bütün kabilelerin şeflerinin, roma imparatoru olabilmek amacıyla birbirleriyle savaşmalarıdır. sonuç olarak merovenj hanedanı, roma'nın mirasının bir kısmını kendinde toplayabilmiştir.

    ikinci dönemde arap istilaları söz konusudur. bu istilalar ile akdeniz ticareti, tarihin başından beri ilk defa son bulmuş ve deniz kıyısında bulunan roma şehirleri birer birer terk edilmiştir. sonuçta karasal devletler kurulmuş ve roma mirasını sürdürdüğünü iddia eden karolenj hanedanı* da en büyük karasal devleti kurmuştur. kara yollarının tehlikeli ve masraflı olmaları sebebiyle ticaret ve bölgeler arası iletişim en alt düzeye inmiştir. tek bir merkez ve hatta tek bir kral yerine; güçlü bir düşmanla karşılaşıldığında birleşen yüzlerce küçük kral sistemi oluşmuştur. işte otarşik, tarımsal, küçük bir toplum olan feodal toplum bu nedenlerle doğmuştur. bu toplumun yöneticileri sadece savaşla ve yönetilenleri de sadece geçim derdiyle uğraştığından, bu dönemde kültürel anlamda büyük atılımlar sağlanamamıştır. ancak kesinlikle karanlık çağ olarak adlandırılamaz. çünkü karanlık çağ deyimi rasyonalizme aşırı önem veren ve aklı fetiş haline getiren aydınlanma düşünürleri tarafından oluşturulmuştur. bu kavramı kabul etmek, geçmişe ideolojik bir gözlükle bakmaktır. bugünün tarihsel olan doğrularıyla geçmişi yargılamaktır.

    11 ve 12.yy gibi avrupa büyük bir nüfus patlaması yaşadı. bu nüfus artışının ardından dışarıya doğru ilk kolonizasyon girişimlerine başladı. bu amaçla britanya adası, iberya yarımadası, güney italya, doğu prusya ve baltık toprakları avrupalı fazla nüfus tarafından istila edildi ve kolonileştirildi. benzer bir çaba haçlı seferleri ile de denenmiştir ancak uzun dönemde başarılı olunamamıştır. dışarının yanı sıra içte de bir kolonizasyon süreci başladı. teknolojik gelişmeler sayesinde orman ve bataklık alanlarında yeni şehirler kuruldu. bu şehirlerin* özgül yanı "özgür kentlilerin şehirleri" olmalarıydı. şehirlerde teknolojik(at koşum sisteminin gelişmesi) ve askeri(akdeniz'de yeniden güçlenme) gelişmeler sayesinde ticaretle uğraşan bir kesim* gelişti. bu kesimin maddi katkıları ve kentlerdeki özgür düşünce ortamı sayesinde "orta çağ rönesansı" adı verilen dönem başlamıştır. bu dönemde, aydınlanma ve rönesans döneminden geri kalmayacak derecede edebi ve felsefi gelişmeler yaşanmıştır. orta çağ rönesansı ise 100 yıl savaşları'nın ve kara ölüm'ün yarattığı karışıklık ve nüfus kaybı sebebiyle son bulmuştur.