şükela:  tümü | bugün
  • toplum dayatması ile bir yerlere geleceğini düşünen orta sınıf bireyleri o mutluluk denen naneye antidepresan ile devam edebiliyor.

    çevrenize bakın bakalım, kariyer uğruna yaşadıklarına. hayatlarından verdikleri ödünlere, değmez insanlardan çektiklerine. sırf toplumun genel geçerleri uğruna yaşadıklarına dönüp bir bakın.
    ayşe teyzenin kızına layık görmediği mühendis ali dahası için yükselmek istiyor. doktor fatma memur veli'yi ailesi ile tanıştırmakta zorlanıyor. hamza mimar kızına memuru layık görmüyor. ulan hayır işin kötüsü hepsi orta sınıf mensubu.

    bu beğenmemezlik, konumu değiştirme çabaları insanları depresyonun kucağına atıyor hep sonradan sonradan. sonra gelsin prozaclar gitsin bilmemneler. yazık lan
  • şirketler tarafından ağızlara bir parmak bal çalmak suretiyle yatıştırılır.

    arkadaşım geçen gün terfi ettiğini söyledi. çok sevindim ve yeni görevini sordum, kasa sorumlusu olmuş. maaşı asgari ücretken, 100 lira fazlası olmuş. şimdi sorumluluk sahibi olduğu için daha fazla çalışması gerekiyormuş ama kariyeri için iyi bir adımmış.

    yani zaten hakkettiğinin yarısını verdiğin insanı 100 lira fazlasına artık çok daha fazla çalıştırıyorsun ve karşındaki insan bu durumdan memnun kalıyor.

    (bkz: ibne dersin alınır sikersin aldırmaz)
  • orta sınıf aileden gelen bende hiçbir zaman olamayan şey.
    bu tutkunun insanları yaşama bağladığını düşünürüm (haklıyımdır da). orta sınıfın hedefi daha iyi konumda orta sınıf olmaktan geçer.
    bu tutkunun aynı zamanda köleleştirdiğine dair en ufak bir şüphem de yoktur. bağımsız olmadığınız taktirde iyi yerlere gelmeniz anlamsızlaşır.
    aldığınız ücret artsa da artmasa da banka hesabınızdaki digit lerden daha fazlası değildir. hele boşa harcadığınız zamanı düşündüğünüzde o sayıların ne büyük vazgeçişlerle arttığını fark edersiniz. (gerçi bunu benim gibiler 35-40ta anlıyor)

    düşünün ki sistem öyle güzel(!) işliyor ki, koskoca bir yeni nesil antidepresanlarla ancak sağlam durabiliyor.
    banka hesabının elde edebildikleri (bkz: consumerism) üzerinden yarışarak akıl sağlığını koruyabiliyor.

    açık hava akıl hastanesinde yaşıyoruz aslında. terör dahil bütün pisliklerin sebebi biziz.

    işin ilginç tarafı alt sınıfların da bu orta sınıf yaşamına gıpta ederek bakması.

    dur dostum dur. bir gün öleceksin. ölümünü düşün ve dünyanın ne kadar anlamsızca stres yüklü olduğunu hatırla. bu şekilde yaşamına nokta koyarsan, ölümünden 150-200 sene sonra seni hatırlayan tek bir insan bile kalmamış olacak. o kadar basit ve adaletli bir dünyada yaşıyoruz. ölümün adaleti altında.

    (bkz: #57937854)
  • sistemin işlemesini sağlayan tutkudur.
    örneğin diyelim ki sen üst sınıf bir insansın, ayda 10 lira kazanabildiğin güzel bir işin var ama gel gör ki eşek gibi çalışman gerekiyor, buna ne gerek var ki? akıllı uslu orta sınıf köleler bul, motive et, eşek gibi çalıştır, 1 lira ver 9 lirayı sen ye.
    beceremezlerse eğitimler aldır, win-win, önceliklendirme, zaman yönetimi gibi şeylerle beyinlerini yıka ki böylece bir köleden en fazla verimi alabilesin. hala mı istediğin verimi alamadın? işini kaybetme korkusuyla tehdit et, sonuçta 1 liranın altına çalışacak başka gönüllü orta sınıf köleler bulabilirsin. çünkü onların hali hazırda mevcut üst sınıfa benzeme tutkusu var. bu tutkuyu kullan üst sınıftaki dostum, stratejini bunun üstüne kurabilirsen adamları bedava bile çalıştırabilirsin. statü sahibi olma, bir markaya ait olma, herhangibir şeye inanıp bağlanma isteklerini avucuna alabilirsen yürür gidersin. ama çok da acımasız olma, orta sınıfın kanını iyice emip bitirirsen ortada çalışacak adam kalmaz, iş yerinde yaptığın kapasite artışı yatırımların boşa gider, ayrıca orta sınıfın parası kalmadığı için ürettiğin malı alacak kimse bulamazsın, aman dikkat dostum, az da olsa insaflı ol, sistemin işleyişini bozma.
  • yaşamın aslında çok basit motivasyonlara dayandığını görmeyince anlaşılamaz durumdur.

    feylozof yaklaşımı ile, aslında herkes babasının anası ile yaptığı rutin spor aktivitesinin basit bir yan ürünü olduğunu kabul etmek istemez. bu dolduruşa annenin gözü kara sevgisi de sebep olmaz değil tabi. tavşandan daha kıymetli olduğuna inanmak ister herkes. bu doğrultuda, üst sınıflar bir sermayenin koruyucusu olarak görürebilirler varlıklarının anlamını. orta sınıflar bir başarı hikayesi olmak isteyebilirler. alt sınıflar ise ya devrimcilik ile, ya din ile doldururlar anlam boşluğunu. orta ve üst sınıflarda da bu tür arayışlar çoğu zaman akıllarını kaçırmalarını engelleyebilir, çelişkileri görmezden gelmelerini sağlayabilir. oysa ki insanoğlunun yaratabildiği felaketleri geçtik, bir meteorun hala çarpmamış olması, birkaç ışıkyılı ötede süpernova olmaması, gezegenin jeolojisinde veya güneşte bir sapıtma olmaması, geçtik bireyi, türün yarını görmesi için bile sadece iyi şanstır.

    biyolojik olarak bakarsak, hayatta kalmak ve sonrasında üremek basit motivasyondur. burada dölün başarısı da çok önemlidir. basit olarak, çocuğu değil, esas torun tombalağı düşünür insan. iki seçenek vardır. az çocuk sahibi olur, ama imkanlarını en üst seviyede tutmaya çalışır. kariyer para demektir. para da imkan. bu sebeple orta sınıfın yoksullaşma ile birlikte en büyük korkusu başarısız çocuk olur. başarı tanımını da tabi kendi yapmıştır. proje çocuklar buradan çıkar ve çarklar tekrar döner. ikincisi ise ihtimalleri çoğaltmaktır. daha az imkanları olan, daha çok çocuk görürüz. genelde kariyer katletse de bu durum, eğer alt sınıfların çocuklarına göre avantaj sağlıyorsa, doğru bir tercih de olabilir. gelir dağılımı bozuldukça, daha yoksul kesimler için ikinci tercih biyolojik açıdan tek anlamlı yol haline gelir.üst sınıflar için çok çocuk sermayenin dağılması, nesilden nesile imkanların azalması demektir. her durumda, ölüme üreme ile cevap verilmesi durumu vardır. akıllar bu sebeple uçmaz, özünde tavşan olunur gene.

    ilahi açıklama bana düşmez. sınıf ne ki orada zaten?

    aslında, yalnız ve çaresiz bir türüz. tavşana çok da benzemediğimiz ortada. doğaya karşı çok da edilgen durumda değiliz. bir gün yıldızlara gitmemiz de mümkün. ama ölüm ve üreme konusunda hala tavşana göre fazla yol alamadık. ondan sonra orta sınıf niye şöyle böyle. nefes alan herkes basit bir yaşam formu zaten, herkes arıza biraz, onu görmek lazım.
  • patronlarını daha zengin etmekten başka bir boka yaramayacaktır.

    bunu anlatan kısa bir yazı da var hatta. şöyle ki;

    'patronuma "yeni arabanız çok güzel" dedim. "eğer kendine hedefler koyar, çok çalışır ve işini iyi yaparsan öbür sene daha iyisini alabilirim" dedi.'
  • (bkz: yuppie)
  • toplumun ona dayattığı ev ve araba alma zorunluluğu ile eş değer bir tutkudur.
  • sosyal medyada dolasan bir karikatur vardi. kadin cocuguna bir temizlik gorevlisini gosterip, okumazsan bunun gibi olursun diyordu.
    he ulkede hepimiz muhendis, doktor, akademisyen, mimar, ogretmen olalim. hele hele olmazsak, temizlik gorevlisi ya da baska asagilanan isler yapariz alimallah. duz mantik anasini satayim. kimse de sorumluluk sahibi, caliskan, durust olmayi ovmesin e mi?