şükela:  tümü | bugün soru sor
  • günümüzden farklı olan anlayıştır.

    ortaçağ'da çizilmiş portrelere baktığımızda herkesin birbirine benzediğini görürüz; buna dayanarak o zamanda yaşamış insanların adeta aynı olduğunu düşünürüz. hani nasıl çinlilerin hepsini birbirine benzitiyoruz, aynen öyle bir yargı ortaya çıkar ortaçağ insanları hakkında. halbuki durum çok daha farklıdır aslında. bu benzerliğin sebebi dönemin güzellik anlayışına bakarak anlaşılabilir.

    dikkat edin, gördüğümüz portreler hep güçlü ve dönemin asilzadelerine aittir genelde; krallar, kraliçeler, prensler, dükler... eğer ressam bu insanları olduğu gibi çizseydi kellesi bile gidebilirdi zira kimse istemediği bir biçimde resmedilmekten hoşlanmaz. biz de kötü çıktığımız fotoğrafları silmiyor muyuz? onlar da portreleri yok ediyorlar hoşlarına gitmezse. dolayısıyla ressam onları dönemin güzellik anlayışına göre çizmeye çalışıyor elinden geldiğince; bundan
    dolayı portrelerdeki herkes birbirine benziyor.

    bunlara bakarak, biz de ortaçağ'daki güzellik anlayışı hakkında yorum yapabiliriz. bunun için çizilmiş resimlere bakmak yeterlidir. peki neler görüyoruz? sıralamak gerekirse;

    -yüze göre büyük, iri ve dikkat çeken gözler.
    -küçük bir yüz.
    -küçücük, pembe dudaklar(bilhassa öyle boyuyorlarmış)
    -bembeyaz bir ten(dikkat edin, portrelerde esmer insan yoktur pek)
    -dar omuzlar
    -balık etli ya da çok zayıf olmayan kadınlar

    yeniçağ'da da böyle portreler oldukça fazladır; çağ adı değişse de bazı anlayışların değişmesi zaman almıştır haliyle. birkaç resimi örnek olarak verebiliriz, mesela i. elizabeth ya da elizabeth woodville.

    günümüz açısından bu kadınlar çirkindir ve doğuştan bu kadınlara benzeyen kadınlar da genel olarak güzel bulunmaz. fakat o dönemde bu tipteki kadınlar oldukça güzel görülüyorlardı. güzellik anlayışının ne kadar değiştiğinin kanıtıdır bahsettiğim durum.

    şu zamanki anlayışın nasıl olduğunu anlamak için ünlü mankenlere, güzel bulunan şarkıcı ve oyunculara bakmanız yeterlidir. bronzlaşma trendi bile bu değişimi kanıtlar niteliktedir.
  • gülümsemek güzel sayilmiyormus anladigim kadariyla orta cagda. artik herkesin dislerinin sapsari ve cürük olmasindan mi yoksa bilmem kac saat gülümseyerek durmamak icin mi öyledir bilemeyecegim.
  • kesinlikle asil bir soydan geldiğini vurgulamak amacıyla beyaz eller ve beyaz ten. hatta ellerini güneşten korumak için eldiven takarlar ve güneş görmeyen beyaz tenli ellerde bir süre sonra damarlar çıkar ve mavi tonda görünürmüş. mavi kan ve asillik ilişkisi buradan çıkmıştır.
  • beyaz tenin asaleti temsil ettiği anlayıştır ve bunun mantıklı bir sebebi vardır: zamanında köleler her işi yaparmış, hep güneş altında çalışırlarmış. bunun sonucunda, güneş gördükleri için, bronzlaşırlarmış. asiller ise sürekli kıç büyütüp şatolarında takıldıkları için güneş görmezler ve tenleri iyice beyazlarmış. o yüzden doğuştan beyaz olanlar asaleti simgelermiş.
  • günümüzün aksine ortaçağda zayıflık arzulanan bir durum değildi. fakirlik göstergesi sayılırdı. güzel olarak vasıflandırılan kadınlar balık etli ya da hafif şişman olurdu. (bkz: hürrem sultan) günümüzde bazı afrika ülkelerinde hala şişmanlık aynı şekilde zenginlik ve güzellik olarak değerlendirilir. küçük kız çoçuklarına zorla yemek yedirilir. (bkz: gavaj)
  • dar omuzlarıyla, büyük gözleriyle, ortaçağ'da yaşamamasına rağmen o zamanki anlayışı temsil eden isimlerden biri için: (bkz: marie antoinette)
  • evrimsel psikolojiyle açıklanabilir.
  • ayak işaret parmağı baş parmaktan uzun olması bir güzellik değeri idi örnek olarak botticelli'nin venüsün doğuşu'nda çok güzel resmedilmiştir.
  • mona lisa'dan da örneği görülebileceği gibi kadınlarda büyük bir alın ve kaşsızlık/az kaş. bunun için traş olanları, ağdamsı şeyler yapıştıranı varmış o dönem.

    konuyu ilgili dersin hocasından duyduğumuzda "ıyy" demiştik, "her dönem kendi güzelini yaratır" cevabını aldık.

    edit: söylenmek istenen mona lisa'nın güzel/çirkin olduğu değil, daha güzelleşmek adına alnı-kaşı kazıttığıdır. nasıl ki biz fotoğraf çektirirken kendimizi bir düzenliyoruz, bunlar da portre yaptırırken güzel çıkmak için kaşları ortadan kaldırıyorlarmış, alnı kabak gibi açıyorlarmış. dönemin moda güzelleşme şekli bu imiş.

    edit2: şu bacılar da aynı açıdan incelenebilir
    http://static.wix.com/…bc204ce441e62ada67dbe.wix_mp
    http://www.chezirene.com/…cles/twillbead/beauty.jpg
    http://sangbleu.com/…lr_m0q8fajezw1qfg4oyo1_500.jpg

    bunun da nedeni din imiş. çünkü katolikliğe göre kadınların yüz tüylerini göstermesi günahmış. ancak hayat kadınları kaşlarla dolaşırmış. kirpikler de bu anlayıştan nasibini almış. insanlar da "güzel ahlak = güzel yüz" diyerek bunu kabullenmişler.