şükela:  tümü | bugün
  • amerikanın oyunu ile olmuş bataklıktır. önce bataklık yapıyor sonra sıtma olmayalım diye orayı ilaçlamaya geliyor. amaç sivrisinekleri öldürmek, insanları korumak. yoksa ne olabilir ki ? bataklıktan petrol mü çıkar ?
  • islamcılar yüzünden türkiyenin saplandığı bataklık. kurtulmanın yolu kürtlere bye bye demekten geçer.
  • yeni bir akp yaygarası olarak kullanılan tanım. ortadoğuya bataklık demek ırkçılıkmış vs, osmanlıya ,islama dokunan gereksiz cümleler ile pırıl pırıl bir saçmalık içine alınmış kavram.
    sebebi ne olursa olur , nereden olursa olur ortadoğu teröristlerin, savaşların , kavgaların, bölücülüklerin bol bol yaşandığı yerdir ve bu halleri "bataklık" tanımına kusursuz uymaktadır. şov yapıcam diye şekilden şekile girmeye gerek yok.
  • bu lafı kabul etmeyen ve oryantalist olarak değerlendirenler (bkz: taha özhan), yakında şu sözü kullanmak zorunda kalacaklar; (bkz: ortadoğu mezbahası)
  • elinde 10 kilogram altında bir hapishaneye düştüğünü hayal et. ne yaparlar seni orada, işte petrol altındır, ortadoğu halkı da hapishaneye elinde altınla giren bahtsız bedevi. hapishane ise dünyadır, ağasının ve aktörlerinin kimler olduğu yeterince açık.

    bu ortadoğunun sorununu açıklıyor sadece, ama neden tam olarak bataklık olduğunu açıklamıyor.

    ortadoğu demek taraf olmak demektir, multi etnisite demek ama multi sayısı kadar çok topluluğun ortak mütabakata varamayacağı bir kitle demektir. ortadoğuda sünniler şii'lerden nefret eder, yahudiler her ikisinden de, kürtler araplardan, araplar kürtlerden nefret eder, sünniler yezidilerden, ....

    yani bir topluluk düşünün ki bunlar zayıf olmasına karşın birbirlerinin hiçbir şeyine saygı duyacak bir ortak toplumsal mütabakata varamamış, böyle bir ortak mütabakata varabilecek nitelikte bir zeka çıkaramamış insanlar bunlar. güdülenmelerini kontrol ederek makul denilebilecek bir politik zeka yerine, bunun hazırını sunan batı üzerinden diğerleriyle anlaşma yolunu tercih eden (tam da taraf tutmayan batının istediği gibi) dolayısıyla kendi komşusuyla etnik ya da mezhebi bir kaygıyla nefret ederken bu komşusuyla anlaşmak için abd'yle yani kendisinden fersah fersah okyanus ötesindeki bir ülkeyle temasa giren aptal insanların coğrafyasıdır ortadoğu.

    evet, ortadoğu aptaldır, çünkü dürtüleriyle davranır, çabuk gaza gelir, çabuk taraf olur ve sonunda bertaraf olur (bkz: taraf olan bertaraf olur) (bkz: hakikat)

    kendi aralarında kontrolsüz ilişkiler kurdukları için stabil bir medeniyet kuramayan bu coğrafyanın kaosu, kontrollü bir kaostur. bop ise kontrollü bir yapay düzendir, bugün bop'u bile gerçekleyemeyecek bir yol ayrımına gelindi, yani batılıların karıştırıp anasını bellediği ortadoğuya o denli çok nefret tohumu ekildi ki, şimdi onlar kendi düzenlerini bile tahsis edecek nitelikte politik figürler bulamıyor, ya da politik figürler olması gereken planları işleyebilecek nitelikte ülkelerini kontrol edemiyorlar.

    işte bataklık budur, kimsenin kimseyi dinlemediği, anlamadığı, anlamak istemediği, herkesin birbirini stereotiplerle çağırıp buna göre tavır aldığı, taraftarlığın her şey olduğu bir coğrafya. herkes kendi düşüncesini diğerine dikte etmek, silah ve güç yoluyla iktidar sahibi olmak istiyor burada. yani "bazen kazanmanın yegane yolu, kaybetmektir." cümlesindeki politik hakikati anlayamayacak insanlar, sorunların tek çözümü ise kaba kuvvet.
  • birkaç hafta önce kemal kılıçdaroğlu'nun kullandığı ve karşılığında ahmet davutoğlu'nun ortadoğu bataklık değildir, kutsal bir yerdir vs diye bir sürü süslü ve anlamsız cümleyle karşı çıktığı ama bugün de tayyip erdoğan'ın kullandığı tabir.
  • komşu bölgemizdeki fiili durumu tanımlayan tamlama.

    arap ülkelerinde bir demokrasi ya da öz yönetim kültürü maalesef gelişememiş. osmanlı sonrasında hep mezhepsel ya da sınıfsal öğeler iktidarları belirlemiş.

    ortadoğu ülkeleri dünyanın en zengin petrol kaynaklarına sahip olmalarına rağmen gelir dağılımı adaletsiz olmuş hep tiran tarzı monarşiler yönetimde olmuş.

    bunun değişmesinin tek yolu halkın bilinçlenmesi, ama bunun da pek oluru yok gibi.. tamamen kapalı devre bir hayat sunuluyor arap halklarına. internet, tv, vb. herhangi bir iletişim kanalları yok.

    üniversitede bir dersin finalinde sorulan soru, ortadoğu'ya demokrasi gelir mi? idi. bir elimde ortadoğu siyasi haritası diğerinde ortadoğu haritası, baktım soruya.

    teorik olarak yanıt, "gelir"di yanıtı ama ben pratiğini anlatıp gelmez demiştim, hala da aynı görüşteyim maalesef. o kadar alınacak yol var ama bu yolu alacaklarına dair ne bir çaba ne de bir umut ışığı var.

    ihvan, belki bir ışık olabilirdi, ama yine pratik konuştu ve sonuç ortada..

    türkiye ortadoğu'nun neresinde? her ne olursa olsun, ortadoğu ve türkiye'nin hikayeleri çok farklı.. türkiye'de osmanlı sonrası dönemde ağır aksak da olsa yürüyen bir demokrasi süreci var. mümkünse hep uzağında kalsın ortadoğu'nun.
  • bacasız sanayi, meşin yuvarlak gibi bişey olmuştur artık.

    "bokunu yediğim kal orda" demektir.
  • ortadoğu bataklığı denirken buradaki mevcut siyasal yapının paramparça oluşu, genel siyasi güvensizlik ve paranoyanın çatışan çıkarların sürekliliğini sağlaması, ortak bir konsensusa varmanın imkansızlığı, uzun vadeli bir vizyona dayalı siyasi birlikteliklerin olamayışı, üstüne üstlük tüm küçük oyuncuların ve piyonların, büyük oyuncuların (abd, almanya, rusya) telkinleriyle kolaylıkla saf değiştirebilmesi ve elbette ki terörün, savaşın ve şiddetin en önemli silahlardan biri olmasının yarattığı kaos kastedilir.

    saddam, maliki, barzani, pkk, ypg, ışid,... yani bu tüm oyuncular değişir ama kin ve nefret, bitmek bilmez kavgaların yarattığı sivil travmaların yeni küçük oyunculara gebe olması değişmez. bataklıktan kasıt bu, defalarca kafana bomba düşerse sen de bir yerde o bombayı atana kinlenirsin fakat senin bunu yapacağın önceden kestirilip o bombalar, zalim liderlere satılıyorsa, orada ciddi bir öngörüsüzlük, makul olamama ilkelliği ve yönetimsel bir beceriksizlik söz konusu.

    türkiye ortadoğu bataklığına çekilmek isteniyor dendiğinde benim aklıma "eyvah ortada sıçan olacağız" korkusu geliyor. geçtiğimiz günlerde suruç'taki patlama mesela, mesele ne ki? bir partinin önemli bir derdi var, kobani, diğer taraftan esad karşıtı politikalarla ortadoğuya ait bir terör örgütüne göz yumulduğu iddiaları dolaşıyor. her ikisi de sınır dışında, ve ilk defa son suruç patlamasında iki zıt kuvvetin kavgası sınırlar arasına taşınmış durumda. şimdi kime neyi anlatacaksın onca insan öldükten sonra, devletin sınırları içinde 30 kişinin öldüğü bomba patlıyor, birileri "burası benim" diyor, diğerleri de buna direniyor. adım adım girmişsin demek ki bu bataklığa, şimdi sınırların için sınır dışı muhatapların gövde gösterisine dönünce ne olacak, bu ülkeyi umursayan herkesin en büyük korkusu bu.