şükela:  tümü | bugün
  • fenerlileşen kürtlerin hala azinlikta olmasi sebebiyitiyle elimizde patlamiş bir ortalama sorunu.
  • toplumlari ve insanlari inceleyen bilim dallari (sosyoloji, antropoloji), bir toplumun tanimini yaparken genelleme yapmaktan kacinmazlar. ancak "genellemeyi nasil yapacagiz, genelleme yapmak dogru mudur, fazla genellesmeden en 'genel' tanim ne olabilir" de vaktinde siklikla tartisma konusu olmustur, halen daha da yer yer tartisilmaktadir. bu tur bilimleri okutan universitelerde de en populer "ilk ders tartismasi" budur dersek de abartmis olmayiz saniyorum.

    oyle ilginc birsey halini almistir ki eksi sozluk, bir toplumun "ortalamasini" almayi cok basit bir hale getirmistir. "ortalama turk insani nedir, nasildir?" sorusuna yanit arayan bir insanin, akademik calismalar disinda eksi sozluk'u de basli basina bir proje konusu, tez konusu haline getirmesi, kanimca cok mumkun ve mantikli birseydir. bu noktada soyleyecegim bircok seyin, daha onceden onlarca defa yazilip cizilmis olan "bir x olarak eksi sozluk" kaliplarina benzeyecegini de onceden soylemek istiyorum (ara: bir olarak eksi sozluk).

    birseyin populer olmasi, onun her zaman "orijinal" ve "ozel" olmasini gerektirmez. bir melodi, baska akimlardan etkilenmis olsa da, icinde bircok baska parcadan esintiler tasiyor olsa da kendi basina siyrilabilir, cok populer olabilir. birseyin herkese hitap etmesi de onu cok populer kilabilir, ille de "ozel" olmasi ve gipta ile bakilmasi, "keske ben de yapabilsem" dedirtmesi gerekmez.

    ancak eksi sozluk'un de vaktinde daha bir elitist bir yer olmus olmasi, daha bir ulasilmaz olmasi, insanlarin "keske ben de orada yazabilsem" demis olmalari, sozluk'un popularitesini inanilmaz olculerde arttirmistir. en basidinden kendi icindeki otokontrol mekanizmasinin, belli sozlugun konsept limitleri altinda gammaz-yazar-moderator ucgeni icerisinde isledigi donemlerde kalite de yuksek tutulmus, arada sirada kuyuya tas atan uc bes deli nedeniyle kimse kuyuya inmemis, hatta deli de taslan beraber kuyuya atilmistir. demek istedigim, vaktinde var olan mekanizma ile insanlar birbirlerini, herhangi bir "oy sistemi", "karma sistemi" gibi mekanik seyler kullanmadan denetleyebilmislerdir.

    vakit gectikce eksi sozluk ansizin bir nufus patlamasina sahne olmus (ki bu 2002 yilinda acilan yazar alimlarindan cok, ama cok daha fazladir, kiyas dahi kabul etmez, hepimiz biliyoruz) ve bu yazarlar arasindaki otokontrol sistemi, mekanik bir hal almak zorunda kalmistir. bu otokontrol mekanizmasina moderasyonu katmiyorum; yalnizca entry kalitesini katiyorum.

    bu nedenle de kimse "pencere" gibi bir nesneye "hayatin bilmemneresine bakmami saglayan portal" gibi bir tanim yazmamaya baslar olmustur. genelde bu tur nesneler hakkinda bir-iki nesnel ve yuzeysel tanim girildikten sonra, geri kalan hepsi, aethewulf'un da soyledigi gibi marjinal, ozel ve hatta kisiye ozel, "abstract" sekillerde oldugu icin, eksi sozluk daha bir siirsel doku kazanmis, yuzeysellikten siyrilinabilecek ve potansiyel olarak beyni daha fazla yoran bir icerige sahip olmaya baslamistir.

    ancak eksi sozluk'un birden bu kadar "genel bir ortam" olmaya basladigi, "acik kursu" haline gelmeye basladigi gunumuzde, nesnellik ve yuzeysellik almis basini gitmistir. anlasilmasi icin benyi yoran ile beyin gucu gerektirmeyen entrylerin sayisi esitlenmis, sozluk git gide "ortalama" bir hal almistir.

    benim de arada sirada yuzeysel entry girdigim oldugu gibi, beni sevindiren tek taraf bu mekanin halen daha tam anlamiyla 3:1 oraninda yuzeysel olmamasidir. su anda oran 1:1'dir ve tam bir ortalamadir kanimca, ancak yavas yavas 2:1 hatta 3:1 oranina gitmeye baslamistir.

    eksi sozluk, bu ortalamaya yaklasma olayi nedeniyle de bircok marjinal yazarini "kaybetmistir". iste asil korkutan sey budur. "marjinal" olarak adlandirdigimiz (dogru kelime secimi olmayabilir bu arada) yazarlar ve daha bir emek sarfeden yazarlar, bu ortalamalasma nedeniyle sozluge yazma isteklerini buyuk olcude kaybetmis, onlarin arasinda isteksizlik had safhaya ulasmistir. sozluk, bir otisabi, bir cheja, eyco, nuitari gibi yazarlar cikaramamaya, ote yandan da burayi "ozgurce yarak yazabilecegin yer" olarak tanimlayanlari da heveslendirmeye baslamistir.

    burasi, artik kaliteli yazar ureten, orijinal fikirler beyan eden ve hakikaten yorumu tanim haline getirebilen insanlar ureten bir atolyelikten cikmis, butun topluma hitap etmeye calisan bir fabrika halini almistir.

    ve bence bu cok uzucudur.
  • (herhangi bir konuda) (her iki yöndeki uçlarda bulunan) marjinal görüşlü azınlığın oluşturacağı bir grup, türkiye çapında popülerleşen bir ortamın içinde elitist bir biçimde değişmeden kalsaydı, klonların da yardımıyla ekşi'ye olan ilgi zaten zamanla azalacaktı. artı bu, değinildiği gibi, bakış açısında kısırlaşmayla sonuçlanabilirdi. dahası bu kapalılık, sözlüğün yönetimi faşist olsa da, temeli atan kodaman yazarların politik görüşlerine de (eşitlik, şeffaflık, genellikle solda, ucundan eğlencelik anarşizm) birebir zıt olurdu..

    gelelim 'olabilirdi-olmadılar'dan 'ne oldu' sorusuna. teorik ve pratik olarak, evet, sözlük ortalama genç bir türk insanına fikir (hurra rte, ibne federasyon vs.) ve davranış (ayara küfürle karşılık vermek, tartışma yetisi eksikliği vs.) olarak yakınsamakta, marjinalliğinden doğan popularite de nispeten azalmaktadır. sayılan nedenlere ek olarak bunun bir nedeni de, bir yazar çıkıp da "bu beyaz değil siyah" dediğinde, "hayır arkadaşım bizim köyde ona beyaz denir" diyebilecek insanın çoğalması olabilir.

    realist bakıştan pozitif psikanalize geçelim: bazı sivri köşeleri yontulan sözlük, standart sapması ufaldığı için, zarar görür mü? değişim iyi mi, kötü mü?

    cevap bakış açımıza bağlı. sözlükten ne bekliyoruz? "eheho sözlük yazarıyım, herkes beni tanısın sevsin, hatun kaldırayım oh hoh" fikriyatı devam mı etmekte? yoksa burası, uçarılıktan, bakış açısı üretmeye yönelmiş bir bilgi-iletişim-fikir kaynağı mı? tabii ki soldaki diyenler için burdan sonrası lüzumsuz.

    bilgi ve fikir kaynağı olarak, sözlükteki ortalama yazarın sokaktaki insana benzemesi, bence iyi. eskiyi düşünelim, sözlüğün güzel yurdumuza etkisini. birkac yüz insanın forum havasında kotardığı bir sitede edilen küfür yada atılan iftira/kötü sözler, gündemdeki insanları etkiliyor muydu? 1999'da sözlük dava edilmeyle tehdit edilir miydi? nayır.

    sözlüğün ortalamaya yaklaşması, (marjinallik kaygısı güdenler hariç) uçtaki yazarların faydasınadır. yeterince çok 'ortalama yazar' olması, karşıt fikirlerin layığıyla savunulması, sokaktaki insanın da görüşünün burda yer alması önemlidir. çünkü artık türk medya eşráfı, "aman canım 3-5 marjinal çocuk bize laf attı" diye bakamamakta, onları kendilerinden bile iyi savunan yazarların fikren yenilmelerinden korku duymaktadırlar. ortalama insanın bile karşı çıktığı durumlarda ise (show tv kökenli sarışın dişi kişiyi hatırlayalım), mevzu bahis kişi panik yaparak olayı kendisi büyütmektedir.

    evet iyidir ortalama insanın çokluğu. çokluk her zaman pislik getirmeyebilir; o basit ortamdaki iyi fikirler, tek başlarına olduğundan daha çok parlar. boş bir fezadaki tek bir yıldız dikkat çekse de, olay büyütülmez. bir milyon yıldız arasında görüldüğünde ise, romantizmin baş tacı edilir.

    ek: kör noktadaki fikirleri bulup çıkartan yazarların azalması ise, zamanla değişebilecek bir unsurdur. elbette hepimiz eski tanıdık simaların kaybolmasını istemeyiz. fakat ortalamaya yakınlaşma, yenilerinin türemesi için bir engel teşkil etmez. sırf popularite uğruna çıkıntılık yapacak kişiler, bu konjonktür sebebiyle buraya gelmeyecekse, bu, sözlüğe yararlı bir şeydir.

    (her cümlenin başında gizli bir imho kullanılmıştır.)
  • isim verilmekten kaçınılsa dahi, anlaşılan odur ki ortalamalaşan sözlük ekşi sözlüğün kendisi, neo-formu olmaktan ziyade sözlüğe altıncı neslin (bkz: altıncı nesil) bir hediyesi olmuştur. kritik nokta, sözlüğün altıncı nesle ait bir yan dal olarak uzaktan eli kolu bağlı izlediği, ne olacağını merak ettiği, kendini rehabilite etmesi için hiçbir yönlendirmede bulunmadığı ortalamalaşan sözlük -o kirli ve hızla büyüyen kitle- artık difüzyon aşamasına geçmiş bu aşamada sözlüğü ele geçirmekten uzakta olmakla birlikte onu bozmaya başlamıştır. "yapılması gerekenler" noktasına açık ve seçik biçimde gelinmiş olması, sözlükte uzun kollu, parmakları kuvvetli, çaylaklara şefkat göstermeyi bir tarafa bırakmış ve bir şekilde yazar olabilmiş çaylak ruhlu bünyeleri ayıklayacak kadar otoriter ve irade sahibi -belki de vicdansız ama objektif- bir üst yapının ortaya çıkmasını gerektirmektedir. buraya kadar kurduğum cümleler sevimli görünmemekle, bayağı uzun ve belki başı sonu birbirine zor bağlanan cümleler olmakla birlikte birer ahde vefa örneğidirler. ortalamalaşmaya giden yolda, ortalamalaşmanın olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilmesi bir önceliktir. sözlüğün bekasıyla ilgili olmamakla birlikte ortalamalaşan sözlük beyin tırmalamaktadır; tahrik edici, zihin kopartıcı, dumur etmeye haiz yönlerinden giderek uzaklaşmaktadır. ekşi sözlük popülerleştikçe, popülerleştiğini sokakta konuşulmasının, dergilere kapak olmasının, yazar ihraç etmesinin ötesinde değerlerini yıpratarak, bilinçaltına gizlediği "sözlüksel sözleşme"sine uymayarak kendine zarar vererek tecrübe etmektedir. bunu oturduğu yerden izlemesinin anlamı kalmamıştır. artık sözlüğün ortalamalaşması yönünde katkıda bulunanlar ve bunların kulaklarını -uzun entrylerle- çekenler arasındaki birbirinden bihaber entry yığma yarışından daha işlevsel, daha bir çıkış, yollar aranmalıdır.
  • sanırım en başa dönüp, üzerinde yoğun tanımlamalar ve çıkarımlar yapılan birikintinin ne olduğunu incelemek lazım ilk olarak. neymiş ekşi sözlük? yaratıcısı onu ne olarak görüyor?

    "acildigi tarihten* bugun*e kadar olu$umuna katkida bulunmu$ 1000'den fazla yazariyla, kendi icinde olu$turdugu alt-kulturuyle, "dogru" kavraminin aslinda ne kadar degi$ken olabilecegini ve bilgiye aslinda ne kadar farkli acilardan bakilabilecegini tamamen kontrolsuz bir$ekilde aciga sermi$, acildigi tarihten yillar oncesinde icimde tomurcuklari ye$ermeye ba$lami$* "tamamen alakasiz ve gereksiz fakat gigantic bir bilgi hazinesi"nin gercekle$mi$ ve teknoloji* sayesinde tahmin etmedigim kadar ust katlara ta$imi$ minik ve basit program parcasi..

    tum bunlarin di$inda sozluk olmasaydi* belki hayatim boyunca yuzunu bile goremeyecegim sevdigim bir cok insani tanima firsati yaratmi$, ayni firsati ba$kalari icin yarattigina defalarca $ahit oldugum, -eskiler bilir- beraber buyuttugumuz, icinde binlerce farkli ani barindiran, bir gun hacker'in biri gelip database'i silse, biri kodu calip unutsa da uzerimdeki etkilerinin* kolay kolay kaybolmayacagi, kaybolsa da asla unutmayacagim harikulade eser..."

    çok basit zihinsel süreçleri çalıştırarak buradan kısa bir sonuç çıkarmaya çalışsak, ekşi sözlük muhtemelen şöyle olurdu: "doğruluk kaygısından bağımsız olarak, var olan her şeye dair tanımlar ve örneklerin, en azından yasal sınırlar ölçüsünde ifade edilmesine imkan veren, ansiklopedik olma özelliğini öncelikle mizahi, daha sonra ise bireysel unsurlarla harmanlamış yazınsal bütünlük".

    bilgiye farklı açılardan bakılabileceğini kontrolsüz olarak sergilemesinden benim anladığım; kaynak olarak sözlüğe başvuran ve bu kaynağa kişisel yorumunu aktarabilme hakkına sahip olan bireylerin hemen hemen her birinin, birbirine karşı da olsa fikirlerini ve örneklerini sözlükte bulabileceğimizdir. ve yine aynı noktadan hareketle sözlük, başvuran kitlenin düşüncelerinin ortalama ne olduğuna dair fikir sahibi olmamızı sağlayabilecek şekilde bir bileşkedir. kendi içinde kontrolsüz harmanlanmasından dolayı denge sahibi olması beklenemez. ve çeşitli konularda sergilenen fikirlerin de hep aynı kanada/kuruma/zümreye ait olması da bu sebepten dolayı beklenmeyecek bir olaydır.

    bu noktada bence ipler kopuyor. yani sözlük denen oluşum, eğer ki bir konu hakkında hep aynı türden fikirlerin beyan edilmesini, ya da hep aynı düşünce yapısına sahip insanların bilgi aktarmasını zorunlu kılan ya da garanti eden bir organizasyon değilse, ve yine bu sözlük, söz konusu uç noktadaki insanların fikirleri ve düşünceleriyle kısıtlanabilecek miktarda konu başlığına yer vermiyorsa, akla gelebilecek her konu, her olay ve tanımla açıklanabilecek her "şey", sözlük bünyesinde rahatlıkla yer alma şansına sahiptir, bireyler de bunlara dair tanım ve örnek bildirme gibi bir ayrıcalık beklemektedirler. ipleri kopartan ise; belirli bir süre zarfınca hep kendi ilgisini çeken konular ve kendi düşünce yapısının uygun gördüğü kavramlar üzerinde, uygun gördüğü entelektüel seviyenin altına düşmeden fikir beyan etmiş bireylerin, aynı konularda veya kendilerinin pek de hazzetmediği ve hazmetmediği olgularda fikir beyan ediyor olmasını hoş karşılamaması olmakta. daha da ötesinde; bu eylemi gerçekleştiren insanları, öncesinde sözlük için mevcut olduğu farzedilen "toplum içindeki genel ortalamadan daha farklı insanların fikir beyan etmiş olduğu organizasyon" tanımının tarihe karışıyor olmasından sorumlu tutmaları. bunu nasıl yaptıklarına gelince; sokaktaki insan gibi amiyane bir tabirle sıkça nitelediğimiz, rastgele seçilmiş bir toplum mensubunun bir çırpıda sayacağı ve "ortalama" insanlara ait(burada benim fitilim kopuyor zaten) konuların, biraz önce bahsettiğim(ve eleştirinin yaratıcısından daha sonra sözlüğe dahil olan) kişiler tarafından sözlüğe eskisine nazaran daha fazla aktarılıyor olmasından hareket ediyorlar.

    ortalama denen tabirle ilgili bir sorun olduğunu, ya da toplum ortalamasının herhangi bir yanında olmaya dair bir eleştiri mevcut olmadığını umuyorum ben açıkçası. ortalamalaşma adı verilen bu garip durumdan rahatsızlık duyan kesimin, sözlüğün eski halini ortalamadan farklı bir halde kabul ettiğini varsayıyorum. okur olduğum dönemden hatırladığım kadarıyla; evet, sözlükte belirgin bir marjinal sol ses yüksekliği vardı, evet din savaşları yaşanmazdı çünkü yine agnostik veya din olgusuna inanmayan insan sayısının baskınlığı vardı, ancak bu durum, sözlüğü ortalama olmayan organizasyon kapsamına asla sokmuyordu. hatta biraz daha eşelersek, şu anda var olan bir çok gereksiz muhabbet, rahatsız edici çatışma ve bastırılmış cinselliğe dayalı eylem geçmişte de mevcuttu. sanırım bu noktada, kavramı ortaya koyanların "ortalama" konusuna da sıkı bir tanım getirmeleri gerekecek. ortalamadan kastedilenin ne olduğunu iyi anlatmak lazım.

    eğer ki sözlükteki ortalamalaşmak, sokaktaki insana yaklaşmaksa, sözlükten haberi olmayan ve gerek sosyal gerekse maddi sebeplerden dolayı belirli bir yaşantı döngüsüne takılıp kalan ve bu yüzden kendini geliştiremeyen insanların ortaya koyacağı birikime benzer bir birikimin sözlükte yer almaya başlamasıysa, bu hadiseden önce sözlükte var olan insanları yüceltme ve toplumdan yukarda tutma, kalanları ise aşağılama vardır kanaatimce.

    eğer ki ortalamalaşma, sadece bir veya iki düşünce tarzının kendi iç çeşitliliği değil, mevcut her türlü fikir yapısının iç çeşitliliğinden meydana gelen bir renk cümbüşü haline dönmekse, bundan yakınmak yanlıştır, çünkü ekşi sözlüğün yaratılış maksadında zaten bu yatmaktadır ve bahsedilen renk cümbüşünün tüm renklerini bir arada bulabilmektir sözlüğün asıl maksadı.

    eğer ki ortamalaşmak, yazınsal değeri olan eserlerden oluşan bir parçanın, araya yazınsal değer taşımayan minik parçalar eklenmesi sebebiyle homojenliğini yitirmesi ise, yine ekşi sözlük tanımıyla çelişmektedir. çünkü ekşi sözlük, kültür değişkenliği zemininde, mevcut bilginin kontrolsüzce(tabi ki bireylerin sosyal hakları ile sınırlı olarak) ve kültüre bakılmaksızın biriktirilmesi ve sergilenmesidir. yazınsal değer taşıyıp taşımaması, ait olduğu kültürün diğer kültürlerce kabul edilip edilmemesi pek bir bağlayıcılığa sahip değildir.

    ve en kötüsü, eğer ki ortalamalaşmaktan kasıt "benim gibi üst düzey zihinsel birikimlere sahip olmayan insanların sözlüğü basıp kalitesiz ve saçma sözleriyle ortalığı bataklığa çevirmesi" ise, sadece münferit bir düşünce aykırılığıdır. başka bir bireyde bu hezeyanın var olmamasını dilemekten başka bir şey de kalmaz, çünkü ekşi sözlüğün yapısı gereğince, acı da olsa, bu düşüncenin de burada barınma hakkı vardır.

    peki nedir ortalamalaşmaktaki rahatsızlık verici yan? sadece popülariteye sebep olan o eski marjinalliğin kaybolması mı? yoksa farklı bir şeyler mi var? ait olduğumuzu düşüneceğimiz bir organizasyonun mevcut etiketinde bir değişiklik olması mı endişelendirmektedir insanları? etiket aslında bu kadar değişmiş midir? sanırım bunu görmenin tek yolu, son birkaç aydır süregelen hızlı değişimin, iç evrimleşme ve seleksiyon sonrasında alacağı hali görmek, sözlüğün gidişatına ağırlıklı olarak yol veren ve birikimin büyük kısmının altına imza atanların oluşturduğu yolda atılan adımların temel maksattan uzaklaşmadan gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini izlemektir.

    ve bildiğim bir şey var ki; büyük bir taşı, küvete attığınızda, su seviyesi yükselir, toplam hacim artar, ancak toplam hacmin ne olduğunu görebilmek için önce dalgalanmanın durmasını beklemek lazım. dalgalanma durmadan kalkıp da "taşıyoruz, buranın tadı kaçtı" demek, gemiyi erkenden terk etmekten farklı değildir kanaatimce.
  • yeni gelen yazar çeşitliliğinin ortaya çıkardığı bir durum olmaktan ziyade; yeni gelenlerin kullandığı dil ve söylemin çok düz, basit ve saldırgan olmasından; eskilerin de yenilerle mücadele adına söylemlerini basitleştirmelerinden kaynaklanıyor olsa gerek kısmen.

    elbette bir maradona daha gelmeyeceği gibi dünyaya, bir otisabiya da idrismuhtefi de çıkmayacaktır sözlükten. çünkü artık sözlük yazarları, okumaktan ziyade yazmaya heves etmiş, daha önce yazılanları okuyup öğrenmektense hemen yazıp öğretmeye merak salmış, dinlemektense propaganda yapmayı iş edinmiş organizmalardan müteşekkil hale gelmiş.

    peki çözüm mü? alımların kapatılması ve soğanlar pembeleşinceye kadar ateşi hiç kısmamak.

    birkaç ay önce, sözlüğün bokunun çıkması konusunda yazışırken şunları söylemişti bir arkadaş. naklinde fayda görüyorum:

    "neden kendimi yorayım ki, ne olacak yani, ne işe yarayacak, kimsenin dinleyesi yok zaten, her dediğimi kötülemelerinden belli bu... yapmak gereken küsmek mi diyosun, güzel demişsin. yapmak gereken ne? bak şimdi kendimi neden yorup üstelik kendine ait bi fikri bile olmadığı için diğerinin fikrine kendine ait olmadığı belli olmasın diye sıkı sıkı sarılmış bağnazla uğraşayım, ne işime yaricak?"
  • 4 ortalama yapan insanlarin küçük iskender çiğliklarinin yankilandiği milenyum.