şükela:  tümü | bugün
  • bir gazetecilik klişesi. bu kalıpla, çok sıradan, çok normal bir durum aslında skandalmış gibi sunulur; örneğin, laylaylom, yani benim sözlük yazarlığım aslında "normal" bir şey iken, gazeteye şöyle yansıyacaktır:

    "geçtiğimiz gün lololo bar'da çok içip sokakta sızmış halde polislerce gözaltına alınan laylaylom'un ekşi sözlük adlı internet sitesinde de yazar olduğu ortaya çıktı..."

    eee ne var bunda... aslında ortaya çıkan bir şey yok. örneğin, gaipten bir yumurta ortaya çıksaydı, bunun için "geçtiğimiz gün gaipten bir yumurta ortaya çıktı" denebilir. ama zaten aylar yıllar önce ortaya çıkmış bir şeyin ortaya çıkması gibi bir şey felseye de, mantık'a da, sosyoloji'ye de, hele hele fizik'e hiç uymaz. akıl var mantık var.

    ortaya çıkan şey, bu kalıbı kullanan gazete(ci)nin o ortaya zaten çoktan çıkmış şeyi farketmesidir.

    esasında düzgün kalıp şudur:

    "geçtiğimiz gün lololo bar'da çok içip sokakta sızmış halde polislerce gözaltına alınan laylaylom'u haber yapan zürriyet gazetesinin laylaylom'un ekşi sözlük adlı internet sitesindeki yazarlığını yeni farkettiği ortaya çıktı..." çok komik dimi?

    bu ortaya çıktı zevzekliğinin korkunç bir örneği bugünkü vakit gazetesinde:

    "yayınladıkları bir bildiriyle iktidarı ve kur'an öğrenimine özgürlük getirmeyi amaçlayan yasa maddesini eleştiren profesörlerden 2'sinin chp, 1'inin komünist, 1'inin de dehap-shp ideolojisine mensup oldukları ortaya çıktı"... *

    görüyor musunuz skandalı..! biri gomonist, bir cehape, bir dehap, biri de sehapeliymiş bunların... ulan neler çıkarmışlar be...

    kızgınlığımı dizginleyip, olması gereken cümleyi kuruyorum:

    "vakit gazetesinin yayınladıkları bir bildiriyle iktidarı ve kur'an öğrenimine özgürlük getirmeyi amaçlayan yasa maddesini eleştiren profesörlerden 2'sinin chp, 1'inin komünist, 1'inin de dehap-shp ideolojisine mensup olduklarını yeni öğrendiği, bunu da manşetine taşıdığı ortaya çıktı. aynı gazetenin köktendinci- aşırı milliyetçi bir çizgi izlediği de ortaya çıkanlar arasında. "
  • bir klişe. “şöyle böyle çıktı”

    klişe-sözceler, söz kalıpları, ilke olarak yavandır, aklı ve tahayyülü dondururlar. basite indirgemek, “sadede gelmek” adına sözü edilen olayın ya da kişinin özgüllüğünü iptal eder, ayrıntıda boğulmamak adına ayrıntıları, incelikleri boğarlar. klişeler, kalıplar, haksızlığın, iftiranın, karalamanın, en iyi ihtimalle yüzeyselliğin pususudur.

    biliniyor ya, medya dili kalıplarla iş gören, klişe üreten bir dildir. zira klişeler özetleme kolaylığı sağlar, çok defa çarpıcılık sağlar, medyaya da sözün öylesi lâzımdır.

    bu nedenle medya eleştirisi, ister “profesyonelce” ya da siyasî bir takıklık icabı olsun, ister “vatandaşça” okur/bakar uyanıklığının bir parçası, klişelere kapılmamak gibi yorucu bir tetikliği elden bırakmamalıdır. bilgiyi, algıyı klişelerin vandalizmine teslim etmemek için gereklidir bu. dahası, klişeler, medyanın kronik zihniyet bozukluklarını açıkça ortaya seren âletlerdir.

    velhâsıl, medya eleştirisine hasredilmiş medyakronik gibi bir platformda, “bir klişemiz var” köşesi ihdas ederek medyanın yerleşik klişelerini sıradan geçirmek isabetli olurdu. görece masum bir klişeyi numune olarak alalım, bir idman yapalım.

    evet, bir kalıbımız var: “şöyle böyle çıktı”!

    yakın zamanlardan dört örnek verelim:

    mhp içel milletvekili ali güngör, insanların nesebiyle ilgili “imâlarda” bulunup mhp yönetimi için bile tahammül edilmez haline geldiğinde, onun hakkında büyük gazetelerde yer alan, “katil zanlısı çıktı” meâlinde başlıklar.

    meclis kavgasında dyp’li fevzi şıhanlıoğlu’nun ölümüne sebebiyet verme suçundan zanlı görülen mhp osmaniye milletvekili osman kundakçı hakkında 4 şubat tarihli milliyet’te yayımlanan (anka mahreçli) haberin başlığı: “ülkücülerin silahçısı çıktı”.

    10 ocak günkü yeni şafak ve hürriyet’in, medyakronik’te de işlenen haberleri: “kapkaççı tikko’cu çıktı”.

    8 ocak pazartesi günkü hürriyet’in ilk sayfa haber başlığı: “memoli’nin babası eski tüfek çıktı”.

    neler görüyoruz?

    birincisi, bir araştırmacı-incelemeci gazetecilik simülasyonu görüyoruz. ince ince araştırılmış, arşivlere dalınmış, “duyumlar” toplanmış... mış gibi yapan bir söz kalıbı bu. oysa hiç de öyle değil. 1, 2, 4 numaralı örneklerde, zaten âyan beyan ortada olan bir malûmat söz konusu. ali güngör’ün katil zanlısı olduğu necdet güçlü olayı, uğur mumcu’nun kitabında (yani hiç de kenarda köşede olmayan bir kitapta) yer alır ve zaten daha önce birkaç kez basında konu edilmişti. osman kundakçı’yla ilgili haberde, yayımlandığı 1980 yılından beri ülkücü terörle ilgili meselelerde hep başvurulan ali yurtaslan’ın itiraflar kitabına dayanılmış. “memoli” alabora’nın, tiyatrocu mustafa alabora’nın oğlu olduğu vakıası da, zannederim ulaşılması, akledilmesi, tahmin edilmesi fazla müşkül bir data olmasa gerek. velhâsıl, “kolay” bilgiyi ancak gazeteci selâhiyetiyle erişilebilecek bir “zor bilgi” gibi gösterme ucuzluğu vardır burada.

    ikincisi, bu söz kalıbında, belirgin bir yönlendirme (manipülasyon) saiki görüyoruz. öyle ya, nicedir bilinen, bilinebilen bir veri, neden belirli bir zamanda “çıkıveriyor”? geçmişinde cinâî olaylara karıştığına dair ciddi şüpheler olan bir milletvekilinin adlî sicili, bu sicil bilgisine pekâlâ vakıf olunmasına rağmen, başka bir vesileyle “enteresanlık” kazanmadığı takdirde gömülü kalabiliyordur, üzerinde durulmuyordur demek ki... nitekim de öyledir.

    üçüncüsü, bu “şöyle böyle çıktı” klişesinde aşikâr bir güvenlik soruşturması üslûbu görüyoruz. zaten bir çok örnekte, “şöyle böyle çıktı” malûmatı, polis sızdırmasına/yönlendirmesine, ya da özel bir yönlendirme bile gerektirmeyecek ölçüde ilgili “servislerce” içselleştirilmiş polis bakış açısına dayanır. yukarda sıralanan vakaların üçüncüsü, bunun tipik bir örneği. polisçe yakalanan bir kapkaççının üzerinde bulunan silahın zeytinburnu ülkü ocağı’na yönelik bir saldırıda kullanıldığı saptanıyor; bunun üzerine yeni şafak ve hürriyet şahsı derhal “örgütleyerek” tikko’cu ilan ediyorlar! yani, kapkaççı tikko’cu çıkıyor.

    dördüncüsü, dedikoducu bir tını görüyoruz bu klişede. “bak görüyo’ musun, meğer o da falan-filanmış aslında...” ağzı... tartışılamayacak, yanlışlığını anlatmaya kalkışanda sinir bırakmayacak bir “ifade şekli”.

    beşincisi, sürat manyağı olmuş, ânın esiri bir medyadan söz ettiğimize göre pek tabii, hafızasızlık görüyoruz. ali güngör’ün her seferinde “aa, katil zanlısı çıktı” diye yeni baştan hatırlanmak zorunda olması sadece “hükümeti kollama/mhp’ye gözyumma” etkenlerine, yani bilinçli bir örtbas etmeye bağlı değil çünkü; siyaset sahnesindeki figürleri geçmişleriyle birlikte bilen, hatırlayan, izleyen gazeteci/muhabir/yazıişleri editörü kıtlığıyla, çünkü artık böyle eleman gerekmemesiyle de ilgili.

    altıncısı, basbayağı cehalet görüyoruz, cehalete övgü görüyoruz. yılların tiyatro sanatçısı mustafa alabora’yla (derya alabora dahil, tiyatrocu alabora ailesiyle) tv starı mehmet ali alabora’nın bağıntısını, “memoli” hadisesi çıktıktan bir yıldan fazla zaman geçtikten sonra kurmak... bu bağıntıyı “...çıktı” klişesiyle, yani zaten kolay kolay bilinmeyecek, bilinmemesi normal bir şey olarak sunmak... ilâveten bir klişe daha: “kim bilir (kim takar) mustafa alabora’yı” diye düşünerek, “babası eski tüfek çıktı” klişesi: mustafa alabora’yı kendince yapıp ettikleri olan bir kişilik olarak saymadan, tiyatro emeğine bir değer vermeden, “eskilerde solculuğa bulaşmışlardan biri” çuvalına atmak... gerçi bu başlık, “normal olarak”, memoli farzımuhal ermeni ya da kürt meselesiyle ilgili nâhoş bir şey söylediğinde atılacak türden bir başlık: “vaaay, bak babası da zaten filanlardanmış...” teselli, sözkonusu haberin masum bir magazin çeşnisinden ibaret olmasındadır.

    düşünün ki bu hafif bir ter idmanıydı, pek masum bir klişeye baktık...

    tanıl bora.

    not: entryleriyle aşırı milliyetçileri kızdıran laylaylom türk solu yazarı çıktı.
  • yalanlarla da işi götürmek mümkün bu kalıpla. çünkü bu kalıbın gücü o denli yüksek ki, yalan dahi olsa inandırıcı bir tat-doku- bırakıyor.

    örneğin;

    "ekşi sözlük yazarı gari'nin gerçek hayat dergisinin editöryasında çalıştığı ortaya çıktı."

    gel de inanma şimdi...
  • 'ortaya çıktı', hâlihazırda 'malûm' olanın medya tarafından polisiye bir lisânla sunulup kitleye servis edildiğinde ihbar/hedef gösterme arasında salınan bir uydurmaca kalıbı olmakla beraber, "haber bulamıyorsan haber yarat"* sözü uyarınca bir kandırmaca da.

    ayrıca bir kalecinin yapıp yapabileceği en büyük hata gelen ortaya çıkıp çıkmamak arasında kalmaktır.*

    misal;

    şok şok şok!!! flash flash flash!!! osasuna kaynaklı laylaylombelico del mondo'nun yazdığına görewednesday'in kayserili bir kültürel etüdçü olduğu ortaya çıktı!

    imza: idris saruhan
  • çizmemi boyadım, fırçaladım, cilaladım, kara yılan gibi ortaya çıktı. şimdi gösterişli ve jartiyerimsi olan çizme zamanında besbelli iktidar hatta zulüm simgesiymiş. kanlı çizmeler...

    (bkz: ortaya çıkmak)
    (bkz: ortaya çıktı haberciliği)